Taşıyanın Sorumluluğu -

Taşıyanın Sorumluluğu

0 35

Uluslararası Taşıma Sözleşmesi, CMR Konvansiyonu, Taşınan Malın Bozulması, Taşıyanın Sorumluluğu, Sınırlı Sorumluluk, Sözleşme Serbestisi:

Taşıyan, akdettiği navlun sözleşmesi nedeniyle taşıdığı yükle ilgili sorumluluk altına girer. Taşıyanın navlun sözleşmesi çerçevesinde yükümlü olduğu en önemli borçlar şunlardır:

1. Yükü muhafaza borcu (TTK m. 1061): Taşıyan yüklemede, istifte, taşımada ve boşaltmada tedbirli bir taşıyanın özenini göstermekle mükelleftir. Bu sorumluluk emredici nitelik taşır, taşıyan ilke olarak bu sorumluluğunu kaldıramaz veya hafifletemez. Taşıyan TTK m. 1062 gereğince gemi adamlarının kusurlu fillerinden de sorumlu olur. Ancak, gemi adamlarının yangına sebep olan bir kusuru ya da geminin sevk ve idaresine ilişkin teknik kusuru varsa ve taşıyanın bu konuda bir kusuru yoksa taşıyan için bu iki hal mutlak sorumsuzluk sebebidir. Konişmentoya taşıtan tarafından yükün cins ve kıymetinin yanlış bildirilmesi halinde de taşıyan sorumlu değildir.

2. Gemiyi elverişli halde bulundurma borcu (TTK m. 1019): Geminin yolculuğun başlangıcında taşıyan tarafından denize, yola ve yüke elverişli halde tutulması gerekmektedir. Taşıyanın bu hüküm gereğince sorumlu tutulabilmesi için, elverişsizlik durumunun yüklemenin başladığı an ile geminin yola çıkacağı an arasında mevcut olması gerekmektedir.

TTK m. 1063 uyarınca taşıyan için muhtemel sorumsuzluk halleri de mevcuttur: 1. Deniz tehlikeleri 2. Savaş 3. Deniz korsanlarının müdahaleleri 4. Mahkeme ve kamu kuruluşlarının tasarrufları 5. Yabancı limanlardaki çalışma engelleri 6. Yükletenin yol açtığı zararlar.

Taşıyanın sorumluluğuna ilişkin emredici hükümler: TTK m. 1114, 1061, 1062, 1067, 1019 ve 1061 ilke olarak daima emredicidir. Emredici hükümlerin istisnaları müşterek avarya anlaşmaları, canlı hayvan taşıma, güverte yükünde mevcuttur.

Yükün hasarlanması ve zayi olması durumunun navluna etkisi: 1. Kaza nedeniyle oluşan zayiden, ne taşıyan ne de taşıtan kusurlu ise navlun alacağı düşer. 2. Taşıyanın yardımcılarının kusurlu hareketleri sonucu yük kaybı olmuşsa ve taşıyanın sorumlu olduğu bir hal varsa, navlun alacağı baki kalır, ancak taşıyan tazminat ödemekle yükümlüdür. Taşıyanın sorumlu tutulamadığı bir hal varsa navlun alacağı düşer.

Navlun borçlusu taşıtandır, meğerki konişmentoda navlun borçlusu gönderilen olarak belirlensin ve gönderilen yükü teslim alsın. Taşıyan navlun alacağını hapis hakkı ve yük alacaklısı hakkı ile iki şekilde güvence altına alır. Taşıtan ya da gönderilen navlun borcunu ödemezlerse taşıyan teslimden sonra 30 gün içinde mahkemeye veya icra takibine başvurabilir.

Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

5718 sayılı Kanun’un ”Kapsam” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.
(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır. “

5718 sayılı Kanun’un ”Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuk” kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

“(1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir.
(2) Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabilirler.
(3) Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir. Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir.
(4) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme, bu hukuka tâbi olur.”

5718 sayılı Kanun’un ”Eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler” kenar başlıklı 29. maddesi şöyledir:

“(1) Eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tâbidir.
(2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde, sözleşmenin kuruluşu sırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemenin veya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülke ise bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve sözleşmeye bu ülkenin hukuku uygulanır. Tek seferlik charter sözleşmeleri ve esas konusu eşya taşıma olan diğer sözleşmeler de bu madde hükümlerine tâbidir.
(3) Hâlin bütün şartlarına göre eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye bu hukuk uygulanır.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/12/2012 tarihli ve 2011/14445, K.2012/21016 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

…Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının Alaşehir’den ithal veya karayolundan ücret karşılığı taşımak üzere teslim aldığı taze kirazların uğradığı hasarın sebebi olarak aracındaki soğutucu sistemin arızalı olduğu, bu nedenle kirazların organoleptik değişim gösterdiği beyan edilmesi karşısında davalı tarafından kendisini sorumluluk altına sokan bu beyanlara karşı bir açıklama getirilmediği, kirazda meydana gelen hasarın nedeni hakkında bir beyanda bulunulmadığı, davalı taşıma şirketinin şoförünün huzurunda cereyan eden kirazların hasara uğradığı olgusunun açığa çıkması karşısında aksine bir durum var idi ise tacir olmasının bir gereği olarak basiretli davranıp özel bir ekspertiz şirketine müracaat edip hasar tespiti yaptırmadığı, kirazları teslim alırken yüklemeye en azından nezaret etme yükümlülüğü altında olan davalının dış alıcının varma yerinde yükle birlikte giden, uluslararası hamule senedi üzerine nakşettiği ihtirazi kayıt gibi gönderene imzalayıp verdiği, hamule senedine kirazlarda hasar bulunduğu yönünde ihtirazi kayıt da düşmediği, gerekçesiyle CMR’nin taşımacının sorumluluğu başlığı altındaki 17-29 maddeleri karşısında davalının zamanaşımı, hasar tespiti, zarar miktarı konularındaki itiraz ve beyanları yerinde görülmemiş, davalı taşıma şirketi lehine tesis edilen sınırlı sorumluluk karinesinden aleyhinde ileri sürülen aracındaki soğutucunun arızalı olduğu, kirazların bu nedenle bozulduğu yönündeki iddialara karşı, aracındaki soğutma sisteminin arızalı olmadığını kirazların taşıma esnasında hasara uğramadığını kanıtlayamadığı, sınırlı sorumlu halinin ortadan kalkmasının sonucu olarak taşıyıcı şirketin davacının gerçek zararını ödemek zorunda olup, zaman aşımı süresinin 1 yıl değil 3 yıl olduğu, davacının gerçek zararının ihraç ettiği kirazların hasara uğraması sonucunda fiyat indirimi yapılarak satılması suretiyle meydana geldiği, davalının aracındaki soğutucu arızası olmasa idi davacının gerçekleştirdiği ihracat sonucunda 54.632 € ihracat bedeli hesaplarına kaydedilmiş olacakken soğutucu arızası nedeni ile 18.720 € eksik tahsilat yaptığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 18.720 € nun dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 33.800,00 TL’nın işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, uluslararası taşıma sözleşmesine dayalı olarak oluşan hasar bedelinin taşıyıcıdan tahsiline ilişkin olup, mahkemece, ihraç konusu kiraz ürününün bozulmasına makul bir açıklama getirmeyen taşıyıcının CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesi uyarınca, sınırlı sorumluluk hakkından yararlanamayacağı, bunun sonucu olarakta taşıyıcı şirketin davacının gerçek zararını ödemek zorunda olup, zamanaşımı süresinin 1 yıl değil 3 yıl olduğu yönünde tanzim edilen bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de; ağır kusurun sebebi olarak kabul edilen kararlaştırılan ısıda taşımama olarak benimsenen gerekçenin davalı taşıyıcı açısından kasıt ya da kasda eşdeğer kusur olarak kabulü mümkün değildir. CMR Konvansiyonu’ nun 32/1. maddesine göre, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların, 1 yıl içerisinde açılması gerekir. Yine, aynı Konvansiyon’ un 32/1-a maddesine göre zamanaşımı; kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde teslim etme tarihinden itibaren başlar. Somut olayda hasar gören yükün teslim tarihi 11.07.2005 olup yukarıda açıklanan kurallar gereğince zamanaşımı süresi 11.07.2005 tarihinde başlamış ve görülmekte olan dava ise 01/03/2007 tarihinde harcın yatırılması suretiyle açılmış olduğuna göre, CMR 32. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir…

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/11/2012 tarihli ve 2011/12992, K.2012/19154 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

…Mahkemece, emtiada meydana gelen zarardan dolayı davalı taşıyıcının sorumlu olduğu, ancak davacı tarafından Gümrük Müdürlüğü’ne ve taşıyıcıya ödeme yapıldığına ilişkin başkaca belge ibraz edilemediğinden, bunlara ilişkin masrafların ispatlanamadığı gerekçesiyle, 27.374,72 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, karayolu ile yurt dışı taşıma sözleşmesinden doğan, hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. CMR 32/1-a maddesine göre, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıllık süre içerisinde açılması gerekmektedir. Ancak bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Mahkemece, davalı taşıyıcının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, malın olması gereken sıcaklıktan daha düşük sıcaklıkta taşınmasının, bilerek kötü niyetli davranma olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davalının zamanaşımı def’inin yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 3/11/2011 tarihli ve 2009/13290, K.2011/14899 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

…Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yüke ilişkin dolaşım sertifikası, gümrük çıkış beyannamesinde ve kontrol belgesinde domateslerin uygunsuzluğuna ilişkin bir açıklama olmadığı, taşıyıcının taşıma sözleşmesi ve hamule senedinde belirtilen +6 derecelik taşıma ısısına uymadığının da dosya içeriği ile sabit olduğu, ancak hasar yerinde hasar durumuna ilişkin bir rapor düzenlenmediğinden, hasar durumu ve miktarı tam olarak tespit edilmediği, hasarın sadece, uygun ısıda taşıma yapılmamasından değil, toplama, ilaçlama, depolama, sandıklara yerleştirme, olgunluk derecesi ve firigorifik cihazın açılmasına rağmen, teslim alınmayarak araç içerisinde 4 günden fazla kalması ile de oluşabileceği, CMR 17/5 madde hükmüne göre, taşıyıcının hasar sebeplerinden hasar yaptıkları katkı oranında sorumlu tutulabileceği, bilirkişi raporuna göre taşıyıcının hasarın %25 inden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.650 Euro’nun dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kurunun TL üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, taşıma akdinden kaynaklanmakta olup uyuşmazlığa (Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi) CMR’nin uygulanması gerekir. CMR. 17/1.maddesi uyarınca kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vukubulacak hasardan mesuldur. Davaya konu olayda, davalı taşıyanlar tarafından sertifikalı domates emtiası taşınmak üzere teslim alınırken herhangi bir ihtirazi kayıt koyulmadığı ve varma yerinde de ürünün bozulduğu sabit olduğuna göre davalı taşıyanların hasarının kendilerinin sorumlu olmadığı bir nedenden meydana geldiğini kanıtlamaları halinde sorumluluktan kurtulmaları mümkün olup, davalılar davada bu hususu kanıtlayamamıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporları tamamen varsayıma dayalı olup, bozulmanın nedenleri de bilimsel verilere dayalı olarak belirlenmemiştir. Zira dosyada bulunan Tarım Bakanlığı Bitki Sağlığı Sertifikası uyarınca ürünler sağlıklıdır. Bu itibarla mahkemece davalıların CMR 17/1. maddesi uyarınca ihtirazi kayıtsız aldıkları emtiadaki hasarın kendilerinin sorumlu olmadığı bir nedenden ileri geldiğini ispat edemediğinin kabulü ile hasarın davalı taşıyanların sebep olduğu kusur nedeniyle oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/9/2006 tarihli ve 2005/6097, K.2006/9018 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

… Mahkemece, taşıma, hasar ve sigorta belgeleri ile bilirkişi raporuna dayanılarak, taşınan emtianın ambalajında ve taşıma senedinde taşımanın (+2) ila (+8) derecede yapılması gerektiğinin yazıldığı, bu durumda Varşova Konvansiyonu’nun 25. maddesince taşıyanın sınırlı sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gibi TÜRK SİVİL HAVACILIK KANUNU’nun 124. maddesine uygun ihtirazi kayıt konulmadığından sorumluluk karinesinin aksinin dayalı taşıyanca ispatı gerektiği, oluşan zararın (228.426.859.437)TL olduğu, davacının diğer davalıya yönelik husumet iddiasından vazgeçtiği gerekçesiyle davanın davalı M. A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taşımanın tabi olduğu Varşova Konvansiyonu’nun 26. maddesi hükmüne uygun hasar ihbarı yapılmış olmasına ve sigortalı emtianın 2-8 dereceler arası ısıda taşınması gereğinin hem ambalajlar üzerinde yazılması hem de taşıma senedinde özel bir tasıma sartı olarak kararlaştırılmış olması karşısında taşıyanın bu şarta uymamasının varit görülmesi halinde anılan Konvansiyon ‘un 25. maddesi hükmünce taşıyan veya onu temsil edenlerin bilerek yol açtıkları ziya veya hasardan dolayı sınırlı sorumluluktan yararlanma olanağının kalkacak olması nedeniyle davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hükmün dayandırıldığı hukukça bilirkişi raporunda temel veri olarak esas alınan 18.07.2002 tarihli ekspertiz raporunda sigortalı emtianın taşındığı her bir karton koli içinde yer aldığı saptanan ısı ölçüm aygıtının (data/ogger) çalışma prensipleri, teknik mekanizması, ısı ölçüm ve tespitini gerçek zamanlı olarak yapıp yapmadığı, bu aygıtın derlediği verilerin sonradan yapılacak müdahale ile geriye dönük olarak değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı, 2-8 derece arası muhafaza zorunluluğuna uyulmayan sürelerin taşıma veya davalı taşıyanın sorumlu olduğu kesitte mi yoksa taşıma öncesi veya sonrası gümrük evresinde mi meydana geldiğini sözü edilen aygıt üzerinde teknik uzmanlığı bulunan bir bilirkişiden alınacak raporla aydınlatılması ve sonucuna göre davalının sorumlu olup olmadığı belirlenmeden eksik inceleme ve uzman olmayan bilirkişi raporu ile yetinilmesi doğru görülmemiştir…

Uluslararası Sözleşmeler
a. CMR Konvansiyonu
CMR Konvansiyonu’nun “Uygulama alanı” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“1. Bu anlaşma, sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ile teslim için belirlenen yerin iki ayrı ülkede olması halinde, ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her sözleşmeyi kapsar. Bu ülkelerden en az birinin âkit ülke olması zorunludur.
2. Bu anlaşmanın uygulaması bakımından “taşıt” sözcüğü 19 Eylül 1949 tarihli Yol Trafiği Anlaşması 4 üncü maddesinde tarif edilen, motorlu taşıtlar, dizi halinde taşıtlar, römorklar ve yan- römorklar anlamına gelir.
3. Bu Anlaşma kapsamındaki taşıma, devletler, devlet kurumlan veya devlet kuruluştan tarafından yapıldığı hallerde de uygulanır.
4. Aşağıdaki durumlarda anlaşma uygulanmaz.
a) Uluslararası posta anlaşmalan gereğince yapılan taşımalarda,
b) Cenaze taşımalannda,
c) Ev eşyası taşımalarında,
5. Akit Taraflar, iki veya birkaçı arasında yapacaklan özel anlaşmalarla bu anlaşma hükümlerini değiştirmemeyi kabul ederler. Ancak, anlaşmayı sınır trafiğine uygulamamak veya tamamen kendi ülkeleri içindeki taşıma etkinliklerinde yükler üzerinde hak iddia etmeye yarayan sevk mektubunun kullanılmasına izin vermek gibi durumlar bunun dışındadır.”
CMR Konvansiyonu’nun “Taşımacının sorumlu olduğu kişiler” kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
“Bu anlaşmanın uygulanması yönünden taşımacı, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden, sanki, bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır.”

CMR Konvansiyonu’nun “Taşımacının sorumluluğu” kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

“1. Taşımacı, yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur.
2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değilde, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahutta taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geliyorsa, taşımacı sorumlu tutulamaz.
3. Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahutta çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayı sorumludur.
4. Madde 18 paragraf 2 ila 5’e uygun olmak üzere kayıp veya hasar durumları aşağıda belirtilen koşullardan bir veya bir kaçının doğal sonucu olan özel risklerden doğmuş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.
a) Kullanılmasında anlaşmaya varılmış ve sevk mektubunda açıkça belirtmiş olduğu üzere, madeni levha ile kaplanmamış açık taşıtlar kullanılması,
b) Ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması veya hatalı ambalajlanmış olması,
c) Yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması,
d) Özellikle kırılma, paslanma, çürüme, kuruma, normal fire yahut da güve ve haşarattan kısmen veya tamamen zarar görebilecek malların özelliği,
e) Sandık veya paketlerin üzerindeki marka veya numaraların yetersiz veya hatalı oluşu,
f) Canlı hayvan nakli,
5. Kayıp, hasar ve gecikmeye neden olan faktörlerden bazıları bakımından bu maddeye göre taşımacının sorumlu olmadığı hallerde, yine maddeye göre sorumlu olduğu faktörlerin kayıp, hasar ve gecikmeye yaptıkları katkı oranında sorumlu olacaktır.”

CMR Konvansiyonu’nun 18. maddesi şöyledir:

“1. Kayıp hasar ve gecikmenin madde 17 paragraf 2 de öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlamak taşımacıya aittir.
2. Taşımacı, durumun koşullan bakımından kayıp veya hasarın Madde 17 paragraf 4 de öngörülen özel risklerin bir veya daha fazlasına atfedilebildiğini belirlediğinde, bunların bu nedenlerden ileri geldiği kabul edilir, hak iddia eden kimse, kayıp veya zararın bu risklere kısmen veya tamamen bağlı olmadığım kanıtlamak hakkına sahiptir.
3. Anormal bir noksanlık veya sandık yahut da paketlerde bir kaybolma olduğunda, kayıp veya hasarın Madde 17 paragraf 4 (a) da belirtilen durumlardan ileri geldiği varsayımına dayanan hüküm uygulanmaz.
4. Eğer taşıma malın sıcağa, soğuğa, ısı derecesindeki değişmelere ve rutubete karşı koruyacak şekilde donatılmış taşıtlarla yapılıyorsa, taşımacı Madde 17 paragraf 4 (d)’deki avantajdan faydalanmayı talep edemez. Ancak, bu tür donanım seçilmesi ve kullanılması ile ilgili olarak kendisine düşen önlemleri aldığım ve verilen özel talimata uyduğunu kanıtlarsa böyle bir istemde bulunabilir.
5. Taşımacı kendisine düşen bütün önlemleri aldığını ve verilen özel talimata uyduğunu kanıtlamadıkça madde 17 paragraf 4 (f) deki avantajdan yararlanmayı isteyemez.”

CMR Konvansiyonu’nun 23. maddesi şöyledir:

“1. Bu anlaşmanın hükümleri gereğince bir taşıyıcı, yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğundan, bu tazminat yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanır.
2. Malın kıymeti, ticaret borsası fiyatına göre saptanır. Eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre bir tespit yapılır. Eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatı mevcut değilse, tespit aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göre yapılır.
3. Tazminat, noksan olan brüt ağırlığın beher kilogramı için 25 frangı geçemez. Frank bir gramın 10/31’i ağırlığında safiyeti binde 900 olan altın franktır.
4. Yükün taşınması dolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malın tamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödenir. Kısmen kaybolma halinde ise karşılaşılan zarar oranında ödeme yapılır. Bunlar dışında başka tazminat ödenmez.
Gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat öder.
5. Madde 24 ve 26 gereğince malın değeri veya teslim süresi için ödenecek özel faiz söz konusu olduğu edilmiş ise daha yüksek tazminat istenebilir.”

CMR Konvansiyonu’nun 24. maddesi şöyledir:

“Gönderici anlaşmaya varılacak belirli bir ücret karşılığında, sevk mektubunda Madde 23 paragraf 3’te belirtilen sının geçen bir değer beyan edebilir. Bu takdirde, beyan edilen değer bu sınırın yerine geçer.”
CMR Konvansiyonu’nun 25. maddesi şöyledir:
“1. Zarar ve ziyan olayında taşımacı, yükün madde 23 paragraf 1, 2 ve 4 gereğince belirlenen değerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli öder.
2. Gerçekte tazminat şu miktarları aşamaz:
a) Eğer gönderilen malın tamamı hasara uğramış ise, tamamı kaybolduğunda ödenmesi gereken miktar,
b) Eğer gönderilen yükün bir kısmı hasara uğramış ise eksilen kısmı için ödenmesi gereken miktar.”

CMR Konvansiyonu’nun 26. maddesi şöyledir:

“1. Kaybolma, hasar veya kararlaştırılan zaman süresinin aşılması halinde gönderici, belirlenecek bu ücret ödenmesi karşılığında, teslim süresi için ödenecek özel faizin miktarını tayin eder ve bunu sevk mektubuna yazar.
2. Teslim süresi için özel bir faiz ödeneceği beyan edilmiş ise, 23, 24 ve 25 nci maddelerde öngörülen tazminattan ayrı olarak, kanıtlanan fazla zarar ve ziyan için beyan edilen miktara kadar tazminat istenebilir.”
CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesi şöyledir:
“1. Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü hareket eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu dışlayan veya sınırlayan yahut da kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz..
2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından yahut da taşıma işinde kullandığı başka kişiler tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller, çalışanlar ve diğer kişiler kişisel sorumlulukları yönünden 1 inci paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar.”

b. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”

Anayasa Mahkemesi; “Bu çerçevede üçüncü kişilerin, kusurlu davranışlarla mülke zarar vermeleri hâlinde devletin yargısal sistem kurma yükümlülüğünün bu zararın karşılanmasını sağlayacak nitelikte olması gerekir. Diğer taraftan özel kişiler arasındaki sözleşmesel yükümlülüklerin ihlali sebebiyle mülke verilen zararların karşılanmasında ise özel hukuk ilişkilerine hâkim olan sözleşme serbestisi ilkesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bakımdan oluşan zararın giderilmesi bağlamında sözleşmeye hüküm konulmasının mümkün olup olmadığı önem taşımaktadır.

Bu bağlamda ilk olarak; sorumluluğun belirlenmesi ile ilgili belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün varlığı hususu irdelenmelidir. Somut olayda başvurucu şirket ile taşıyıcı şirket arasında 10/12/2010 tarihinde imzalanan taşıma sözleşmesinin 10. maddesinde malın nakliye esnasında zarara uğraması hâlinde tarafların sorumluluğunun CMR Konvansiyonu hükümlerine göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Mahkeme meydana gelen zararla ilgili olarak bu CMR Konvansiyonu’nun ilgili maddelerini yorumlayarak taşıyıcı şirketin sınırlı sorumlu olduğu kanaatine varmış ve davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bu durumda derece mahkemelerince mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına konu edilen uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak önceden oluşturulan, öngörülebilir, ulaşılabilir ve belirli nitelikte olduğu anlaşılan bir hukuksal çerçeve kapsamında delillerin değerlendirildiği ve hukuk kurallarının yorumlanarak sonuca varıldığı görülmektedir.

İkinci olarak başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının onlara tanınıp tanınmadığı incelenmelidir. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına konu edilen yargılama sürecinin bütününe bakıldığında başvurucunun kendisini vekil ile temsil ettirdiği, başvurucuya itiraz ve savunmalarını ortaya koyabilme ve delillerini sunabilme olanağının tanındığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan başvurucu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermeden ve ihtilafa uymayan bir kararı emsal alarak Mahkemenin hüküm kurduğunu öne sürmektedir. Başvurucu tarafından maddi vakıanın tespiti noktasında teknik bir rapor alınması gerektiği, bilirkişilik kurumunun mahiyeti ihmal edilerek tamamen sorumluluk hukukunun ne şekilde değerlendirileceği noktasında bir bilirkişi raporu alındığı, yargılamada hukuken muteber ve kabul edilebilir bir gerekçenin ortaya konmadığı belirtilmiştir.

Ancak Anayasa Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına yönelik şikâyetler bakımından görevi -kural olarak- bireysel başvurunun ikincil doğası gereği sınırlıdır. Bilirkişi görüşüne başvurulması veya bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi de derece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemeleri önünde hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların derece mahkemelerince kesin olarak reddedildiği durumlarda açıkça keyfî olmadığı veya bariz bir takdir hatası içermediği sürece Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin takdirine müdahale etmesi mümkün değildir. Kaldı ki derece mahkemesinin ilgili CMR Konvansiyon hükümlerini yorumlamak suretiyle taşıyıcı şirket hakkında sınırlı sorumluluk şartlarının oluştuğu gerekçesine dayandığı dikkate alındığında bu kararların keyfî veya öngörülemez olduğu da söylenemez.” demiştir.

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gizlilik ve Çerezler: Bu sitede çerez kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek bunların kullanımını kabul edersiniz. Çerezlerin nasıl kontrol edileceği dahil, daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın: Çerez Politikası Tamam Gözat