Sigortacılık ve Acenteler - Büyükyılmaz Gümrük | Ceza | Hukuk&Danışmanlık

Sigortacılık ve Acenteler

47

Sigortacılık ve Acenteler

Sigorta, insanların yaşadıkları süre içerisinde gerçekleşebilecek sosyal, ekonomik ve fiziksel risklere karşı tercih ettikleri korunma yollarından birisidir. Sigorta şirketleri belli bir prim karşılığında sözü edilen riskleri üstlenerek, rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkacak kayıpların parayla ölçülebilen zararlarını karşılayan kurumlardır.

Sigortacılık ülkemizde gelişmekte olan sektörler arasında yer almaktadır.
Ancak günümüze kadar geçen süreç irdelendiğinde istenen seviyeye henüz ulaşılamamış olduğu görülmektedir.
Günümüzde sigorta acentelerinin sigorta sektörünün prim üretimi içinde almış olduğu pay;sektördeki öneminin vurgulanmasında başlıca etkendir. Tüm bunlara rağmen sigorta aracıları vasıtasıyla, acentelerin sigortalılarla birebir ilişki içerisinde bulundukları süreçte yeterli donanıma ve bilgiye sahip olmadıkları tespit edilmiştir.
Avrupa Birliği ülkeleri sigorta piyasalarında yer alan acentelerin ise belirli standartlarda donanım ve bilgiye sahip oldukları, gerekli eğitim ve sınav süreçlerini yaşayarak mesleklerini ifa ettikleri saptanmıştır.


Sigorta, Türk Ticaret Kanunu’nun Sigorta Hukuku adını taşıyan kitabında düzenlenmiştir. 6102 sayılı T.T.K.’nun 1401.maddesi sigortayı “

(1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.

(2) Ruhsatsız bir şirket ile onun bu durumunu bilerek yapılan sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanununun 604 ve 605 inci maddeleri uygulanır. Türkiye’de yerleşik olmayan sigorta şirketleriyle kurulan sigorta sözleşmelerinde bu hüküm uygulanmaz.

” şeklinde tanımlanmıştır.


Sigorta ilişkisini ve sigortacılıkla uğraşan kuruluşların çalışmalarını düzenleyen hukuk kurallarının bütününe ve bu kuralları bir sistem içinde inceleyen hukuk dalına sigorta hukuku adı verilir.

Sigorta hukuku, “özel sigorta hukuku” ve “sosyal sigorta hukuku” olmak üzere iki dala ayrılır.

Özel sigorta, münferit kişilerin özel çıkarlarının çeşitli tehlikelere karşı güvence altına alınması için kendi istekleriyle meydana getirdikleri bir riziko teminatıdır. Örneğin, bir kişinin, işyerini yangın ve hırsızlığa karşı sigorta ettirmek amacıyla herhangi bir sigorta şirketine başvurarak sigorta poliçesi yaptırması özel sigorta niteliği taşır. Buna karşılık, işçi, memur, emekli gibi belirli bir halk topluluğunun sosyal güvenliklerini sağlamak amacıyla kanunla kurulan kamu kuruluşlan aracılığıyla topluma sunulan ve çoğu kez yapılması zorunlu olan sigortalar sosyal sigorta olarak kabul edilir. Örneğin, işçilerin iş kazalarına karşı sigorta edilmesi bu türden bir sigortadır. Sosyal güvenlik kurumları ile yapılan sözleşmeler hakkında, kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadıkça, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmaz (TTK.m.1450).

Sosyal sigortalar ile özel sigortalar arasındaki farkları şu şekilde sıralamak mümkündür :

  • Sigorta kuruluşları açısından: Sosyal sigortacılık, kanunla kurulmuş kurumlar tarafından yapılırken, özel sigortacılık faaliyeti özel sektöre ait bağımsız sigorta şirketlerince yerine getirilmektedir. Ülkemizde kurulmuş olan sosyal sigorta kuruluşlarına Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) örnek olarak gösterilebilir.
  • Sigorta yaptırma serbestisi açısından: Sosyal sigortalar zorunlu bir nitelik taşır. Bu alanda, sigortalı, iradesi dışında sigortaya bağlandığı gibi sigortacıyı seçme ve sigortanın kapsamını belirleme olanağına da sahip değildir. Buna karşılık, özel sigortalarda, kişiler, sigorta yaptırıp yaptırmamakta özgür bırakılırlar. Sigorta şirketinin seçilmesi ve sigorta şartlarının belirlenmesinde de özel sigortalarda bir serbestlik söz konusudur. Ancak bu kuralın çeşitli istisnaları vardır. Trafik sigortası, otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası, deprem sigortası gibi zorunlu sigortalar, özel sigorta niteliğinde olmasına rağmen, kanun gereğince bu sigortaların yapılması ilgilinin isteğine bağlı değildir. Ancak sigorta ettirenin sigorta kuruluşunu seçme özgürlüğü zorunlu sigortalarda da mevcuttur.
  • Sigorta ilişkisinin kaynağı açısından: Sosyal sigortalar kanundan doğar. Bu ilişkinin şartlan kanunda düzenlenmiş olup tarafların anlaşması ile değiştirilemez. Özel sigortalarda ise ilişkinin kaynağını sigorta sözleşmesi oluşturur. Taraflar, sözleşmenin içeriğini, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla istedikleri gibi belirleyebilir.
  • Sigortalının statüsü açısından: Bir kişinin sosyal sigortalardan yararlanabilmesi için işçi veya memur gibi belirli bir statüde olması gerekli ve yeterlidir. İşçiler, SSK’nın sağladığı güvenceden yararlanabilirken memur statüsünü kazananlar da Emekli Sandığı’na bağlı olurlar.
  • Özel sigortalara bağlı hak ve güvencelerden yararlanabilmek için statüsü ne olursa olsun kişilerin sigorta şirketlerine başvurarak sigorta güvencesine kavuşması mümkündür. Örneğin, hiçbir yerde 1 çalışmayan bir kişi, primlerini zamanında ödemek kaydıyla emeklilik sigortası yaptırabilir.
  • Sağlanan menfaatler açısından: Özel sigortaların | s sigorta ettirene sağlayacağı güvence ve kapsamı kişiden kişiye I l farklılık gösterir. Sigorta şirketlerinin yaptıkları sözleşmeler I \ birbirinden bağımsız olup değişik güvenceler sağlayabilir. Sosyal sigortalarda ise sigortalının özel durumuna bakılmaksızın içerik ve kapsamı kanunla belirlenmiş olan I  güvenceler söz konusudur.
  • Riziko çeşitleri açısından: Sosyal sigortalarla güvence altına alman rizikolar, kural olarak özel sigortanın karşıladığı rizikolardan farklıdır. Sosyal sigorta kapsamına giren rizikolar, hastalık, meslek hastalığı, işsizlik, iş kazası, malûliyet, ihtiyarlık, ölüm ve analık gibi gelir düzeyi düşük olan kişiler açısından karşılanması zor olan tehlikelerdir. Buna karşılık, özel sigortalarda, gelir düzeyi ne olursa olsun isteyen herkese güvence sağlayan can sigortalarının yanı sıra yangın ve hırsızlık gibi mal sigortaları da mevcuttur.

Öte yandan ülkemizde serbest meslek sahiplerinin sosyal güvenliğini sağlamak amacıyla 1971 yılında 1479 sayılı Kanunla kısa adı Bağ-Kur olan “Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu” da oluşturulmuştur. Aynı şekilde, sadece ordu mensuplarına ek sosyal çıkar sağlamak üzere kurulmuş olan Ordu Yardımlaşma Kurumu’nu da sosyal güvenlik hizmeti veren kuruluşlar arasında saymak gerekir.

Ülkemizde, hizmet akdiyle çalışanların SSK, kendi nam ve hesabına çalışanların Bağ-Kur, devlet memuru olarak çalışanların Emekli Sandığı kanunlarına tabi olarak sosyal güvenliklerinin sağlanması, çalışanların hak ve yükümlülükleri arasındaki norm ve standart birliğini ortadan kaldırmıştır. Bu durumu düzeltmek amacıyla, bu kuruluşları aynı çatı altında toplamak üzere 20.05.2006 tarihli ve 26173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Kanunla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kurulmuştur. Bugün itibarıyla SGK, tek başına, bütün çalışanların sosyal güvenliklerini sağlamaktadır.

 

AŞKIN SİGORTA (OVER INSURANCE)

Aşkın sigorta terimi, tazminat poliçelerinde söz konusu olan bir kavramdır. Poliçedeki sigorta bedelinin, sigorta konusunun gerçek ve makul değerinin üzerinde olması halidir. Sigortanın temel prensibine göre amaç, sigortalının uğradığı maddi kaybın giderilmesi olmakla birlikte, çeşitli nedenlerle sigorta bedeli, sigortalı tarafından gerçek ve makul değerin üzerinde beyan edilmektedir.
Ancak, sigorta şirketi, bir tam zıya durumunda, o malın gerçek değerini ödemek veya ikame etmek durumunda olduğundan, sigortalı, olması gerekenden fazla prim ödemiş olacaktır.

AZAMİ İYİNİYET (UTMOST GOOD FAITH)

Bir sigorta sözleşmesinin tarafları, sigortacı ile sigortalıdır. Sigorta şirketi, sigorta edilecek olan mal, hayat veya sorumluluk konusu olan şey ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değildir ve karşı tarafın vermiş olduğu bilgiye güvenmek durumundadır. Diğer taraftan, menfaatini sigorta ettirmek üzere teklif formunu doldurmakta olan kişi de, kendi ihtiyaçlarına yönelik ürünü belirlemede sigortacının vermiş olduğu teknik bilgiye güvenmek durumundadır.

Sigorta sözleşmesinin oluşturulması aşamasında her iki taraf için de söz konusu olan ortak nokta, tamamen karşı tarafın vermiş olduğu bilgiye güvenmek durumunda olmalarıdır. Taraflardan birinin iyiniyetli olmaması nedeniyle karşı tarafa gerçek olmayan bilgi vermesi, karşı tarafı yanıltmak ve istemediği bir sözleşmeye girmesini sağlamaktır ve iyiniyet prensibinin ihlali, karşı tarafa sözleşmenin feshi hakkını vermektedir.

BİRLİKTE SİGORTA (COINSURANCE)

Sigorta konusu olan menfaatin, aynı tehlikelere karşı, aynı sigorta dönemi içerisinde birden fazla sigorta şirketi tarafından sigortalanmasıdır. Sigorta şirketleri çeşitli nedenlerden dolayı, sigorta konusu olan şeye birlikte teminat vermektedir ve bunun başlıca nedeni, sigorta bedelinin, sigorta şirketerinin mali gücüne ve mevcut kapasitelerine göre çok yüksek olması ve tek başlarına teminat vermeye müsait olmamasıdır.

BÜTÜN TEHLİKELER (ALL RISKS)

Bir çok branşta uygulanan ve sigortalının alabileceği en geniş teminat biçimidir. Teminatın adı “Bütün Tehlikeler” olmasına rağmen, karşılaşılabilecek bütün tehlikelere karşı koruma sağlayan bir teminat değildir. Bu tip poliçeler, kişilerin artan sigorta ihtiyaçlarına cevap vermek üzere oluşturulmuş, nispeten yeni ürünlerdir. Poliçenin, istisnalar bölümünde, hangi tehlikelere karşı koruma sağlamadığı tek tek sayılır ve bu istisnaların dışında kalan tüm tehlikelerin teminat altında olduğu belirtilir. Bu özelliğinden dolayı bu poliçeler, “Bütün Tehlikeler” (All Risks) Poliçesi olarak adlandırılmaktadır.

BEKLENEN AZAMİ HASAR (PROBABLE MAXIMUM LOSS)

Normal şartlar altında, tek bir olaydan meydana gelebilecek, muhtemel azami hasar miktarıdır. Meydana gelme ihtimali çok az olan, örneğin katastrofik olaylardan ileri gelebilecek hasarlar, Beklenen Azami Hasar hesabına alınmaz.

COĞRAFİ SINIRLAR (TERRITORIAL LIMITS)

Sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu coğrafik alandır. Örneğin, bir tekne poliçesindeki “Sefer Sahası” veya “Faaliyet Alanı” gibi terimler, o tekne poliçesinin ancak o alanlarda meydana gelebilecek hasarlar için yürürlükte olduğu anlamına gelmektedir.

ENTEGRAL MUAFİYET (FRANCHISE)

Sigorta dönemi içerisinde meydana gelen ve belli bir miktarın altında kalan hasarın, sigortalı tarafından; hasarın bu miktarı aşması durumunda ise, tamamının sigorta şirketi tarafından ödenmesini öngören muafiyet uygulamasıdır. Sigorta bedelinin belli bir yüzdesi veya maktu olabilir.

EKSİK SİGORTA (UNDER INSURANCE)

Poliçede yazılı sigorta bedelinin, sigortaya konu olan malın gerçek ve makul değerinin altında olması durumudur. Sigortalı, bilmeyerek veya daha az prim ödemek amacıyla malın gerçek değerinin altında bir beyanda bulunmaktadır. Eksik sigorta halinde sigortalı, sigortanın, “uğranılan maddi kayıpların tam anlamıyla giderilmesi” prensibinden yeterince yararlanamamaktadır. Örneğin, tam zıya halinde, sigorta şirketinin ödeyeceği en fazla miktar, poliçede beyan edilmiş sigorta bedeli kadar olacaktır. Kısmi hasarlarda da aynı durum söz konusudur ve sigorta şirketinin ödeyeceği en fazla hasar miktarı, eksik sigorta bedelinin, olması gereken sigorta bedeline oranı kadardır.

FİYAT(RATE)

Sigorta veya reasürans teminatına karşılık olarak ödenecek primin hesaplanmasında esas alınan ve oran olarak ifade edilen bir terimdir. Fiyatın sigorta bedeline veya teminata uygulanmasıyla prim miktarı bulunmaktadır.

GENEL ŞARTLAR (GENERAL CONDITIONS)

Poliçe üzerinde açıkça ifade edilmiş, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını içeren koşullardır.

GERÇEK TAM ZIYA (ACTUAL TOTAL LOSS)

Sigorta konusu olan şeyin, sigorta teminatı kapsamındaki tehlikelerden birinin gerçekleşmesi sonucu tamamen kullanılamaz ve onarılamaz hale gelmesi durumudur. Bu durumda, sigorta şirketinin azami sorumluluğu, sigorta poliçesi üzerinde yazan miktar kadardır. Bir binanın yanması veya depremde yıkılması, bir geminin batması gerçek tam zıya örnekleridir.

HASAR(DAMAGE)

Herhangi bir mala, eşyaya verilen fiziki hasarı veya kişinin gerek bedeni, gerekse manevi zararını ifade etmek için kullanılır.

HÜKMİ TAM ZIYA (CONSTRUCTIVE TOTAL LOSS)

Sigorta teminatı kapsamındaki tehlikelerden birinin gerçekleşmesi sonucu, hasarı önlemek için yapılacak masrafın, kurtarılacak değeri aşması veya sigorta konusu olan şeyin tahmini tamir masrafının, ekonomik maliyet sınırını geçmesi hallerinde hükmi tam zıiya durumu sözkonusu olmaktadır. Genellikle nakliyat sigortalarında söz konusudur.

HASAR FAZLASI REASÜRANSI(EXCESS OF LOSS)

Bir reasürans anlaşması türüdür ve reasürör, sigortacının yazmış olduğu işlerden elde ettiği primin belli bir kısmı karşılığında, o işlere ilişkin meydana gelen hasarların, önceden saptanmış bir tutarı (sedan şirketin net saklama payı) geçen kısmını karşılamayı taahhüt eder. Hasar Fazlası Reasürans Anlaşmalarının Bölüşmeli Reasürans Anlaşmalarından en büyük farkı, sadece hasara ilişkin bir anlaşma olmasıdır. Tek bir branş için olabildiği gibi birkaç branşa birlikte de uygulanabilir ve özellikle kümül oluşturan hasarlarda ve katastrofik olaylarda, sigorta şirketinin koruması açısından oldukça etkili anlaşmalardır.

HASAR PRİM ORANI (LOSS RATIO)

Gerçekleşen hasarların kazanılmış prime olan oranıdır. Hasar prim oranının hesabı şu şekilde yapılmaktadır:(Ödenen Hasarlar + Muallak Hasarlar Karşılığı – Devreden Muallak Hasarlar Karşılığı) / (Yazılan Prim – Kazanılmamış Primler Karşılığı + Devreden Kazanılmamış Primler Karşılığı – Devam Eden Riskler Karşılığı + Devreden Devam Eden Riskler Karşılığı)

HESAP/MUHASEBE YILI (ACCOUNTING YEAR)

Sigorta poliçesinin yürürlüğe girdiği tarih göz önüne alınmaksızın, o poliçeye ilişkin tahakkuk eden primin hesaba kaydedildiği takvim yılıdır. Bir hesap yılı içerisinde, başlangıç tarihleri farklı olan poliçelere ait primler olabilmektedir. Örneğin, bir yıldan uzun süren Mühendislik, Tekne İnşaat poliçelerinde, risk devam ettiği sürece prim tahakkuk etmekte, bu primler, başlangıç tarihleri eski olan poliçelere ait olmakla birlikte, içinde bulunan hesap yılı kapsamında değerlendirilmektedir.

İŞ YILI (UNDERWRITING YEAR)

Poliçenin düzenlendiği yıldır. Sigorta muhasebesi bakımından önem taşımaktadır. Bu poliçeye ilişkin primlerin takip eden yıl içinde de (bir yıldan uzun vadeli inşaat poliçelerinde prim ödemesi, inşaat devam ettiği sürece örneğin, 10 yıl sürebilmektedir) sigortacıya ödemiş olması, iş yılı hesabı açısından bir fark oluşturmaz ve poliçenin düzenlenmiş olduğu yıla göre hesaba alınırlar. Aynı şekilde, bu poliçeye ilişkin yapılan hasar ödemeleri de, aradan geçen süre ne kadar uzun olursa olsun, poliçenin düzenlenmiş olduğu yıla göre muhasebeleştirilirler.

HASARI ÖNLEME (LOSS PREVENTION)

Meydana gelmesi muhtemel hasarın nedenlerini araştırarak, bu nedenleri ortadan kaldırmak üzere sigortalıya tavsiyelerde bulunmak, bilgi ve donanım sağlamak ve sigorta poliçesine, tedbir öngören bazı şartlar ilave etmek gibi sigortacı tarafından alınan tedbirlerin tümü, hasarı önleme faaliyetleridir.

KLOZ(CLAUSE)

Poliçenin bir bölümü veya poliçeye ekli, özel şarttır ve taraflar arasındaki sözleşmenin gerçek sınırlarını belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.

KISMİ HASAR (PARTIAL LOSS/PARTICULAR AVERAGE)

Sigorta konusu olan şeyin, adından da anlaşılacağı üzere kısmen hesaplanmasıdır. Ancak, bir hasarın “kısmi” olup olmadığını belirleyen bir ekonomik sınır söz konusudur ve bu sınır sigortacı açısından çok önemlidir. Sigorta konusu olan şeyin kısmen hasarlanması durumunda dahi, tamir ve diğer masraflar toplamının sigorta bedeline göre yüksek bir oran tutması, diğer bir deyişle tamirin ekonomik olmaması halinde hükmi tam zıya çözümüne gidilebilir. Buna göre, bir hasarın kısmi nitelikte olup olmadığını belirleyen faktör, tamir bedelinin sigorta şirketi açısından ekonomik olmasıdır.

KOMİSYON(COMMISSION)

Sigorta şirketlerinin, prim üretimi başta olmak üzere sigortacılık ile ilgili faaliyetlerinde şirket adına iş yapan sigorta aracılarına ödediği belli orandaki para miktarıdır. Bu oran, sigorta aracısının düzenlediği veya düzenlenmesine aracılık ettiği poliçe toplam priminin belli bir yüzdesidir. Her bir sigorta branşı için ayrı olmak üzere farklı kademelerdeki sigorta aracılarına değişik yüzdelerde komisyonlar ödenmektedir. Sigorta şirketi ile reasürans şirketi arasındaki ilişkide aracılık eden reasürans aracısı kişi ve kuruluşlara da bir komisyon ödenmektedir ve buna da reasürans komisyonu denilmektedir.

KAZANILMIŞ NET PRİM (NET EARNED PREMIUM)

Hesap yılının birinci gününden itibaren sigortacı tarafından düzenlenmiş poliçeler karşılığında yazılan primler, teknik anlamda brüt primdir. Hesap yılı içerisinde, örneğin, dördüncü ayda düzenlenen poliçenin yıllık priminin sadece sekiz aylık karşılığı cari yıla ait, geri kalan dört aylık primi ise takip eden yılın hesabına dahil olmaktadır.

Sigorta şirketi tarafından düzenlenen tüm poliçeler için tek tek böyle bir hesap yapmak güç olduğundan, şirketin yıl içerisinde tahakkuk ettirdiği toplam primin belli bir yüzdesi devam eden riskler için bir sonraki yıl hesabına aktarılmaktadır. İstihsal edilen yıllık primden reasürans maliyeti ve devam eden riskler için ayrılan rezerv çıkarıldıktan sonra kalan kısım, “Kazanılmış Net Prim”dir.

LEHDAR(BENEFICIARY)

Sigortadan faydalanan kişidir. Sigorta sözleşmesine doğrudan taraf olabildiği gibi, sigorta ettiren konumundaki diğer bir kimsenin yapmış olduğu sözleşme ile de sigortadan doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma konumunu elde edebilir.

LÜTUF ÖDEMESİ(EX GRATIA)

Sigorta şirketinin teminata girmeyen ya da teminat kapsamında olup olmadığı tartışmalı hasarlarda yaptığı ödemedir. Lütuf ödemesi hasarın tamamı veya bir kısmı için yapılabilir.

Sigorta şirketinin, kendi sigortalıları ile içinde bulunduğu iyi ilişkilerini veya ticari itibarını koruma düşüncesi, lütuf ödemesinin nedenleri arasında gösterilebilir. Bu tür ödemelerin önemli bir sonucu, rücu imkanını ortadan kaldırmasıdır.

MÜŞTEREK SEBEP (CONCURRENT CAUSE)

Birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan ve hasarın oluşumuna ayrı ayrı katkıda bulunan sebeplerdir. Devam etmekte olan bir fırtına ve bu fırtına sırasında tamamen başka bir nedenle başlayan yangın, bir hasarın müşterek sebebi olabilirler.

MUTABAKATLI POLİÇE (AGREED VALUE/VALUED POLICY)

Sigorta sözleşmesinin tarafları olan sigortalı ile sigortacı tarafından, üzerinde mutabık kalınmış, tam zıya halinde sigortalıya ödenecek olan bedeldir. Mutabakatlı değer, sigorta poliçesi düzenlendiği sırada belirlenmekte, poliçe süresi içerisinde meydana gelebilecek piyasa dalgalanmalarından etkilenmemektedir. Tam zıya halinde sigortalıya ödenecek olan bedelin başlangıçta belirlenmiş olması, olası bazı sigorta sahtekarlıklarının da önüne geçmektedir. Mutabakatlı poliçe, tekne ve nakliyat sigortalarında sık olarak kullanılmaktadır.

MUALLAK HASAR (OUTSTANDING LOSS)

Meydana gelmiş ve sigorta şirketi tarafından bilinen bir hasara ilişkin olarak, ileride ödenmesi muhtemel hasar ödemesidir ve bu muhtemel ödeme için ayrılan miktara da muallak hasar rezervi denir.

MEYDANA GELMİŞ ANCAK BİLDİRİLMEMİŞ (INCURRED BUT NOT REPORTED)

Sigorta muhasebesi açısından oldukça önemli bir kavramdır. Belli bir dönem, genellikle hesap döneminin sonunda, sigorta şirketinin portföyünde bulunan branşlar itibariyle meydana gelmiş bir takım hasarlar söz konusu olmakta, ancak bu hasarların varlığı ve maliyeti konusunda sigorta şirketinin herhangi bir bilgisi bulunmamaktadır. Bu tür hasarlar, “meydana gelmiş ancak bildirilmemiş” hasarlar olarak adlandırılır ve sigorta şirketi tarafından, bu hasarlar için belli bir rezerv ayrılır.

MÜŞTEREK AVARYA (GENERAL AVERAGE)

Gemi ve yükü birlikte tehdit eden bir tehlikeden onları korumak amacıyla, makul bir hareket tarzında olmak kaydıyla, bilerek bir fedakarlık yapılması veya bir masrafa katlanılması durumunda, Müşterek Avarya hareketi sözkonusudur ve bu nitelikte bir hareketin doğrudan doğruya sonucu olan zarar veya masraflar Müşterek Avarya’dır.

Müşterek Avarya kapsamına giren zarar ve masraflar, gemi, yük ve navlun sahipleri arasında paylaştırılır ve bu işleme dispeç (adjustment) denir.

Müşterek Avarya kapsamında önemli olan bazı kavramlar :
Müşterek Avarya Fedakarlığı (General Average Sacrifice): Müşterek Avarya hareketinin teknede veya emtiada neden olduğu maddi zarardır. Yüklü geminin bir deniz tehlikesi nedeniyle batma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı sırada geminin batmaması için karaya oturtulması (donatanın fedakarlığı) ya da geminin batmaması için yükün bir kısmının denize atılması (yük sahibinin fedakarlığı), Müşterek Avarya Fedakarlığı için birer örnektir.

Müşterek Avarya İştiraki (General Average Contribution): Müşterek Avarya fedakarlığı yapan tarafın masrafına katılmadır. Karaya oturtulan geminin hasarına yük ve navlun sahibinin, bir kısmı denize atılan yük sahibinin zararına tekne ve navlun sahibinin iştirakidir.

Müşterek Avarya Masrafı (General Average Expenditure): Donatanın diğer menfaatler adına yapmış olduğu (sığınma limanına giriş çıkış gibi) masraftır.

MORTALİTE TABLOLARI (MORTALITY TABLES )

Bir ülkenin toplam nüfusunun gözlemlenmesi suretiyle elde edilen sonuçların, Hayat sigortalarına uygulanmak üzere hazırlanan tablolarına denir. Herhangi bir yaşta, bir yıl içerisinde kaç kişinin hayatta kalacağı veya kaç kişinin öleceği bu tablolardan hareketle tahmin edilebilmektedir.

Mortalite tabloları, tablonun yapılış şekline ve yapıldığı yere göre isim almaktadır. Örneğin, Amerikan C.S.O. 19531958 Mortalite tablosu denildiği zaman, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1953 – 1958 yılları arasında tam nüfusun gözlemlenmesi suretiyle elde edilen sonuçları gösteren tablo anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra, bu tablolara “teknik faiz” yüklemesi yapılarak “Komitasyon Tabloları” elde edilmektedir.

Mortalite tabloları, tüm nüfus dikkate alınarak yapılabildiği gibi, cinsiyet ayırımı, belli bir bölgenin nüfusu gibi esaslara göre de yapılabilmektedir.

ÖZEL ŞARTLAR (PARTICULAR CONDITIONS)

Özel şartlar, sigortacı ve sigortalının üzerinde anlaştığı ve sigortalının çıkarları dikkate alınarak genel şartlara eklenen koşullardır. Özel şartların, TTK’nın emredici hükümlerine ve sigortalının aleyhine olmaması gerekmektedir. Özel şartlardaki amaç, sigortalının veya sigorta edilen menfaatin durumuna ve risklere göre ihtiyaçlara cevap verebilmektir.

PRİM(PREMIUM)

Herhangi bir riske ilişkin olarak, sigortacının vermiş olduğu teminata karşılık olmak üzere, sigortalı veya sigorta ettiren tarafından para olarak ödenen bedeldir. Sigorta sözleşmesinin en önemli unsurlarından birisidir ve sözleşmenin diğer bütün şartları yerine getirilmiş olsa dahi, primin ödenmemesi, birçok durumda sigorta sözleşmesinin yürürlüğe girmesini engelleyen bir durumdur.

Prim, risk primine ek olarak genel giderler, komisyonlar, sigorta şirketinin bu iş dolayısıyla katlanmak zorunda olduğu tüm maliyetler ve faaliyet karını içermektedir.

Yukarıda adı geçen risk primi ise, eldeki istatistiklere dayanılarak hesaplanmış muhtemel hasar miktarı ve hasar masraflarını karşılamak üzere hesaplanmış net prim miktarıdır. Tehlike primi olarak da adlandırılabilir.

POLİÇE DEVRİ (ASSIGNMENT)

Poliçe üzerindeki yasal hakların devridir. Bir kişinin sigorta yaptırabilmesi için, sigortanın konusu üzerinde sigorta edilebilir menfaatinin olması önemli bir şarttır. Bu menfaatin varlığı üzerine düzenlenen poliçe üzerindeki her türlü yasal hak, sigorta ettiren kişiye aittir.

Sigorta ettiren kişinin sigorta konusu üzerindeki menfaatinin sona ermesi, poliçenin geçerliliği üzerinde branşlara göre değişik etkilerde bulunmaktadır. Bazı branşlarda poliçe kendiliğinden hükmünü yitirmekte, bazı branşlarda ise poliçe, sigortanın konusunu takip ettiği için sigortalı değişikliğinden etkilenmemekte, hükmünü sürdürmektedir. Bu nedenle, poliçenin bir başka kişiye ya da sigorta konusu üzerinde menfaati ele geçiren kişiye devri, branşlara göre değişmektedir.

SİGORTA(INSURANCE)

Sigorta, aynı türden tehlikeyle karşı karşıya olan kişilerin, belirli bir miktar para ödemesi yoluyla toplanan tutarın, sadece o tehlikenin gerçekleşmesi sonucu fiilen zarara uğrayanların zararını karşılamada kullanıldığı, bir risk transfer sistemidir. Bu sistem sayesinde kişiler, karşı karşıya bulundukları tehlikelerin neden olabileceği, parayla ölçülebilen zararlarını, nisbeten küçük miktarlarda ödemiş oldukları primler yoluyla paylaşmaktadırlar.

Sigortanın temel işlevi, zararı ekonomik açıdan önemsiz bir duruma getirmektir.Kişiler tek başına karşılayamayacakları zararları bir organizasyon aracılığıyla aralarında paylaşmaktadırlar.

Bu organizasyon, “sigorta şirketi”, “sigorta ettiren” ve “bir sigorta sözleşmesi”den oluşur.
Bir sigorta sözleşmesinde; bir tarafta sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya yasal olarak yetkili bulunan “sigortacı”, diğer tarafta da tehlikeyle karşı karşıya olan “sigorta ettiren” bulunmaktadır. Sigortalı; sigorta şirketinin bir tarafı olarak, teminat kapsamındaki tehlikelerden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, meydana gelen hasarın tazmini talebinde bulunmaya yasal yetkili olan kişidir. Genellikle sigorta ettiren ile sigortalı aynı kişi olmakla birlikte, farklı da olabilmektedir.

Sigortacının sigortalıyı koruma yükümlülüğüne karşılık, sigortalının da sözleşme ile saptanan prim adı altındaki bir meblağı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.

SİGORTA POLİÇESİ (INSURANCE POLICY)

Sigortacı ile sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesinin yazılı, yasal delilidir. Bir sigorta poliçesinde genel olarak, sigortacıyı ve sigortalıyı tanımlayıcı bilgiler, sigorta konusuna ilişkin açıklamalar, teminatın kapsamı, sigorta bedeli, sözleşmenin süresi, prim miktarı, poliçenin düzenlenme tarihi, tarafların borç ve yükümlülükleri gibi bilgiler bulunmaktadır.

SİGORTA BEDELİ (SUM INSURED)

Teminat kapsamındaki bir tehlikenin gerçekleşmesi veya sigortalının üçüncü şahıslara karşı sorumlu duruma düşmesi halinde, sigortacının ödemekle yükümlü olduğu, poliçede belirtilen ve tazminata esas oluşturan azami bedeldir. Tazminat sözleşmelerinde sigorta bedeli, sigortalının uğrayabileceği en büyük mali kayıptır. Sigorta konusunun hasar anındaki piyasa değeri, sigorta bedelinin altında ise, piyasa değeri esas alınmaktadır.

Tazminat esaslı olmayan sigorta sözleşmelerinde ise (Hayat Sigortaları gibi), sigorta bedeli teorik olarak, istenilen herhangi bir miktarda tesbit edilebilir ve risk gerçekleştiği anda poliçe üzerinde yazan sigorta bedeli eksiksiz ödenir.

SİGORTA SÜRESİ(INSURANCE PERIOD)

Sigortacının teminat kapsamındaki tehlikeler nedeniyle meydana gelmesi muhtemel hasarlara ilişkin sorumluluklarının devam ettiği süredir.

SİGORTA BAŞLANGIÇ TARİHİ (ATTACHMENT DATE)

Sigorta teminatının yürürlüğe girdiği tarihtir. Bazı branşlarda sigortanın başlayabilmesi için sigorta priminin genellikle bir kısmının ödenmesi gerekirken, bazı branşlarda böyle bir zorunluluk olmayıp, tarafların anlaşmasıyla birlikte teminat başlamış kabul edilir.

SİGORTANIN SONA ERMESİ (EXPIRY DATE TERMINATION)

Sigorta sözleşmesinin her iki taraf ve üçüncü şahıslar bakımından artık geçerli olmaması halidir. Sözleşmenin sona ermesi çeşitli durumlarda söz konusu olabilir;

1- poliçede yazılı olan sona erme tarihine ulaşılmasıyla,
2-taraflardan birinin sözleşmede öngörülen bazı şartları yerine getirmemesinden kaynaklanan fesih hali nedeniyle,
3-sigortalının kendi iradesiyle,
4-sigortacının, riskin ağırlaşması nedeniyle sözleşmeyi tek taraflı feshi,
5- bazı branşlarda rizikonun gerçekleşmesiyle, (hayat sigortalarında sigortalının ölümü, diğer bazı branşlarda tam zıya durumu gibi.)

SİGORTA KONUSU (SUBJECT MATTER OF INSURANCE)

Kaybedilmesi veya hasarlanması halinde, üzerinde menfaat sahibi kişi/kişiler için mali kayıplara neden olan;

1- taşınır veya taşınmaz bir mal,
2-meydana gelmesi durumunda yasal bir hakkın kaybedilmesine veya yasal bir sorumluluk oluşmasına neden olan herhangi bir olay,
3-ölüm veya yaralanma halinde kişinin kendisi veya menfaat bağı ile bağlı olduğu kişiler için parasal kayıplara neden olabilecek bir hayat
4-sigorta konusu olabilmektedir. Yangın poliçesi için bina veya içindeki eşyalar, nakliyat poliçesi için gemi veya taşınmakta olan yük, sorumluluk poliçesi için ilgili kişinin başkalarına verebileceği zararlar bakımından söz konusu olan yasal sorumluluğu, hayat poliçesi için sigortalı kişinin yaşamı sigortanın konusu üzerine birer örnektir.

SİGORTA EDİLEBİLİR RİSK (INSURABLE RISK)

Bir tehlikenin sigortacı açısından sigorta edilebilme ölçüsüdür. Hasara neden olması tamamen tesadüflere ve sigortalının kontrolü dışındaki olaylara bağlı, ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçları bakımından geniş kitleleri etkilemeyen riskler, sigorta edilebilir niteliktedir.

Ancak, günümüzde sigortacılığın gelişmesiyle birlikte, özellikle ekonomik olarak geniş kitleleri etkileyen riskler, örneğin savaş ve terör gibi tehlikeler için de sigorta teminatı verilebilmektedir. Ayrıca iklim değişikliklerinin yol açtığı ve meydana gelmesi artık tesadüflere bağlı olmayan, bilim ve teknolojideki gelişmeler sonucu meydana gelebileceği önceden tahmin edilebilen birçok tehlike (kasırga,sel gibi) sigorta edilebilir risk kapsamına girmektedir.

SİGORTA SERTİFİKASI (CERTIFICATE OF INSURANCE)

Sigorta şirketi tarafından düzenlenerek sigortalıya verilen ve sigorta sözleşmesinin varlığına kanıt olarak kullanılabilen bir belgedir. Belge, sigortalının kimliğine ilişkin bilgiler, sigorta teminatının kapsamı ve poliçe şartları hakkında genel bilgiler içermektedir.

Sigorta setifikası, sigortanın bir şart olarak öne sürüldüğü borç alacak ilişkilerinde ve hukuki işlemlerde kullanılmaktadır ve gerekli olduğu taktirde her sigorta branşı için düzenlenebilir. Özellikle bir ana poliçe ile birden fazla kişi veya sigorta konusu için grup teminatı veren branşlarda sıklıkla kullanılmaktadır.

SİGORTA SAHTEKARLIĞI (INSURANCE FRAUD)

Kötü niyetli kişilerin haksız kazanç elde etmek amacıyla sigorta şirketini bilerek, kasıtlı olarak aldatmasıdır. Poliçe düzenlenmeden önce veya sonra yapılabilmektedir.

Tedbirli bir sigortacının normalde girmeyeceği sözleşmeye girmesini sağlamak amacıyla sigortacıya bilerek yanlış bilgi vermek veya önemli bir hususu gizlemek poliçe düzenlenmeden önce yapılan sahtekarlığa örnek olarak verilebilir. Poliçe düzenlendikten sonra yapılan sahtekarlığa ise, kasıtlı olarak hasar meydana getirmek (örneğin, kundaklama) gösterilebilir.

TEMİNAT BELGESİ (COVER NOTE)

Sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve teminatın varlığının delili olarak kabul edilen geçici bir belgedir. Sigorta poliçesinin zaman veya herhangi bir başka nedenle teminatın hesaplandığı sırada hazırlanamaması durumunda, geçici nitelikte hazırlanan Teminat Belgesi sigorta poliçesinin işlevini görmektir.

Teminat Belgesinin yürürlükte olduğu sırada bir hasar meydana gelmesi durumunda, yasal durum açısından sigorta poliçesi ile aralarında herhangi bir fark yoktur.

TEKLİF FORMU (PROPOSAL FORM)

Sigorta edilecek riskin her yönüyle belirlenmesi amacıyla, sigortacı tarafından hazırlanmış ve kişinin sigorta talebini içeren bir belgedir.

TEMİNAT(COVER/COVERAGE)

Sigorta konusu olan şeyin kısmen veya tamamen hasarlanması durumunda, hasarın, sigortalının genel prensipleri ve poliçe şartları çerçevesinde tazmin edileceği konusunda, sigortacının, sigortalıya veya sigortadan yararlanan kişiye vermiş olduğu garantidir.

TAZMİNAT TALEBİ (CLAIM)

Sigorta poliçesi kapsamında olan bir riskin neden olduğu ziya veya hasarın tazmin edilmesi amacıyla, sigortalı, lehdar veya üçüncü şahısların sigorta şirketinden yapmış olduğu tazminat talebidir. Talep edilen miktar, ilke olarak sigorta bedelini aşmamalıdır.

TENZİLİ MUAFİYET (DEDUCTIBLE)

Hasarın belli bir miktarının sigortalı tarafından yüklenilmesini ifade eder. Bu miktar sigorta bedelinin veya hasarın belli bir yüzdesi veya maktu bir bedel olabilir. Sigorta dönemi içerisinde meydana gelen her bir hasar için olabildiği gibi, toplam hasar miktarı için de sözkonusu olabilmektedir.Tenzili muafiyet oranı veya miktarının yüksek olması, sigortalının ödeyeceği prim miktarını azaltan bir etkendir.

UZAK SEBEP (REMOTE CAUSE)

Uzak sebebi yakın sebepten ayıran tek fark zaman faktörüdür. Hakim ve belirleyici olan yakın sebep, zaman içerisinde ortadan kaldırılabilecek iken, böyle bir tedbir alınmamakta ve hasara yol açmaktadır. Bir yangında direnci azalan duvarın bir hafta sonra rüzgar ve fırtına nedeniyle çökmesiyle meydana gelen hasarın uzak sebebi, duvarın direncini azaltan yangındır.

Yakın sebebin, eldeki yeterli zaman içerisinde ortadan kaldırılmaması ve hasara neden olması durumunda uzak sebep söz konusu olmaktadır.

YENİLEME(RENEWAL)

Sigorta poliçesinin (veya reasürans anlaşmasının) yürürlükte olduğu sürenin dolmasıyla birlikte, sigorta sözleşmesinde bulunan her iki tarafın iradesiyle, yürürlükteki poliçenin devam etmesini sağlayan bir süreçtir.

Yenilemede, eski poliçenin şartları ve primiyle devam etmek, poliçenin kapsamını genişletmek, daraltmak ilave şartlar koymak, ek prim almak veya primi azaltmak gibi değişiklikler yapılabilir. Sigorta şirketi, poliçenin süresi dolmadan belli bir süre önce, yenileme şartıyla birlikte, sigortalıya bir yenileme ihbarı (renewal notice) gönderir. Sigortalı, sigorta şirketinden gelen ve aynı zamanda bir teklif anlamına gelen bu uyarıdan sonra poliçenin devam etmesini kabul edip etmeme hakkına sahiptir. Aynı şekilde, sigorta şirketi de rizikonun ağırlaştığını veya başka herhangi bir nedenle poliçeye devam etmeme kararını verebilir. (sağlık sigortalarında, sigortalıya verilen yenileme garantisi bu durumun istisnasıdır.)

YAKIN SEBEP (PROXIMATE CAUSE)

Bir hasarın meydana gelmesine neden olan en etkili ve hakim sebeptir. İlk veya son sebep olabildiği gibi ikisi de olmayabilir. Yakın sebebi diğer sebeplerden ayıran en önemli özellik, hasarın oluşumuna etki ya da katkıda bulunmasının ötesinde tek başına belirleyici olmasıdır.

Bazı hasarların meydana gelmesine tek bir olay neden olabilmektedir ve bu olay, doğal olarak, hasarın yakın sebebidir. Ancak, bazı durumlarda hasarlar, zincirleme olayların sonucunda meydana gelebildiği gibi birden fazla olayın katkısıyla da oluşabilmektedir. Böyle bir durumda, hasarın yakın sebebinin tespit edilmesinde zorluklarla karşılaşılabilir.

Zincirleme olaylar sonucunda meydana gelen bir hasarın yakın sebebinin açıklanmasına şöyle bir örnek verilebilir:

· fırtına, ahşap binanın çatı duvarını yıkmakta,
· çöken duvar, binanın elektrik kablolarını koparmakta,
· kopan elektrik kabloları, kısa devre nedeniyle kıvılcım çıkarmakta,
· kıvılcımlar, ahşap binada yangına neden olmakta,
· itfaiyenin yangını söndürmek ve komşu binaların yanmasını önlemek amacıyla sıktığı su, evdeki yanmış eşya ve komşu binalarda zarara neden olmaktadır.

Bu zincirleme olaylar sonucunda yanmış eşya ve komşu binalarda meydana gelen su hasarının yakın sebebi (hakim ve belirleyici sebeb) fırtına olmaktadır.

YÜKÜMLÜLÜK KARŞILAMA YETERLİLİĞİ (SOLVENCY MARGIN)

Bir sigorta veya reasürans şirketinin varlık değerinin yükümlülüklerini karşılayabilecek yeterlilikte olduğunu gösteren bir orandır. Şirketin sorumluluklarını karşılayabilecek ölçüde güçlü bir mali yapıya sahip olduğunun belirlenmesi bakımından önemlidir. Kısa ve uzun vadeli işler için ayrı ayrı hesaplanmakta olan Yükümlülük Karşılama Yeterliliği, genel branşlar itibariyle prim ve hasar esasına göre, uzun vadeli işlerde ise şirketin varlık ve sorumluluklarının yıllık aktüeryal değerlemesine göre belirlenmektedir.

ZORUNLU SİGORTA (COMPULSORY INSURANCE)

Kişinin, yasa dolayısıyla yaptırmak zorunda olduğu sigortadır. Kişinin üçüncü şahıslara karşı sorumlu olması durumunda, üçüncü şahısların tazminatsız kalmasını önlemek üzere, sigorta sistemi kullanılarak oluşturulmuş bir tedbir olarak düşünülmelidir.

Zorunlu sigortalara verilebilecek tipik bir örnek, Trafik Sigortalarıdır. Hemen bütün dünyada uygulanmakta olan bir zorunlu sigorta türüdür. Kişinin, sahibi olduğu motorlu araç dolayısıyla üçüncü şahıslara verebileceği hasarlardan doğabilecek sorumluluklarını kapsamaktadır. Ülkemizde de uygulanmakta olan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlulık Sigortası”, “Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası”, “Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası”, “Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası” gibi zorunlu sigortalar dışında, özellikle gelişmiş ülkelerde uygulanan “İşveren Mali Mesuliyet Sigortası”, “Çevre Kirliliği Sorumluluk Sigortası” gibi zorunlu sigortalar vardır.

Kişinin, genellikle üçüncü şahıslara verebileceği zararlara karşı zorunlu tutulan sorumluluk sigortalarının dışında, tamamen başka amaçlar düşünülerek zorunlu tutulmuş, kişinin bazı doğal afetler nedeniyle, kendi malına gelebilecek maddi hasarını karşılayan zorunlu sigortalar da mevcuttur. Ülkemizde uygulanmakta olan Zorunlu Deprem Sigortası bu uygulamaya bir örnektir.

ZEYİLNAME(ENDORSEMENT)

Poliçenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan ve sigortacının üstlendiği riskin, nitelik veya büyüklüğünü değiştiren herhangi bir durum nedeniyle poliçeye ek olarak düzenlenmiş ve aynı yasal yetkiye sahip yazılı belgedir.

ZARAR, ZIYA (LOSS)

Bu terimin aşağıdaki gibi birden çok anlamı vardır.

1-Ekonomik kayıp meydana getiren bir olay,
2-Bir sigorta teminatı kapsamında, sigortalıya yasal olarak hasar talebinde bulunma hakkını veren olay,
3-Sigorta konusu şeyin kaybolması.
Bir portföy içinde, hasar, üretim masrafları, idari masraflar, hasar masrafları, komisyon ve diğer giderler toplamının, prim ve benzerlerinden oluşan gelir miktarını aşması durumu

Sigorta acentesi; herhangi bir sigorta şirketine, belirli kurallar dâhilinde, sözleşmeler ile bağlı olan temsilci kuruluştur. Sigorta acentesi; bağlı olduğu sigorta kuruluşunun tüm ürünlerinin tanıtımını, pazarlamasını yapar ve yetkisi dâhilinde olan tüm poliçeleri sigorta şirketi adına imzalar.

Sigorta şirketleri, karşılıklı sigorta şirketi yada anonim şirket biçiminde kurulmaktadırlar. Sigorta şirketlerinin amacı, sigortalı sayısını yani üretimi arttırmaktır. Sigorta şirketleri, sigorta üretimlerini yani topladıkları prim tutarlarını arttırabilmek için bireylere ve işletmelere pazarlama yapmak amacı ile sigorta aracılarından yararlanmaktadırlar.

Sigorta işlemlerinin yapılması, bireylerle görüşmeler yapılması ve sigorta konusunda bireylere pazarlama faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine bağlıdır. Hasarın gerçekleşmesi durumlarında ise tesbit, ödeme süreçleri sigorta şirketlerinin faaliyetleri arasında önem kazanmaktadır. Sigorta şirketleri bu işlemlerinin özellikler pazarlama kısmını dış örgütlenme ağları aracılığı ile gerçekleştirmektedirler. Dış örgütler, sigorta şirketlerinin bireylere ulaşabilmek için örgütlemiş oldukları ve sigorta şirketleri ile bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen aracı kuruluşlardır. Bu kuruluşların başlıca fonksiyonları, sigorta ihtiyacı olduğunun bilinci içerisinde olmayan potansiyel
sigortalı adaylarını belirlemek, sigorta güvencesini pazarlamak ve sigorta konusun­da bilgilendirmektir. Sigorta şirketleri açısından sigorta güvencesini pazarlamak, sigorta üretmektir. Sigorta şirketlerinde üretim ve satış fonksiyonları bir arada gerçekleşmektedir.

Sigorta aracılarını şöyle sıralayabiliriz.

  • Sigorta Şirketi
  • Prodüktor
  • Sigorta Eksperleri
  • Brokerlar

Acente: Sigorta şirketi namına faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişi olarak kurulan üretim kurumlarıdır. Acenteler bağımsız tüccar olarak görülmektedirler. Acente ile sigortalı arasındaki ilişki süreklilik göstermektedir.

Prodüktör: Belli bir sigorta şirketine bağlı olmayan, çeşitli sigorta branşlarında sigorta olmak isteyen kişileri bilgilendirerek poliçelerin düzenlenmesinde aracılık eden gerçek veya tüzel kişilerdir. Acente işin sigortacı kısmında, prodüktör ise sigortalı kısmında yer almaktadır.

Sigorta Eksperi: Sigorta edilen rizikonun gerçekleşmesi sonucunda oluşan zarar ve hasarların nedenlerini ve miktarlarını belirleyen Hazine Müsteşarlığı tarafından yetki belgesi verilmiş olan gerçek veya tüzel kişilerdir.

Sigorta Brokerı: Sigorta sözleşmelerinde sigortalıyı temsil eden, sigorta şirketinin seçi­minde tarafsız davranarak sigorta yapmak isteyenler ile sigorta şirketlerini biraraya getiren, sigorta sözleşmesinin akdinden önce çalışmalar yapan ve özellikle tazminat ödemelerinde aracılık faaliyeti yapan gerçek veya tüzel kişilerdir.
Broker ve prodüktörler acentelik yapamazlar.

Aktüer: İstatistik ve olasılık hesapları yoluyla sigorta rizikolarını ve primlerini hesaplayan kişilere aktüer adı verilmektedir.

Eksper: Sigorta edilen rizikoların gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleme kıymet, ön ekspertiz ve gözetim gibi işlemleri meslek halinde yapan kişilere sigorta hasar eksperi adı verilmektedir.


5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, sigorta acenteleri hakkında yeni kurallar getirmiştir . Buna göre, sigorta acenteliği faaliyeti, Sigortacılık Kanunu’nun 23. maddesi ile buna dayalı olarak çıkarılmış olan Sigorta Acenteleri Yönetmeliği (SAY)[1] hükümleri çerçevesinde yapılmak zorundadır . Sigortacılık Kanunu’na göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişi, sigorta acenteliği faaliyetinde bulunamayacağı gibi ticaret unvanlarında veya herhangi bir belgede, sigorta acenteliği iş ve işlemleriyle uğraştığı izlenimini verecek kelime ve işaretler kullanamaz.

Sigorta acentesinin tanımı, Sigortacılık Kanunu’nun 2.maddesinde şu şekilde yapılmıştır: “Ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan” kişiye acente adı verilir. Sigorta acenteliği gerçek veya tüzel kişilerce yapılabilir. Sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince tutulan Levhaya yazılı olması gerekir (SK.m.23)

Bu tanımdan hareketle sigorta acentesinin unsurları şu şekilde tespit edilir:

–            Bağımsızlık

–            Sözleşmeye dayalı çalışma

–            Belirli bir yer veya bölge içinde faaliyet

–            Süreklilik

–            Meslek edinme

–            Sigorta sözleşmelerinin yapılmasına aracılık veya sözleşmeyi sigortacı adına bizzat yapma

aa) Nitelikleri

Acentelerde Aranacak Nitelikler: Sigorta acenteliği yapacakların niteliklerine ilişkin usul ve esaslar, Sigorta Acenteleri Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 4.

maddesine göre sigorta acenteliği yapacak kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır:

a)    Türkiye’de yerleşik olması, tüzel kişi ise merkezinin Türkiye’de olması

b)  Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması

c)      Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin dört numaralı alt bendinde belirtilen suçlardan hüküm giymemiş veya ceza almamış olması

ç) İflas etmemiş ve konkordato ilan etmemiş olması

d)   Teknik personel vasıflarını taşıması

e)   Asgari malvarlığı ve sermaye şartını yerine getirmiş olması

f)    Fiziksel, teknik ve idari altyapı ile insan kaynaklan bakımından yeterli olması

Öte yandan, sigorta acenteliği yapacak şirketlerin ortak ve yetkilileri için de Yönetmelikte ilave nitelikler öngörülmüştür (m.4). Buna göre, acentelik işiyle iştigal edecek bir şirketin ortak ve yetkilileri, yukanda sayılan niteliklere ilave olarak, “en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından veya en az iki yıllık aktüerya, pazarlama, risk yönetimi ve sigortacılık ile ilgili yüksek okullardan mezun olması ve iki yıllık mesleki deneyimi kazanmış olması” da gerekmektedir.

Levhaya Kayıt: Sigorta acenteliği yapacak gerçek ve tüzel kişilerin TOBB nezdinde tutulan Levhaya kaydı için Müsteşarlıktan bir “uygunluk belgesi” almalan gerekir (SAY.m.5). Acentelerce uygunluk belgesi almak için başvuru TOBB tarafından görevlendirilecek odalara yapılır. Uygunluk belgesi için gerekli belgelerden oda bünyesinde bulunanlar acentelerden ayrıca talep edilmez. Başvuru sırasında istenilen bilgiler, ayrıca elektronik ortamda kaydedilir. Belgeleri tamamlanmış olan acentelerin talepleri TOBB tarafından Müsteşarlığa intikal ettirilir. Müsteşarlıkça yapılacak değerlendirmede durumu uygun görülenler Levhaya kaydedilmek üzere TOBB’a bildirilir. Bu bildirim, bildirime konu acenteler bakımından uygunluk belgesi niteliğindedir. Uygunluk belgesi alan ve TOBB internet sitesinde liste hâlinde duyurulan acenteler, Levhaya kayıt olmak için en geç altı ay içinde TOBB’a başvuruda bulunur. Gerekli tüm bilgi ve belgeleri tamamlanarak Levhaya kaydedilen acenteler TOBB internet sitesinde duyurulur.

Kaydın Silinmesi: Levhaya kayıtlı olan bir sigorta acentesinin kaydının silinmesi de söz konusu olabilir. Sigorta Acenteliği Yönetmeliği hükümlerine göre aşağıdaki hâllerden biri gerçekleştiğinde acentenin kaydı levhadan silinir:

a)       Sigorta acenteliği yapması için gerekli nitelikleri kaybetmişse,

b)   Hakkında meslekten çıkarma kararı verilmişse,

c)   Levhaya yazılmasını müteakip altı ay içinde faaliyete geçmezse,

ç) Sigorta acenteliğinden aynlmışsa,

d)       Ticaret veya ticaret ve sanayi odasındaki kaydı silinmişse,

e)             Tespit edilen kayıt ücretini süresi içinde yatırmamışsa veya aidatını üç yıl üst üste hiç ödememişse.

Sigorta acenteliği yapmaktan yasaklananlar, sigorta acenteliğiyle ilgili faaliyetlerde çalıştınlamayacakları gibi bu kişilerle her ne şekilde olursa olsun sigorta acenteliği mesleğinin icrası için işbirliği yapılamaz (SK.m.23/14)

Mesleki Sorumluluk Sigortası Yaptırma: Acenteler, mesleki faaliyetlerinden dolayı sigortalılarına verebilecekleri zararlara karşı mesleki sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır (SAY.m.6). Acenteler, sigorta şirketleri ile yaptıkları acentelik sözleşmesini takiben en geç bir ay içerisinde mesleki sorumluluk sigortasını yaptırarak, bu hususta elektronik ortamda TOBB’a veya uygunluk belgesi başvurusunda bulunduğu odaya bildirimde bulunur. Mesleki sorumluluk sigortası olmaksızın acentelik faaliyetinde bulunulamaz.

Ek İş Yapma Yasağı: Sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleri, bireysel emeklilik işlemleriyle ilgili acentelik faaliyeti dışında başka bir ticarî faaliyette bulunamaz (SK.m.23/10). Bu sınırlama, bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar ve sözleşme yapmaya veya prim tahsiline, hayat sigortalan veya zorunlu sigortalarla sınırlı olarak yetki verilen sigorta acenteleri için geçerli değildir.

Sigorta Sektöründe Başka Sıfatla Görev Yapanların Acentelik Yapamaması: Sigortacılık Kanunu, acentelerin ek iş yapmalarını yasakladığı gibi, sektörde broker, eksper vb. sıfatlarla görev yapan kişilerin de acentelik yapmalarım kısıtlamıştır. Buna göre, “sigorta şirketlerinin, sigorta sözleşmeleri için brokerlik yapanların ve sigorta eksperlerinin yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ile bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar sigorta acentelerinin yönetim ve denetim kurullarında görev alamaz; imzaya yetkili olarak çalışamaz; bu şirketlere ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve velayeti altındaki çocukları için de geçerlidir. Ancak, sigorta

şirketlerinin yönetiminde, denetiminde bulunan kişiler ile bunlar adına imza atmaya yetkili olanların eş ve velayeti altındaki çocukları için sınırlandırma bu kişilerin faaliyette bulunduğu şirketin sigorta acenteliği içindir” (SK.m.23/12).

bb) Türleri

Sigorta acenteleri, uygulamadaki adıyla A ve B acentesi olmak üzere iki gruba ayrılır . A acenteleri, sigorta şirketleri ile acentelik sözleşmesi yapan ve bunlar adına sigorta sözleşmesi yapma, sigorta poliçesi düzenleme ve prim tahsiline yetkilidir. B acenteleri ise, sözleşme yapma yetkisi olmaksızın bir sigorta şirketi tarafından aracılık faaliyetinde bulunmak üzere tayin edilirler. Ayrıca, acentelik sözleşmesinde öngörülen yetkiye istinaden A acenteleri tarafından tali acentelik tesis edilmesi de mümkündür . Bu çerçevede, sigorta şirketinden yetki alan bir

acentenin kendi bölgesi içinde tali acentelikler vermesi söz konusu olabilmektedir. A acenteleri, sigortacılık dışında başka bir faaliyette bulunamadığı halde, B acenteleri ve tali acenteler sigortacılığın yanı sıra her türlü ticari faaliyette bulunma yetkisine sahiptir. Buna bağlı olarak A acentelerinin komisyon oranı yüksek olduğu halde, sınırlı yetkisi nedeniyle B acenteleri ve tali acentelere düşük oranda komisyon verilir.

cc) Yetkileri

Acentelik faaliyetleri, Sigortacılık Kanunu hükümlerine göre, sigorta şirketleri ile acente arasında yapılan “acentelik sözleşmesi” hükümlerine göre yürütülür . 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre, acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir (TTK.m.105). Ayrıca, acente, sözleşme uyarınca müvekkilinin işlerini görmeye, menfaatlerini korumaya, piyasanın ve müşterilerinin durumunu ve değişiklikleri haber vermeye, tahsil ettiği bedeli sigorta şirketine ödemek zorundadır. Sigortacılık Kanunu’nun 23. maddesi, acentelerin belirli niteliklere sahip olmasını şart koşmuş ve sözleşme yapma ve prim tahsil etmeye yetkili acenteler için başka bir ticari faaliyette bulunma yasağı getirmiştir. TTK.m.l04’de ise “aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça; acentenin aynı yer veya bölge içinde birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına aracılık

yapamayacağı” hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede, sigorta acenteleri için rekabet yasağı ortaya çıkmaktadır.

Sigorta acentesinin prim tahsilâtı yapabilmesi için, sigorta şirketi tarafından yetkilendirilmiş olması gerekir (SAY.m.12)3 . Sigorta şirketlerince yetkilendirilmemiş acenteler prim tahsilâtı yapamaz. Sigortalı tarafından yetkili acenteye yapılan ödeme sigorta şirketine yapılmış sayılır .

Buna karşılık, sigorta şirketlerince acenteye yapılan ödeme hak sahibi tarafından tahsil edilmedikçe yapılmış sayılmaz. Sigorta poliçelerinin düzenlenmesine ve primlerin tahsil edilmesine ilişkin usul ve esaslar sigorta şirketi ile acente arasında akdedilen acentelik sözleşmesinde açıkça belirtilir. Acentelere verilecek acentelik yetkisi ile sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkilerine ve bu yetkinin verilmeyeceği acentelerin hangi yetkili acentelere bağlı bulunacaklarına dair hususların kapsam ve sının sigorta şirketlerince, usulü dairesinde tescil ve ilanını müteakip 15 iş günü içinde Levhaya işlenmek üzere TOBB’a bildirilmek zorundadır (SAY.m.10).

Sigorta acentelerinin sır saklama yükümlülükleri de mevcuttur. Sigorta acenteleri ile çalışanlan, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırlan ilgililerin izni olmaksızın açıklayamaz. Ancak, suç teşkil eden hâllerin yetkili mercilere duyurulması zorunlu olduğu gibi, sır saklama yükümlülüğünün ihlali anlamına da gelmez (SK.m.23/17).

Buna karşılık, sigorta acenteleri, sigorta ettiren ile sigortacı arasındaki sözleşmenin kurulmasına sadece aracılık ettiklerinden sigortalıya karşı sigorta tazminatı ödemekle yükümlü değildirler[2]. Diğer bir deyişle, sigorta şirketinin sağlayıcı olarak yaptığı ayıplı hizmetlerden sigorta acentesi sorumlu tutulamaz (SK.m.23/9). Bu sorumluluk sigorta sözleşmesinin karşı tarafını oluşturan sigorta şirketine yani sigortacıya aittir. Ancak, yükümlüklerini yerine getirmeyen bir acentenin sigorta sözleşmesinin kurulması aşamasında oynadığı fonksiyon nedeniyle sigorta ettirene karşı sorumlu hale gelmesi de mümkündür. Şöyle ki, örneğin, sigorta teklifini aldıktan sonra poliçe düzenleme yetkisi olmayan bir acente, teklifin kabul edilmemesi üzerine sigorta ettirene gerekli bildirimde bulunmayacak olursa taraflar arasında geçerli bir sigorta ilişkisinin kurulduğu yönünde sigorta ettirende bir kanaat oluşturduğundan sorumluluk taşıyacaktır.

Türk Ticaret Kanunu (6. Kitap: Sigorta Hukuku)

Yayınlanan Resmi Gazete: 27846

Yayınlanan Tarih: 14.2.2011

ALTINCI KİTAP

Sigorta Hukuku

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

A) Sigorta sözleşmesi

I – Temel kavramlar

1. Tanım

MADDE 1401 (1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.

(2) Ruhsatsız bir şirket ile onun bu durumunu bilerek yapılan sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanununun 604 ve 605 inci maddeleri uygulanır. Türkiye’de yerleşik olmayan sigorta şirketleriyle kurulan sigorta sözleşmelerinde bu hüküm uygulanmaz.

2. Karşılıklı sigorta

MADDE 1402 (1) Birden çok kişinin birleşerek, içlerinden herhangi birinin, belli bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda doğacak zararlarını tazmin etmeyi borçlanmaları karşılıklı sigortadır. Karşılıklı sigorta faaliyeti ancak kooperatif şirket şeklinde yürütülebilir.

3. Reasürans

MADDE 1403 (1) Sigortacı, sigorta ettiği menfaati, dilediği şartlarla, tekrar sigorta ettirebilir.

(2) Reasürans, sigortacının, sigorta ettirene karşı borç ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; sigorta ettirene, tekrar sigorta yapana karşı, doğrudan dava açmak ve istemde bulunma haklarını vermez.

4. Geçerli olmayan sigorta

MADDE 1404 (1) Sigorta ettirenin veya sigortalının, kanunun emredici hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamaz.

II – Hükümler

1. Sözleşmenin yapılması sırasında susma

MADDE 1405 (1) Sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır.

(2) Teklifnamenin verilmesi sırasında yapılmış ödemeler, sözleşmenin yapılmasından sonra prim olarak kabul edilir veya ilk prime sayılır. Bu ödemeler, sözleşme yapılmadığı takdirde, kesinti yapılmadan, faiziyle birlikte geri verilir.

(3) 1483 üncü madde hükmü saklıdır.

2. Temsil

a) Genel olarak

MADDE 1406 (1) Bir kişi, diğer bir kişinin adına onu temsilen sigorta sözleşmesi yapabilir; temsilci yetkisiz ise ilk sigorta döneminin primlerinden sorumlu olur.

(2) Adına sigorta sözleşmesi yapılan kişi, rizikonun gerçekleşmesinden önce veya 1458 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, riziko gerçekleşince de sözleşmeye sonradan icazet verebilir.

(3) Başkasının adına yapıldığı anlaşılmayan veya yetkisiz yapılan sözleşme, menfaati bulunması şartıyla, temsilci adına yapılmış sayılır.

b) Talimat bulunmaması

MADDE 1407 (1) Temsilci, sigorta ettiren tarafından, sigorta şartlarıyla ilgili herhangi bir talimat verilmemişse, sigorta sözleşmesini, sözleşmenin yapıldığı yerdeki mutat şartlara göre yapar.

3. Sigorta menfaatinin yokluğu

MADDE 1408 (1) Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur.

(2) 1470 inci madde hükmü saklıdır.

4. Sigortanın kapsamı

MADDE 1409 (1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.

(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.

5. Sigorta süresi

MADDE 1410 (1) Süre, sözleşmeyle kararlaştırılmamış ise, taraf iradeleri, yerel teamül ile hâl ve şartlar göz önünde bulundurularak, mahkemece belirlenir.

6. Sigorta dönemi

MADDE 1411 (1) Prim daha kısa zaman dilimlerine göre hesaplanmamış ise bu Kanuna göre sigorta dönemi bir yıldır.

7. Sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışı

MADDE 1412 (1) Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise temsilcinin, can sigortalarında da lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır.

8. Fesih ve cayma

a) Olağanüstü durumlarda fesih

MADDE 1413 (1) Sigortacının, konkordato ilan etmesi, ilgili sigorta dalına ilişkin ruhsatının iptâl edilmesi veya sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması gibi hâllerde; sigorta ettiren, bu olguları öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sigorta sözleşmesini feshedebilir.

(2) Primlerin tamamını ödememişken sigorta ettiren konkordato ilan etmişse, sigortacı, bunu öğrendiği tarihten itibaren, bir aylık bildirim süresine uyarak, sigorta sözleşmesini feshedebilir.

(3) Zorunlu sigortalar ile prim ödemesinden muaf hâle gelmiş can sigortalarına ikinci fıkra uygulanmaz.

b) Sigorta priminin artırılmasında fesih

MADDE 1414 (1) Sigortacı, sigorta teminatının kapsamında değişiklik yapmadan, ayarlama şartına dayanarak primi yükseltirse, sigorta ettiren, sigortacının bildirimini aldığı tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir.

c) Kısmi fesih ve cayma

MADDE 1415 (1) Sigortacının sigorta sözleşmesini, bazı hükümlerine ilişkin olarak feshetmesi veya ondan cayması haklı sebeplere dayanıyorsa ve sigortacının sözleşmeyi geri kalan hükümlerle, aynı şartlarla yapmayacağı durumdan anlaşılıyorsa, sigortacı sözleşmenin tamamını feshedebilir veya ondan cayabilir.

(2) Sigortacı, sözleşmeyi kısmen feshetmiş veya ondan caymışsa, sigorta ettiren sözleşmenin tamamını feshedebilir veya ondan cayabilir.

9. Tebliğler ve bildirimler

MADDE 1416 (1) Sigorta ettiren tarafından yapılacak tebliğler ve bildirimler sigortacıya veya sözleşmeyi yapan ya da yapılmasına aracılık eden acenteye; sigortacı tarafından yapılan tebliğler ve bildirimler ise, sigorta ettirenin veya gerektiğinde sigortalının ya da lehtarın sigortacıya bildirilmiş son adreslerine yapılır.

10. Olağanüstü durumlar

a) Tarafların aczi, takibin semeresiz kalması

MADDE 1417 (1) Sigorta ettiren, aciz hâline düşen veya hakkında yapılan takip semeresiz kalan sigortacıdan, taahhüdünün yerine getirileceğine ilişkin teminat isteyebilir. Bu istemden itibaren bir hafta içinde teminat verilmemiş ise sigorta ettiren sözleşmeyi feshedebilir.

(2) Primin ödenmesinden önce acze düşen, iflas eden veya hakkında yapılan takip semeresiz kalan sigorta ettirene, sigortacının istemiyle, aynı şartlarla, birinci fıkra hükmü uygulanır.

b) Sigortacının iflası

MADDE 1418 (1) Sigortacının iflası hâlinde sigorta sözleşmesi sona erer. Sigortacının iflasından önce ödenmeyen tazminatlar, özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, önce 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu gereğince sigortacı tarafından ayrılması gereken teminatlardan, sonra iflas masasından karşılanır.

(2) Hak sahipleri iflas masasına İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen üçüncü sırada katılır.

11. Prim iadesi

MADDE 1419 (1) Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.

12. Zamanaşımı

MADDE 1420 (1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.

III – Tarafların borç ve yükümlülükleri

1. Sigortacının borç ve yükümlülükleri

a) Rizikoyu taşıma yükümlülüğü

aa) Genel olarak

MADDE 1421 (1) Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur.

(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.

bb) İmkânsızlık

MADDE 1422 (1) Sigortacının sorumluluğu başlamadan, sigorta ettirenin, sigortalının ve can sigortalarında ayrıca lehtarın, fiilleri ve etkileri olmaksızın rizikonun gerçekleşmesi imkânsızlaşmışsa, sigortacı prime hak kazanamaz.

b) Aydınlatma yükümlülüğü

MADDE 1423 (1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere  bağlı  bildirim  yükümlülüklerini sigorta  ettirene  yazılı olarak bildirir.  Ayrıca,

poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.

(2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir.

(3) Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemelerini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler.

c) Sigorta poliçesi verme yükümlülüğü

aa) Genel olarak

MADDE 1424 (1) Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur.

(2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri kendisine ait olmak üzere, yeni bir poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir.

(3) Poliçenin verilmediği hâllerde, sözleşmenin ispatı genel hükümlere tabidir.

bb) İçerik

MADDE 1425 (1) Sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenlenir.

(2) Poliçenin ve zeyilnâmenin eklerinin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden farklıysa, anılan belgelerde yer alıp teklifnameden değişik olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine öngörülmüş bulunan hükümler geçersizdir.

(3) Kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, genel şartlarda sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın lehine olan bir değişiklik hemen ve doğrudan uygulanır. Ancak, bu değişiklik ek prim alınmasını gerektiriyorsa, sigortacı değişiklikten itibaren sekiz gün içinde prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının sekiz gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme eski genel şartlarla devam eder.

d) Giderleri ödeme borcu

MADDE 1426 (1) Sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır.

(2) Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yolu ile uygulanır.

e) Tazminat ödeme borcu

aa) Genel olarak

MADDE 1427 (1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir.

(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.

(3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.

(4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.

(5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.

bb) Kısmi tazminat ödemeleri

MADDE 1428– (1) Sorumluluk sigortası dışındaki sigortalarda, aksine sözleşme yoksa, sigorta süresi içinde yapılan kısmi tazminat ödemeleri sigorta bedelinden düşülür.

(2) Kısmi zarar hâllerinde taraflar sigorta sözleşmesini feshedebilirler. Ancak, sigortacı fesih hakkını, kısmi tazminat ödemesinden sonra kullanabilir.

cc) Rizikonun gerçekleşmesinde kusur

MADDE 1429 (1) Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez.

(2) 1495, 1503 ve 1504 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.

2. Sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleri

a) Prim ödeme borcu

aa) Genel olarak

MADDE 1430 (1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

(2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir.

(3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır.

bb) Ödeme zamanı

MADDE 1431 (1) Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksidin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Karada ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda sigorta primi, poliçe henüz düzenlenmemiş olsa bile, sözleşmenin yapıldığı anda ödenir.

 (2) İzleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilir veya bu şartlar poliçe üzerine yazılır.

(3) Sigorta priminin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, riziko gerçekleşince, ödenecek tazminata veya bedele ilişkin primlerin tümü muaccel olur.

(4) Başkası lehine yapılan sigortada, prim borcu için sigorta ettirenin aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa, zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtar, bu durumun sigortacı tarafından kendilerine bildirilmesi hâlinde, primi ödemeyi üstlenirlerse sözleşme bu kişilerle devam eder; aksi hâlde, sigortacı sigorta ettirene karşı sahip olduğu hakları kullanır.

(5) Sigortacı prim alacağını, 1480 inci madde hükmü saklı kalmak üzere ödenecek tazminattan veya bedelden düşebilir. Bu hâlde, Türk Borçlar Kanununun 129 uncu maddesi hükmü sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanmaz.

cc) Ödeme yeri

MADDE 1432 (1) Sigorta primi, sigorta ettirenin, sözleşmede gösterilen adresinde ödenir. Sözleşmede başka bir ödeme yeri gösterilmiş olmasına rağmen, sigorta primi fiilen sigorta ettirenin gösterdiği adreste ödenegelmekte ise, bu ödeme yerine ilişkin söz konusu şart yok sayılır.

dd) Primin indirilmesi

MADDE 1433 (1) Primi etkileyen sebeplerde, rizikonun hafiflemesini gerektiren değişiklikler meydana gelmişse,  prim indirilir ve gereğinde geri verilir.

(2) Sözleşmede öngörülen yüksek primin, sigorta ettirenin, rizikoyu ağırlaştıran sebeplere ilişkin olarak bildirdiği hususlardaki yanılmalardan kaynaklanması hâlinde birinci fıkra hükmü geçerlidir.

ee) Temerrüt

MADDE 1434 (1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur.

(2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur.

(3) İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez ise, sigortacı sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi hâlde, süre sonunda, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesi feshedilmiş olur. Sigortacının, sigorta ettirenin temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer hakları saklıdır.

(4) Bir sigorta dönemi içinde sigorta ettirene iki defa ihtar gönderilmişse sigortacı, sigorta döneminin sonunda hüküm doğurmak üzere sözleşmeyi feshedebilir. Can sigortalarında indirime ilişkin hükümler saklıdır.

b) Beyan yükümlülüğü

aa) Sözleşmenin yapılmasında

aaa) Genel olarak

MADDE 1435 (1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.

bbb) Yazılı sorular

MADDE 1436 (1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun.

(2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.

ccc) Bağlantı

MADDE 1437 (1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.

ddd) Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi

MADDE 1438 (1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir.

eee) Yaptırım

MADDE 1439 (1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.

(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.

fff) Caymanın şekli ve süresi

MADDE 1440 (1) Caymanın, sigorta ettirene bir beyanla yöneltilmesi şarttır.

 (2) Cayma, onbeş gün içinde sigorta ettirene bildirilir. Bu süre sigortacının bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar.

ggg) Caymanın hükümleri

MADDE 1441 (1) Cayma hâlinde, sigorta ettiren kasıtlı ise, sigortacı rizikoyu taşıdığı süreye ait primlere hak kazanır.

hhh) Cayma hakkının düşmesi

MADDE 1442 (1) Cayma hakkı aşağıdaki hâllerde kullanılamaz:

a) Cayma hakkının kullanılmasından açıkça veya zımnen vazgeçilmişse.

b) Caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse.

c) Sigortacı, sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı hâlde sözleşmeyi yapmışsa.

bb) Teklifin yapılması ile kabulü arasındaki değişiklikleri beyan yükümlülüğü

MADDE 1443 (1) Teklifin yapılması ile kabulü arasındaki değişiklikler hakkında sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğüne ilişkin madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

cc) Sözleşme süresi içinde

aaa) Genel olarak

MADDE 1444 (1) Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamaz.

(2) Sigorta ettiren veya onun izniyle başkası, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunursa yahut sözleşme yapılırken açıkça riziko  ağırlaşması  olarak  kabul edilmiş  bulunan  hususlardan  biri  gerçekleşirse  derhâl;  bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirir.

bbb) Sigortacının hakları

MADDE 1445 (1) Sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek   olayların  varlığını   öğrendiği   takdirde,  bu   tarihten   itibaren  bir  ay  içinde sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme feshedilmiş sayılır.

(2) Değişikliklerin yapılmasından önceki duruma dönüldüğü takdirde fesih hakkı kullanılamaz.

(3) Süresinde kullanılmayan fesih ve prim farkını isteme hakkı düşer.

(4) Rizikonun artmasına, sigortacının menfaati ile ilişkili bir husus, sigortacının sorumlu olduğu bir olay veya insanî bir görevin yerine getirilmesi ve hayat sigortalarında da sigortalının sağlık durumunda meydana gelen değişiklikler sebep olmuşsa, birinci ilâ üçüncü fıkra hükümleri uygulanmaz.

 (5) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.

(6) Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, birinci fıkraya göre sözleşmeyi feshetse bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine ait prime hak kazanır.

(7) Sigortacıya tanınan feshin bildirim süresi veya feshin hüküm ifade etmesi için verilen süre içinde, yapılan değişiklikle bağlantılı olarak rizikonun gerçekleşmesi hâlinde, sigorta tazminatı veya bedeli ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak hesaplanır.

dd) Riziko gerçekleştiğinde

MADDE 1446 (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.

(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.

(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz.

c) Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü

MADDE 1447 (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.

(2) Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.

d) Zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü

MADDE 1448 (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır.

 (2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.

(3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.

(4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır.

e) Sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin ihlali

MADDE 1449 (1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.

(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun.

(3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.

B) Kanun hükümlerinin uygulama alanı

MADDE 1450 (1) Sosyal güvenlik kurumları ile yapılan sözleşmeler hakkında, kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadıkça, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

C) Sigorta sözleşmeleri hakkında uygulanacak hükümler

MADDE 1451– (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde sigorta sözleşmesi hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

D) Koruyucu hükümler

MADDE 1452 (1) 1404 ve 1408 inci madde hükümleriyle 1429 uncu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı sözleşmeler geçersizdir.

(2) 1418 ve 1420 nci maddeler ile 1430 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı sözleşme şartları geçersizdir.

(3) 1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.

 

İKİNCİ KISIM

Sigorta Türlerine İlişkin Özel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Zarar Sigortaları

A) Mal sigortaları

I – Menfaat ve kapsam

1. Genel olarak

MADDE 1453 (1) Rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler.

(2) Rizikonun gerçekleşmesi sonucu doğan kazanç kaybı ile sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarlar, aksine sözleşme yoksa, sigorta kapsamında değildir. Mal bağlamında kazancın, makul sınırı aşan kısmı sigorta edilemez.

(3) Mal sigortası niteliğindeki grup sigortalarında; mal girmesi veya çıkması sebebiyle mal topluluğunda değişiklikler meydana gelmiş olsa bile, sözleşme bütün hükümleriyle geçerlidir.

(4) Mal topluluğu için yapılan mal sigortası, topluluğa dâhil münferit parçaları da kapsar.

2. Başkası lehine sigorta

MADDE 1454 (1) Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir.

(2) Üçüncü kişinin adının belirtildiği durumlarda, tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin, üçüncü kişinin temsilcisi olarak değil, kendi adına fakat üçüncü kişi lehine hareket ettiği kabul edilir.

(3) Sözleşmede, sigortanın kimin menfaati için yaptırıldığı açık da bırakılabilir. “Kimin olacaksa onun lehine” yapılan böyle bir sigortanın, üçüncü kişi lehine yaptırıldığı anlaşılırsa, ikinci fıkra hükmü uygulanır.

3. Müşterek menfaatlerin sigortası

MADDE 1455 (1) Bir malın veya o mala ilişkin bir hakkın yalnız bir kısmında menfaat sahibi olan kişi, kendisine ait kısımdan fazlasını da sigorta ettirmişse, sigortanın bu fazlaya ilişkin kısmı, sigorta ettirenle aynı menfaati olanlar lehine yapılmış sayılır.

4. Menfaat üzerinde sınırlamalar

a) Sınırlı ayni hak

MADDE 1456 (1) Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder.

(2) Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir.

 (3) İkinci fıkra hükmüne aykırı hareket eden sigortacı, sınırlı ayni hak sahipleri ödemeye sonradan yazılı onay verdikleri takdirde, bunlara karşı sorumluluktan kurtulur.

(4) Sigortacı, sigorta ettirenin prim ödeme borcunda temerrüde düştüğünü ve prim farkı istemi dolayısıyla sigorta ettirene ihtarda bulunduğunu, ayni hakkını kendisine bildirmiş olan ve kendisi tarafından bilinen ayni hak sahiplerine de bildirir.

(5) Sigorta ettiren veya sigortacı tarafından sözleşme feshedildiğinde veya sözleşmeden cayıldığında; sigortacı, fesih veya cayma bildirimi kendisi tarafından yapılmışsa, söz konusu bildirim tarihinden, diğer hâllerde sözleşmenin sona ermesinden itibaren, onbeş gün içinde, durumu sınırlı ayni hak sahiplerine bildirir. Sigorta sözleşmesi, ayni hak sahipleri yönünden sözleşmenin sona ermesinden itibaren onbeş gün süre ile geçerli olur. Durumu öğrenen ayni hak sahibi, bu onbeş gün içinde sözleşmeye devam edeceğini sigortacıya bildirmediği takdirde, sigorta sözleşmesi, ayni hak sahibi için de geçersiz hâle gelir. Ayni hak sahibi sözleşmeye devam etmek isterse, sigortacı haklı bir neden olmadığı sürece bu istemi reddedemez.

(6) Sigortacı, istem üzerine, sınırlı ayni hak sahibi olduğunu bildiren kişiye sigorta koruması ile sigorta bedelinin miktarı hakkında bilgi verir.

(7) Hak sahipliğini sigortacıya bildiren sınırlı ayni hak sahibi hakkında da 1416 ncı madde uygulanır.

(8) Bu madde hükümleri sigorta ettiren lehine kurulmuş sınırlı ayni haklar için uygulanmaz.

b) Haciz

MADDE 1457 (1) Sigortalı mal haczedilirse, sigortacı, zamanında bilgilendirilmek şartıyla, sigorta tazminatını icra müdürlüğüne ödeyerek borcundan kurtulur. Bir malın haczinde, icra memuru, borçludan söz konusu malların sigortalı olup olmadığını, sigortalı ise, hangi sigortacı tarafından sigorta edildiğini sorar; haczedilen malın sigortalı olduğunu öğrendikten sonra, sigorta tazminatının diğer bir bildirime kadar ancak icra müdürlüğüne ödenilmesiyle borçtan kurtulacağını sigortacıya ihtar eder.

II – Geçmişe etkili sigorta

MADDE 1458 (1) Sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir. Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.

III – Tazminat ilkesi

1. Genel olarak

MADDE 1459 (1) Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.

2. Sigorta değeri

MADDE 1460 (1) Sigorta değeri sigorta olunan menfaatin tam değeridir.

3. Sigorta bedeli

MADDE 1461 (1) Sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaatin değerini aşsa bile, sigortacı uğranılan zarardan fazlasını ödemez.

(2) Aynen tazmini öngören yeni değer sigortaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

4. Hükümleri

a) Eksik sigorta

MADDE 1462 (1) Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder.

b) Aşkın sigorta

MADDE 1463 (1) Sigorta bedeli sigorta olunan menfaatin değerinin üstünde ise, aşan kısım geçersizdir. Bu sebeple, sigorta bedeli ile sigorta priminin onu karşılayan kısmı indirilir ve tahsil edilmiş fazla prim geri verilir.

(2) Sigorta ettirenin, mali çıkar sağlamak amacıyla kötüniyetle yaptığı aşkın sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşme yapılırken geçersizliği bilmeyen sigortacı, durumu öğrendiği sigorta döneminin sonuna kadar prime hak kazanır.

c) Takseli sigorta

MADDE 1464 (1) Taraflar sözleşme ile sigorta değerini belirli bir para olarak belirlemişlerse, bu para taraflar arasında, sigorta değeri için esas olur.

(2) Takse esaslı şekilde fahiş ise, sigortacı taksenin indirilmesini isteyebilir. Umulan kazanç takselenmiş ise, taksenin sözleşme yapıldığı sırada ticari tahminlere göre elde edilmesi mümkün görülen kazancı aşması hâlinde sigortacı bunun indirilmesini isteyebilir.

d) Birden çok sigorta

aa) Kural

MADDE 1465 (1) Aynı menfaatin, aynı rizikolara karşı, aynı süre için, birden çok sigortacıya, aynı veya farklı tarihlerde sigorta ettirilmesi hâlinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazlası ödenmez.

(2) Birden çok sigortada, sigorta ettiren, sigortacılardan herbirine hem rizikonun gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yapılan diğer sigortaları bildirir. Bu hükme aykırılık hâlinde 1446 ncı madde hükmü uygulanır.

bb) Müşterek sigorta

MADDE 1466 (1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur.

 (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.

cc) Çifte sigorta

MADDE 1467 (1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır:

a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir.

b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.

c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.

dd) Kısmi sigorta

MADDE 1468 (1) Sigorta olunan menfaatin değeri önceki sözleşmeyle tamamen teminat altına alınamamışsa bu menfaat, geri kalan değerine kadar bir veya birkaç defa daha sigorta ettirilebilir. Bu takdirde, o menfaati sonradan sigorta eden sigortacılar, bakiyeden dolayı sözleşmenin yapılış tarihleri sırasıyla sorumlu olurlar. Aynı günde yapılmış olan sözleşmeler, aynı anda yapılmış sayılır.

e) Sigortacının sigortalanan menfaati inceleyebilmesi

MADDE 1469 (1) Sigortacı, sigorta süresi içinde sigortalı menfaatin değerini inceleyebilir.

IV – Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi

MADDE 1470 (1) Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi hâlinde, aksine sözleşme yoksa, sigorta ilişkisi sona erer.

V – Zarar gören mal ve zararın gerçekleştiği yerde değişiklik yapmama

MADDE 1471 (1) Sigorta ettiren, hasarın saptanmasından önce, hasar konusu yerde ve malda, hasar sebebinin veya zarar miktarının belirlenmesini güçleştirecek veya engelleyecek bir değişiklik yapamaz; meğerki, bu değişiklik sigortacının onayı veya zararı azaltma amacı ile yapılmış olsun.

(2) Bu yükümlülüğün kusurlu ihlalinde, ihlal ile zarar arasında illiyet bulunması şartıyla, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirime gidilir.

VI – Halefiyet

MADDE 1472 (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.

(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.

B) Sorumluluk sigortaları

I – Genel hükümler

1. Sözleşmenin konusu ve kapsamı

MADDE 1473 (1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.

(2) Sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine  hüküm   yoksa  bu  sigorta, sigortalının  temsilcisi  ile  işletmenin  veya  işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar. Bu durumda sigorta bu kişilerin lehine yapılmış sayılır.

2. Hukuki koruma

MADDE 1474 (1) Sigortalı aleyhine bir istem ileri sürüldüğünde, isteme ilişkin makul giderler sigortacı tarafından karşılanır; sigorta bedelini aşan giderlerin ödenebilmesi için sözleşmede hüküm bulunmalıdır.

(2) Sigortacı, sigortalının istemi üzerine, giderler için avans vermek zorundadır.

3. Bildirim yükümlülüğü

MADDE 1475 (1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir.

(2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır.

(3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.

4. Sigortacının yardımları

MADDE 1476 (1) Sigortacı, 1475 inci maddeye uygun olarak bildirimde bulunulması tarihinden itibaren beş gün içinde, zarara uğrayanın istemleriyle ilgili olarak ve sigortalının adına, fakat sorumluluk ve tüm giderler kendisine ait olmak üzere, gerekli hukuki işlemlerin gerçekleştirilip, kararların alınmasını ve ayrıca savunmaya yardımda bulunmayı üstlenip üstlenmeyeceğini sigortalıya bildirir; aksi hâlde bu maddenin dördüncü fıkrası uygulanır.

 (2) Birinci fıkrada belirlenen sürenin sonuna kadar yapılması zorunlu işlemleri sigortalı yürütür.

(3) Sigortacı birinci fıkra anlamında üstlenmede bulunmuşsa, sigortalının hak ve menfaatlerini gözetir.

(4) Sigortacı bildirimde bulunmamışsa, sigortalı aleyhine kesinleşen tazminatı öder. Ancak, sigortalının sigortacının onayını almadan yaptığı sulh sözleşmesi, bildirimden itibaren onbeş gün içinde onay verilmemişse, sigortacıya karşı geçersizdir; sigortacı haklı olmayan sebeplerle sulhe onay vermekten kaçınamaz.

5. Kasten neden olma

MADDE 1477 (1) Sigortacı, sigortalının, sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmaz.

6. Doğrudan dava hakkı

MADDE 1478 (1) Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir.

7. Sigortacının zarar görenden bilgi alma hakkı

MADDE 1479 (1) Sigortacı, zarara sebep olan olayın ve zarar miktarının belirlenmesi amacıyla, zarar görenden bilgi isteyebilir. Zarar gören, sağlanması ihtimali bulunan ve istenilmesi haklı görülebilecek ilgili tüm belgeleri sigortacıya vermek zorundadır. Zarar görenin bu zorunluluğa uymaması hâlinde, durumun zarar görene yazılı bildirilmiş olması kaydıyla, sigortacının sorumluluğu, zorunluluk yerine getirilmiş olsaydı ödemek zorunda kalacağı miktarla sınırlıdır.

8. Takas

MADDE 1480 (1) Sigortacı, zarar görene ödeyeceği sigorta tazminatını, sigorta sözleşmesinden doğan alacakları ile takas edemez.

9. Halefiyet

MADDE 1481 (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur.

(2) Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı gereğince, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.

(3) Sigortalı veya zarar gören, birinci fıkra gereğince sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur.

10. Zamanaşımı

MADDE 1482 (1) Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar.

II – Zorunlu sorumluluk sigortaları

1. Sözleşme yapma zorunluluğu

MADDE 1483 (1) Sigortacılar, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamazlar.

2. Zarar görenle ilişkide ifa yükümlülüğü

MADDE 1484 (1) Sigortacı, sigortalıya karşı ifa borcundan tamamen veya kısmen kurtulmuş olsa da, zarar gören bakımından ifa borcu, zorunlu sigorta miktarına kadar devam eder.

(2) Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur.

(3) Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde sigortacının sorumluluğu sona erer.

III – Sorumluluk sigortalarına uygulanacak hükümler

MADDE 1485 (1) Sorumluluk sigortalarına genel hükümlerle birlikte, 1454 üncü ve 1458 inci maddeler, 1466 ncı maddenin birinci fıkrası ve 1471 inci madde de uygulanır.

C) Koruyucu hükümler

MADDE 1486 (1) 1453 üncü maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 1458 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 1459 ve 1461 inci maddeler, 1463 üncü maddenin birinci fıkrası, 1472 ve 1477 nci madde hükümlerine aykırı yapılan sözleşmeler geçersizdir.

(2) 1456 ncı maddenin birinci fıkrası, 1465 ilâ 1468, 1479, 1480, 1482, 1484 ve 1485 inci madde hükümlerine aykırı sözleşme şartları geçersizdir.

(3) 1471 inci maddenin ikinci fıkrası, 1474 ilâ 1476 ncı madde hükümleri sigortalı aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.

 

İKİNCİ BÖLÜM

Can Sigortaları

A) Hayat sigortası

I – Tanım

MADDE 1487 (1) Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir.

(2) Hayatı sigorta edilen kimse, ilk primin ödenmesinden önce ölmüşse sigorta sözleşmesi geçersizdir.

II – Tontin

MADDE 1488 (1) Birden çok kişi tarafından verilen katkı payları ile oluşturulan varlıkların, belirli bir tarihte hayatta kalanlar ve ölenin önceden belirlemiş olması hâlinde, lehtarlar arasında paylaştırılması ilkesi uyarınca tontinler kurulabilir.

III – Sözleşmeden cayma

MADDE 1489 (1) Sigorta ettiren, sigortacının kendisine cayma hakkını kullanabileceğini bildirmesinden itibaren onbeş gün içinde sözleşmeden cayabilir. Bilgilendirmenin yapıldığı sigortacı tarafından ispatlanır. Bilgilendirme yapılmamışsa cayma hakkı ilk primin ödenmesinden bir ay sonra sona erer.

(2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır.

IV – Hayatı sigorta edilecek kişi

MADDE 1490 (1) Sigorta ettiren, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir.

(2) Başkasının hayatı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında lehtarın menfaatinin bulunması şarttır. Ayrıca, ölüm ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, sigorta bedelinin mutat cenaze giderlerini aşması hâlinde sigortalının veya varsa kanuni temsilcisinin yazılı izni gerekir. Sigortalı onbeş yaşından büyükse kanuni temsilcinin dışında ayrıca onun da izni alınır. İzin olmadan yapılan sözleşme, icazet verilmediği takdirde geçersizdir.

(3) Kanuni temsilcinin lehtar olarak atadığı veya kendisinin sigorta ettiren olduğu durumlarda, kanuni temsilcinin iznin verilmesinde sigortalıyı temsil yetkisi yoktur.

(4) Menfaat şartının sözleşmenin yapılmasından sonra ortadan kalkması hâlinde sözleşme o andan itibaren geçersiz hâle gelir; ancak, sigorta ettirene iştira değeri ödenir.

V – Sigorta değeri

MADDE 1491 (1) Bir kimsenin hayatı bir veya birkaç sigortacı tarafından çeşitli bedeller üzerine sigorta ettirilebilir.

(2) Ödenecek bedelin lehtarın maddi menfaatinden daha fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır.

(3) 1472 nci madde hükmü hayat sigortalarında uygulanmaz. Hayat sigortası sözleşmesi gereği,  sigorta  şirketinden   kararlaştırılan   sigorta  bedelini tahsil  eden sigorta  ettiren  ve mirasçıları ile rizikoya muhatap olan kişilerin mirasçılarının, rizikonun gerçekleşmesine neden olan üçüncü kişiye karşı sahip olduğu tazminat alacağını sigorta şirketine temlik etmeleri geçersizdir.

VI – Doktor incelemesi

MADDE 1492 (1) Sigorta ettiren ile sigortacı arasında, sigorta edilecek kişinin doktor incelemesinden geçmesi kararlaştırılmış olsa bile, sigortacı sigortalanacak kişiyi bu incelemeyi yaptırmaya zorlayamaz.

VII – Lehtar

1. Atanması ve değiştirilmesi

MADDE 1493 (1) Sigorta ettiren, 1490 ıncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları saklı kalmak üzere, gerçek ya da tüzel kişi lehine sigorta sözleşmesi yapabilir.

(2) Sigorta ettiren, atadığı lehtarı sigortacıya bildirir.

(3) Lehtarın sigortacıya bildirilmemiş olması hâlinde, sigortacı iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur.

(4) Sigorta ettiren, değiştirme hakkından vazgeçtiğini sigorta poliçesine yazdırmakla beraber sigorta poliçesini lehtara teslim etmişse, o kişiyi değiştiremez. Tereddüt hâlinde, sigorta ettirenin lehtarı değiştirme hakkını saklı tuttuğu kabul edilir. Sigorta ettirenin lehtarı değiştirme hakkından açıkça vazgeçtiği ve sigorta poliçesinin lehtara verildiği hâllerde bile, mirasçılıktan çıkarma veya hibeden rücu hâlleri gerçekleşmiş yahut ilgililer arasında o kişinin lehtar olarak atanmasına ilişkin sebep ortadan kalkmış ise lehtar değiştirilebilir.

(5) Lehtar atanması ve lehtar değişiklikleri sigortacının iznine bağlı değildir.

(6) Lehtarın değiştirilemeyeceği durumlarda, sigorta ettiren tarafından ayrılma ve ödünç alma hakları kullanıldığı takdirde, ödenecek tutar üzerinde lehtar hak sahibi olduğu gibi, rizikonun gerçekleşmesinden önce sigortacının iflası sonucu ödenecek miktar üzerinde de, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtar hak sahibidir.

(7) Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir.

2. Lehtar atanmasına ilişkin yorum kuralı

MADDE 1494 (1) Ölüm rizikosuna karşı yapılmış sigortalarda, birden fazla kişi payları belirtilmeksizin lehtar olarak atanmışsa, sigorta bedeli üzerinde hepsi eşit oranda hak sahibidir. Hak sahiplerinden biri tarafından alınmayan pay, diğerlerinin payına eklenir. Mirasın reddi veya mirastan vazgeçme lehtarın hakkı üzerinde etkili olmaz.

(2) Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar belirtilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı lehine yapıldığı kabul olunur.

VIII – Sigorta ettiren lehine hak

MADDE 1495 (1) Lehtarın, sigortacıya karşı, istem hakkını kazanamaması hâlinde, bu hak sigorta ettirene, onun da ölmüş olması hâlinde, mirasçılarına geçer.

IX – Grup sigortaları

MADDE 1496 (1) En az on kişiden oluşan, sigorta ettiren tarafından, belirli kıstaslara göre kimlerden oluştuğunun belirlenebilmesi imkânı bulunan bir gruba dâhil kişiler lehine, tek bir sözleşme ile sigorta yapılabilir. Sözleşmenin devamı sırasında gruba dâhil herkes sigortadan, grup sigortası sözleşmesi sonuna kadar yararlanır. Sözleşmenin yapılmasından sonra grubun on kişinin altına düşmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.

(2) Grupta yer alan her kişiye poliçe içeriğini özetleyen bir belge verilir.

(3) Grup sigortalarında lehtarı atama hakkı, aksi kararlaştırılmamışsa, grupta yer alan kişiye aittir.

(4) Sözleşme süresi içinde gruptan ayrılma hâlinde grup sigortası ile sağlanan teminat, aksi  kararlaştırılmamışsa,  sigorta  ettiren,  sigortalı veya  lehtar tarafından  bireysel  olarak devam ettirilebilir. Sigortalı veya lehtarın sözleşmeye bireysel olarak devam etmesi ancak sigorta ettiren sıfatıyla olur. Bu kişiler geçmiş günlere ait kendilerine düşen prim borçlarından, önceki sigorta ettirenle birlikte sorumludur.

(5) Grup sigortalarında ayrılma, ödünç alma, indirme, bildirim yükümlülüğü ve ilgili diğer konular Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık tarafından çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir.

X – Beyanlar

1. Yanlış yaş beyanı

MADDE 1497 (1) Sigortalının sözleşmenin yapılması sırasında yaşının yanlış bildirilmesi sonucu prim düşük belirlenmişse, sigorta bedeli, gerçek yaşa göre alınması gereken primin, belirlenen prime olan oranına göre ödenir. İndirimden önce riziko gerçekleşip sigorta bedeli ödenmiş ise sigortacı ödediği fazla kısmın geriye verilmesini faiziyle birlikte isteyebilir.

(2) Gerçek yaşa göre fazla prim ödenmesi hâlinde, sigorta bedeli ödenen prime göre artırılır. Artırımdan önce sigorta bedeli ödenmiş ise eksik kısım sigortacı tarafından tamamlanır.

(3) Sigortacı, yanlış yaş bildirimi sebebiyle sadece gerçek yaşın, sözleşmenin yapıldığı sırada teknik esaslara göre belirlenen sınırlar dışında kalması hâlinde, sözleşmeden cayabilir.

2. Sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğünün ihlali

MADDE 1498 (1) Sigortacı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, sözleşmenin yapılmasından itibaren beş yıl geçmişse, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olması nedeniyle sözleşmeden cayamaz, sadece prim farkı isteyebilir; meğerki, beyan yükümlülüğü kasıtlı bir şekilde ihlal edilmiş olsun. Sigorta ettiren, prim farkını ödemeyi kabul etmezse sigortacı, riziko gerçekleştiğinde ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta bedelini öder. Ancak, risk artışı beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sigortacının teknik esaslarına göre saptanan sınırlarının dışında kalmışsa, sigortacı sözleşmeden cayabilir. Yenilenen sözleşmelerde bu süre, ilk sözleşmenin yapıldığı tarihten başlar.

3. Sözleşmenin devamı sırasındaki beyan yükümlülüğünün ihlali

MADDE 1499 (1) Sigortacı, rizikonun artmasından itibaren, yenilemeler de dâhil olmak üzere beş yıl geçmişse, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması nedeniyle sözleşmeyi feshedemez; sadece prim farkı isteyebilir; meğerki, beyan yükümlülüğü kasıtlı bir şekilde ihlal edilmiş olsun. Sigorta ettiren prim farkını ödemeyi kabul etmezse, riziko gerçekleştiğinde sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak, sigorta bedelini öder. Ancak, beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle riziko artışı, teknik esaslara göre tespit edilen sınırlar dışında kalmış ise, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir.

XI – Sigortadan ayrılma

MADDE 1500 (1) Sigorta ettiren, en az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi  ödenmiş  olan  sigorta  sözleşmelerinde,  istediği   zaman   sözleşmeyi  sona  erdirerek sigortadan ayrılabilir. Ayrılma değeri, ayrılmanın istenildiği andaki genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun bir biçimde hesaplanan değerdir.

(2) Yaşama ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, sigortacıdan ayrılma değerinin istenilebilmesi için sigortalının sağlıklı olduğunu ispat etmesi gerekir.

XII – Ödünç verme

MADDE 1501 (1) En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettirenin istemesi hâlinde sigortacı, istem anındaki, genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun bir biçimde hesaplanan değer üzerinden sigortalıya ödünç para vermek zorundadır.

XIII – Prim ödenmesinden muaf sigorta

MADDE 1502 (1) En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi feshedemez ve prim isteyemez. Bu hâlde sigorta, prim ödenmesinden muaf sigortaya dönüşür. Prim ödenmesinden muaf sigortada, sigorta bedeli ödenen primle sözleşme uyarınca ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödenir.

XIV – İntihar

MADDE 1503 (1) Sigortalı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, en az üç yıldan beri devam eden ve ölüm ihtimaline karşı yapılan bir sözleşmede, bu süre geçtikten sonra intihar ederse veya intihara teşebbüs sonucu ölürse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür.

(2) Sigortalının intiharı veya intihara teşebbüsü sonucu ölümü, akli melekelerindeki bir rahatsızlık sebebiyle üç yıldan önce gerçekleşmiş ise sigortacı sigorta bedelini ödemek zorundadır.

XV – Sigorta ettiren veya lehtarın sigortalıyı öldürmesi

MADDE 1504 (1) Sigorta ettiren, sigorta bedelini ödeme borcunun doğmasını sağlamak amacıyla sigortalıyı öldürür veya öldürülmesinde suç ortaklığı ederse, sigortacı bedel ödeme borcundan kurtulur.

(2) Lehtar, sigortalıyı öldürmüş veya onun öldürülmesinde herhangi bir şekilde suç ortaklığı etmişse, sigorta bedelinden mahrum kalır ve bu bedel ölenin mirasçılarına ödenir.

XVI – Lehtarın sigorta ettirenin yerine geçmesi

MADDE 1505 (1) Sigorta ettiren lehine sigorta sözleşmesinden doğan alacaklar ihtiyaten veya kesin olarak haczedilirse ya da sigorta ettiren hakkında iflasın açılmasına karar verilirse, adı belirtilerek gösterilmiş olan lehtar, sigorta sözleşmesine sigorta ettirenin onayı ile onun yerine taraf olabilir.

(2) Lehtar, sözleşmeye taraf olursa, sözleşmenin sigortacı tarafından feshi hâlinde, haczi uygulatan alacaklının veya iflas masasının alacaklarını, sigorta ettirenin sigortacıdan isteyebileceği miktara kadar karşılamakla yükümlüdür.

(3) Sözleşmede lehtar hiç veya adı belirtilerek gösterilmemişse, birinci fıkrada açıklanan hak, sigorta ettirenin eşine ve çocuklarına geçer.

(4) Lehtarın veya eş ve çocuklarının, sigorta ettirenin yerine sözleşmeye taraf olabilmeleri için, sigortacıya bildirimde bulunmaları şarttır. Lehtarın veya eş ve çocuklarının haczi öğrendikleri veya iflasın açıldığı tarihten başlayarak, bir ay içinde bildirim yapmamaları hâlinde, birinci fıkrada açıklanan hak düşer.

XVII – Sigortacının iflası

MADDE 1506 (1) Sigortacının iflasının açıldığı tarihte, bir yıldan uzun süreli sigortalarda, riziko gerçekleşmemiş veya gerçekleşmiş fakat bedel ödenmemişse, ilk hâlde iflasın açıldığı, ikincisinde ise rizikonun gerçekleştiği andaki matematik karşılıklar hak sahiplerine ödenir. Rizikonun gerçekleştiği durumlarda, matematik karşılıkları aşan kısım, sigortacının teminatından karşılanır; açık kalan miktar garameye girer.

B) Kaza sigortası

I – Genel olarak

MADDE 1507 (1) Kaza sigortası, belli bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli engellilik ya da işgöremezlik hâlleri için sigorta teminatı sağlar.  Ölüm, ani olarak veya kaza  tarihinden itibaren  en çok bir yıl  içinde  gerçekleşmiş ise sigorta bedeli sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici ve sürekli engellilik veya işgöremezlik hâllerinde ise sigortalıya ödenir. (1)

(2) Geçici olarak çalışma gücünden mahrum kalan sigortalıya, poliçede yazılı süre ile sınırlı olmak üzere, mahrumiyetin devam ettiği süre için günlük hesabıyla tazminat verilir.

II – Tedavi giderleri

MADDE 1508 (1) Sigortacı, aksi kararlaştırılmamışsa, poliçede yazılı bedelden başka, sigortalının yaptığı tedavi giderlerini de ödemekle yükümlüdür.

III – Sigortalı

MADDE 1509 (1) Kazaya karşı sigorta, sigorta ettirenin veya başkasının uğrayabileceği kazalara karşı yapılabilir.

–––––––––––––––––

(1)   25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlık” ibareleri “engellilik” şeklinde değiştirilmiştir.

IV – Uygulanacak hükümler

MADDE 1510 (1) Hayat sigortalarında sigortalıyı düzenleyen 1490 ıncı maddenin ikinci ilâ dördüncü fıkraları, kaza sonucu ölüm rizikosu için yapılan sigortalarda da uygulanır.

(2) Hayat sigortalarına ilişkin diğer hükümler, kaza sigortası hakkında da kıyas yoluyla uygulanır.

(3) Gerçek zararın sigortacı tarafından karşılanması öngörülmüş ise, zarar sigortalarına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla kaza sigortası hakkında da uygulanır.

C) Hastalık ve sağlık sigortası

I – Sigortanın yaptırılması

MADDE 1511 (1) Hastalık ve sağlık sigortaları, sigortalı lehine yapılabilir; hastalık sigortalarında lehtar da belirlenebilir.

II – Teminatlar

1. Sigorta teminatı

MADDE 1512 (1) Sigortacı, hastalık sigortası ile sözleşmede öngörülen hastalıklardan birinin veya birkaçının, sözleşme süresi içinde gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hâli için sigorta teminatı sağlar. Sözleşmede birden çok hastalık sigorta teminatına bağlanmışsa, hastalıklardan birinin gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hâlinde bedel ödenir ve sözleşme sona erer. Teminatın, aksi kararlaştırılmamışsa, hastalıklardan sadece birinin gerçekleşmesi hâli için verildiği kabul edilir.

2. Sağlık sigortası teminatları

MADDE 1513 (1) Sağlık sigortası ile sigortacı;

a) Hastalık sonucu gerekli hâle gelen ilaç dâhil, her türlü tıbbi bakım, gebelik ve doğum, hastalıkların erken tanısına yönelik, ayaktaki incelemeler de içinde olmak üzere, sözleşmede kararlaştırılan giderleri,

b) Tedavinin tıbben yatarak yapılmasının gerekli olduğu durumlarda günlük hastane giderleri,

c) Sigortalının, hastalık sonucu çalışamaması nedeniyle elde edemediği kazançlar için kararlaştırılan günlük iş görememe parası,

d) Sigortalı, bakıma ihtiyaç duyar duruma geldiği takdirde, bakım nedeniyle doğan giderler veya kararlaştırılan gündelik bakım parası,

için teminat verir.

(2) Teminat, aksi kararlaştırılmamışsa, birinci fıkradaki tutarların tümünü kapsar.

III – Sigorta değeri

MADDE 1514 (1) Sigortalının sağlığı, hastalık sigortaları ile meblağ sigortası şeklinde düzenlenen sağlık sigortalarında bir veya birkaç sigortacı tarafından, çeşitli bedellerle sigorta ettirilebilir.

(2) Ödenecek bedelin menfaatten fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır.

IV – Hastalık sigortasında lehtar

MADDE 1515 (1) Lehtarı belirleyerek başkasının hastalığı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kimse ile lehtar arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması şarttır. Ayrıca sigortalının yazılı izni gerekir. Sigortalının kanuni temsilcisinin bulunduğu durumlarda, yazılı izin kanuni temsilci tarafından verilir. Sigortalı onbeş yaşını doldurmuşsa, ayrıca onun da izni alınır; aksi takdirde yapılan sözleşme geçersizdir.

(2) Kanuni temsilcinin, lehtar olarak belirlendiği veya sigorta ettiren olduğu hâllerde, iznin verilmesinde sigortalıyı temsil yetkisi yoktur.

(3) Sigorta ettiren, belirlediği lehtarı sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirilmediği takdirde, sigortacı iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur.

(4) Lehtarın belirtilmediği hâllerde, sigortanın sigortalı lehine yapıldığı kabul edilir.

V – Bekleme süresi

MADDE 1516 (1) Bekleme sürelerini öngören sigorta sözleşmelerinde, bekleme süresinin üst sınırı Hazine Müsteşarlığınca veya Müsteşarlığın uygun göreceği bir kurum tarafından belirlenir.

VI – Yeni doğan bebeğin ve evlat edinilenin sigorta kapsamında olması

MADDE 1517 (1) Doğum sırasında, ana babadan biri için yaptırılmış bir hastalık veya sağlık sigortasının bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa, doğumun tamamlanmasından itibaren bebek, ek prim olmaksızın sigortanın kapsamına girer. Ancak, bunun için doğumun en geç iki ay içinde sigortacıya bildirilmesi gerekir.

(2) Evlat edinilen küçükler hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

VII – Bilgi isteme hakkı

MADDE 1518 (1) Sigortacı, ifa yükümlülüğünü incelerken, ilgili kişinin veya onun kanuni temsilcisinin istemesi hâlinde, bunlar tarafından belirlenen doktora, teminat kapsamındaki hastalığın gerçekleşip gerçekleşmediği ve tıbbi tedavi uygulanmasının gerekliliği konusunda aldığı rapor hakkında bilgi ve rapor üzerinde inceleme imkânı vermek zorundadır.

VIII – Hastalık ve sağlık sigortasına uygulanacak diğer hükümler

MADDE 1519 (1) Hayat sigortalarına ilişkin hükümler 1497 ve 1504 üncü madde hükümleri dışında hastalık sigortasına da uygulanır. Ancak hastalık sigortasına 1503 üncü maddenin uygulanabilmesi, sözleşmede öngörülen rizikonun intihara teşebbüs nedeniyle gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.

(2) Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında da uygulanır.

IX – Koruyucu hükümler

MADDE 1520 (1) 1487 nci maddenin ikinci fıkrası, 1490 ıncı maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesi ile dördüncü fıkrası, 1504 üncü madde ve 1515 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi hükümlerine aykırı sözleşmeler geçersizdir.

(2) 1490 ıncı maddenin üçüncü fıkrası, 1491 inci maddenin ikinci fıkrası, 1496 ncı maddenin  birinci  fıkrası,  1506  ncı  madde, 1507  nci  maddenin birinci fıkrası,  1510  uncu madde, 1511 inci madde, 1514 üncü maddenin ikinci fıkrası, 1515 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikinci fıkrası, 1518 inci madde ve 1519 uncu madde hükümlerine aykırı sözleşme şartları geçersizdir.

(3) 1489 uncu madde, 1490 ıncı maddenin ikinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri, 1492 nci madde, 1497 ilâ 1503 üncü maddeler, 1515 inci maddenin birinci fıkrasının dördüncü cümlesi ve 1517 nci madde hükümleri sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır.

Sigorta Acenteleri Yönetmeliği

Yayınlanan Resmi Gazete: 28980

Yayınlanan Tarih: 22.4.2014

SİGORTA ACENTELERİ YÖNETMELİĞİ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

 

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, sigorta acenteliği faaliyetlerinin sigortacılık sektörüne olan güveni artırıcı biçimde sürdürülmesini ve sözleşme taraflarının hak ve menfaatlerinin korunmasını teminen acentelik sisteminin kurumsallaşmasının sağlanması, acentelik faaliyetlerinin çerçevesi ile bu faaliyetlere ilişkin temel ilkelerin belirlenmesidir.

(2) Bu Yönetmelik, sigorta acenteliği yapacak gerçek ve tüzel kişilerin niteliklerine, kuruluş ve teşkilatlarına, yetki ve sorumlulukları ile faaliyetlerine ilişkin esas ve usulleri kapsar.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan;

a) Acente: 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde tanımlanan gerçek veya tüzel kişi sigorta acentesini,

b) İcra Komitesi: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdindeki Sigorta Acenteleri İcra Komitesini,

c) Kanun: 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununu,

ç) Levha: Sigorta acenteleri için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından düzenlenen ve faal olarak çalışanlara ilişkin kayıtları gösteren Levhayı,

d) Malvarlığı: Gerçek kişilerin mülkiyetinde bulunan değeri parayla ölçülebilir taşınır ve taşınmaz varlıklar tutarını,

e) Müsteşarlık: Hazine Müsteşarlığını,

f) Oda: Ticaret odaları ile ticaret ve sanayi odalarını,

g) SEGEM: 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 31 inci maddesine istinaden kurulan Sigortacılık Eğitim Merkezini,

ğ) Sigorta şirketi: Türkiye’de kurulmuş sigorta şirketi ile yurt dışında kurulmuş sigorta şirketinin Türkiye’deki teşkilâtını,

h) Teknik personel: Acentelerde sigorta pazarlama, bilgilendirme ve satış işlemlerini yapan personeli,

ı) TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini,

i) TSB: Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğini,

j) Uygunluk belgesi: Levhaya kaydı uygun görülen acenteler için Müsteşarlıkça Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine gönderilen, 5684 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen belge niteliğindeki yazı ya da bildirimi,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Kuruluş ve Teşkilata İlişkin Hükümler

 

Gerçek kişi acenteler

MADDE 4 – (1) Acentelik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır.

a) Teknik personel unvanını taşıması.

b) Türkiye’de yerleşik olması.

c) Kasten işlenen bir suçtan dolayı affa uğramış olsalar dahi 5 yıldan fazla hapis,  sigortacılık mevzuatına aykırı hareketlerinden dolayı hapis veya birden fazla adlî para cezasına mahkûm edilmemiş olması; devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörün finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hüküm giymemiş olması.

ç) 9 uncu maddede belirtilen asgari mal varlığı şartını yerine getirmiş olması.

d) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Fiziki şartlar, teknik ve idari altyapı ile insan kaynakları bakımından yeterli donanıma sahip olması.

e) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Ek-1’de yer alan öğrenim düzeyleri ile bu öğrenim düzeylerinin karşısında yer alan mesleki deneyim süresini tamamlaması.

Tüzel kişi acenteler

MADDE 5 – (1) Acentelik faaliyetinde bulunacak tüzel kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır.

a) (Değişik:RG-30/12/2014-29221 mükerrer) Merkezlerinin Türkiye’de bulunması ve anonim şirket veya limited şirket şeklinde kurulmuş olmaları.

b) Asgari ödenmiş sermaye şartını yerine getirmiş olması.

c) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Fiziki şartlar, teknik ve idari altyapı ile insan kaynakları bakımından yeterli donanıma sahip olması.

(2) (Mülga:RG-16/1/2016-29595)(1)

(3) (Mülga:RG-11/10/2014-29142)

(4) Tüzel kişi acentelerin gerçek kişi ortakları ile tüzel kişi ortaklarının gerçek kişi ortaklarında 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen şart aranır.

(5) (Mülga:RG-16/1/2016-29595)(1)

Teknik personel

MADDE 6 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1)

(1) Acenteler tarafından yürütülecek sigorta ürünlerine yönelik pazarlama, bilgilendirme ve satış işlemlerinin yalnızca acentelerin teknik personeli tarafından yapılması esastır.

(2) Teknik personel unvanının kazanılabilmesi için;

a) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olunması,

b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen suçlardan hüküm giyilmemiş veya ceza alınmamış olunması,

c) Ek-1’de yer alan öğrenim düzeyleri ile bu öğrenim düzeylerinin karşısında yer alan mesleki deneyim süresinin tamamlanması,

ç) SEGEM tarafından yapılacak teknik personel yeterlilik sınavının kazanılması,

gerekir.

(3) Teknik personelin yürüttüğü mesleki işlemlerden dolayı üçüncü kişilere verecekleri zararlardan teknik personel ve bağlı bulundukları acenteler sorumludur.

İnsan kaynakları

MADDE 7 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1)

(1) Acentelerde, ilgisine göre teknik personel, müdür, genel müdür yardımcısı ve genel müdür marifetiyle faaliyet yürütülür.

(2) Genel müdür, genel müdür yardımcısı ve müdürlerde 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (e) bentlerinde sayılan nitelikler aranır. İcra Komitesi, genel müdür ve genel müdür yardımcıları için 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan niteliğin aranmamasına karar verebilir.

(3) İcra Komitesi, acentenin niteliğini, faaliyet konusunu, hacmini ve diğer unsurları dikkate alarak Ek-1’de yer alan görev tanımları çerçevesinde hangi kategoride ve sayıda personelin faaliyet yürüteceğini belirler.

Acentelerin teşkilatı

MADDE 8 – (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1)

(1) Acenteler, merkezleri dışında şube açabilir.

(2) Acente şubeleri, şube olduğu belirtilmek şartıyla acente ile aynı unvanı taşır.

(3) Şube açarak teşkilatlanmak isteyen acentelerin 9 uncu maddede belirtilen şartları sağlaması ve açılacak şubelerin fiziki şartlar, teknik ve idari altyapı ile insan kaynakları bakımından aranan şartları sağlaması gerekir.

(4) Her ne isimle olursa olsun içeriği itibarıyla şube ile aynı niteliğe sahip her türlü yapılanma şubeler için getirilen esaslara tabidir.

Asgari ödenmiş sermaye ve malvarlığı

MADDE 9 –(Değişik:RG-30/12/2014-29221 mükerrer)

 (1) Gerçek kişi acentelerin beyan edecekleri malvarlıkları ile tüzel kişi acentelerin şirket türüne göre Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen tutardan az olmamak kaydıyla sahip olacakları asgari ödenmiş sermaye miktarı 50.000.-TL’den az olamaz.

(2) Şube açarak teşkilatlanacak acentelerin merkez için en az 300.000.-TL ve her bir şube için en az 25.000.-TL sermayeye sahip olmaları gerekir. Şube açmaksızın sadece mesafeli satış yapmak isteyenler için asgari sermaye de 300.000.-TL’dir.

(3) Şube açarak teşkilatlanan veya mesafeli satış yapan acenteler, yılsonları itibariyle satışına aracılık ettikleri prim tutarının en az %4’ü kadar özkaynağa sahip olmak zorundadır. Bu tutar her durumda 300.000.-TL’den az olamaz. İlave sermaye ihtiyacının ortaya çıkması halinde, eksik kalan sermaye en geç ilgili yılın Haziran ayı sonuna kadar tamamlanır.

(4) Asgari ödenmiş sermaye ile beyan edilecek malvarlıklarının en az %50’sinin nakit, mevduat ya da devlet iç borçlanma senedi gibi nakde kolay dönüşebilir yatırım araçlarından oluşması gerekir.

Uygunluk belgesi ve Levhaya kayıt

MADDE 10 – (1) Levhaya kayıt olunmadan acentelik faaliyetinde bulunulamaz. Sigorta acenteliği yapacak gerçek veya tüzel kişilerin Levhaya kayıt öncesinde Müsteşarlıktan uygunluk belgesi almaları gerekir.

(2) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Uygunluk belgesi başvurusu TOBB tarafından görevlendirilecek odalara yapılır. Başvurularda, İcra Komitesi tarafından belirlenen ve bu Yönetmelikte aranan şartları tevsik edici belgeler aranır.

(3) Belgeleri tamamlanmış olan acentelerin başvuruları TOBB tarafından Müsteşarlığa intikal ettirilir. Müsteşarlıkça yapılacak değerlendirmede durumu uygun görülenler Levhaya kaydedilmek üzere TOBB’a bildirilir. Bu bildirim, bildirime konu acenteler bakımından uygunluk belgesi niteliğindedir.

(4) Levhaya kayıtlı olan acenteler TOBB internet sitesinde duyurulur. Bu kapsamda yer alacak bilgiler Müsteşarlığın uygun görüşüyle TOBB tarafından belirlenir.

Mesleki sorumluluk sigortası

MADDE 11 – (1) Acenteler, mesleki faaliyetleri nedeniyle verebilecekleri zararlardan sorumludur.

(2) Müsteşarlık, birinci fıkrada yer alan sorumluluğun karşılanmasını teminen sigorta veya benzeri teminat şartı aramaya yetkilidir.

Unvan

MADDE 12 – (1) Acente unvanlarında “sigorta aracılığı” veya “sigorta acenteliği” ifadelerinden birisi kullanılır. Acenteler, mevzuata aykırı olmamak şartıyla unvanlarında ilave ifadeler de kullanabilir.

Bankalar ve özel kanunlarına istinaden acentelik yapan kurumlar

MADDE 13 – (1) Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca acentelik faaliyeti yapacak olan bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar, aracılılık yaptıkları sigorta şirketlerini ve yetkilerinin kapsamını da belirterek TOBB’a bildirimde bulunur. Bildirimde bulunanlara TOBB tarafından kayıt numarası verilir.

(2) Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca acentelik faaliyeti yapacak olan bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar, her yılın Şubat ayı sonuna kadar acentelik faaliyeti yürütülen birimleri ile teknik personele ilişkin bilgileri TOBB’a bildirir.

(3) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca acentelik faaliyeti yapacak olan bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar için bu Yönetmeliğin 5, 7, 8, 9, 10, 12 ve 16 ncı maddeleri ile 14 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanmaz.

(4) (Ek:RG-11/10/2014-29142) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan finansal kiralama ve finansman şirketleri sigorta acenteliği faaliyetinde bulunabilmelerini teminen bu Yönetmelikte 5, 8, 9 ve 12 nci maddelerdeki hükümler hariç olmak üzere aranan şartları yerine getirmek suretiyle Levhaya kaydedilir. Bu kurumlar iştigal konularına giren işlere ilişkin sigorta sözleşmelerinin yapılmasına aracılık dışında sigortacılık işlemleriyle iştigal edemez.

İcra Komitesi tarafından belirlenecek hususlar

MADDE 13/A – (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1)

(1) Merkez ve şubeler için uygulanacak fiziki şartlar, teknik, idari altyapı ile insan kaynakları; acentelerin teşkilatı; teknik personel nitelikleri; unvan; değişikliklerin bildirilmesi ve güncelleme; ilan, reklam, afiş ve pano; sürekli eğitim; bilgi kayıtları ve kayıtlara erişime ilişkin genel düzenleyici işlemler dâhil tüm işlemler bu Yönetmelikte belirtilen şartlara uygun olmak koşuluyla ilgisine göre İcra Komitesi veya TOBB tarafından tesis ve icra edilir.

(2) Müsteşarlık, mevzuata ve sigortacılık sektörünün genel menfaatlerine aykırılık tespit etmesi halinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden sigorta acentelerine ilişkin yapılan düzenlemelerinin iptal edilmesini veya düzenlemelerde değişiklik yapılmasını isteyebilir. Bu durumda gerekli düzenlemeler en fazla 3 ay içinde yapılır.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Faaliyete İlişkin Hükümler

 

Acentelik yetkilerinin verilmesi

MADDE 14 – (1) Acentelik yetkisi sigorta şirketlerince hususi bir vekâletnameyle verilir. Bu yetkiler acenteler tarafından başka acentelere veya kişilere devredilmez. Acentelik yetkisi verilen vekâletnamelerde faaliyette bulunulacak sigorta dalları ve bu dallar kapsamında tanınacak yetkiler belirtilir. Vekâletnameler usulü dairesinde tescil ve ilan ettirilir. Acentelik yetkilerinin kapsam ve sınırında yapılacak değişiklikler ile bu yetkilerin kısmen veya tamamen kaldırılması da aynı merasime tabidir.

(2) Sigorta şirketleri, birinci fıkrada belirtilen hususları, tescil ve ilanı müteakip onbeş iş günü içinde, Levhaya işlenmek üzere TOBB’a bildirir. Sigorta şirketleri tarafından acentelik yetkisi verilen Levhaya kayıtlı acenteler, bu yetkinin kapsam ve sınırı belirtilmek suretiyle elektronik ortama işlenir. Bu konulardaki gerekli bilgi işlem programı TOBB tarafından oluşturulur.

(3) Sigorta şirketleri tarafından Levha kaydı bulunmayanlara acentelik yetkisi verilmez ve bunlarla acentelik sözleşmesi yapılamaz. Acentelik sözleşmesinin tesciline ilişkin işlemlerde Levha kaydı görülmeden kayıt yapılmaz.

(4) Levha kaydını takip eden altı ay içinde en az bir sigorta şirketiyle acentelik sözleşmesinin yapılarak poliçe düzenlemeye başlanmış olması, Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uygulamasında acentelerin faaliyete geçtiğinin göstergesi olarak değerlendirilir.

Acentelik sözleşmesi

MADDE 15 – (1) Aşağıda belirtilen hususlar sigorta şirketleriyle acenteler arasında yapılacak acentelik sözleşmelerinde düzenlenir.

a) Sözleşmenin tarafları.

b) Sözleşmenin süresi, yenileme ve fesih şartları.

c) Acenteye verilen yetkinin sigorta branşları itibarıyla kapsamı ve coğrafi sınırı.

ç) Levha kayıt numarası veya 13 üncü maddedeki kurum ve kuruluşlar için kayıt numarası.

d) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) (2) Branş bazında ödenecek komisyon ve sağlanacak diğer menfaatlere ilişkin usul ve esaslar.

e) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Tarafların hak ve yükümlülükleri.

f) Poliçe düzenlenmesine, primin tahsiline ve sigorta şirketine intikaline ilişkin hükümler.

g) Hesap mutabakatına ilişkin hükümler.

ğ) Tesis edilecek teminata ilişkin hükümler.

(2) Acentelik sözleşmelerinde, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, bu Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuata aykırı olmamak kaydıyla birinci fıkradaki hükümlere ilave hükümler yer alabilir.

(3) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir. Sözleşmenin feshine neden olan haklı sebepler acentelik sözleşmesinde açıklanır. Sigorta şirketi sözleşmede yer vermediği bir hususu haklı sebep olarak dayanak gösteremez. Fesih sonuçlarını doğuran uygulamalar da fesih ile aynı hükümlere tabidir.

(4) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Sözleşmenin feshinin tarafların hak ve yükümlülüklerine etkisine ilişkin usul ve esaslar sözleşmede açıklanır.

(5) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Sözleşme kapsamında yer alan hükümlerin acente aleyhine olacak şekilde değiştirilmesine ilişkin düzenlemeler, değişikliğin yapılmasından itibaren asgari 2 ay sonra yürürlüğe girer. Müsteşarlık bu süreyi yarısına kadar uzatabilir.

Değişikliklerin bildirilmesi ve güncelleme (Değişik başlık:RG-16/1/2016-29595)(1)

MADDE 16 – (1) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Bu Yönetmelik çerçevesinde meydana gelecek her türlü değişikliği, ilgisine göre acenteler veya sigorta şirketleri değişikliği takiben en geç onbeş iş günü içinde ve elektronik ortamda Levhaya işlenmek üzere uygunluk belgesi başvurusunda bulundukları odaya bildirir. Bu değişiklikler Müsteşarlıkça belirlenecek usul ve esaslara göre TOBB tarafından Levhaya kaydedilir.

(2) (Mülga:RG-16/1/2016-29595)(1)

(3) Acentenin Levha kayıt bilgilerinde yer alan iletişim bilgileri 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uygulaması bakımından tebligata esas alınır.

Sigorta poliçelerinin düzenlenmesi ve primlerin tahsili

MADDE 17 – (1) Sigorta sözleşmesi akdetme ve/veya prim tahsil etme yetkisi sigorta şirketlerine aittir. Bu yetki, acentelik vekâletnamesinde belirtilmek kaydıyla, sigorta acentelerine devredilebilir. Sigorta şirketlerince sözleşme yapma ve/veya prim tahsil etme konularında yetkilendirilmemiş acenteler poliçe düzenleyemez ve/veya prim tahsilâtı yapamaz.

(2) Acentelerce düzenlenen poliçeler kapsamında sigortalı tarafından acentelere yapılan ödeme sigorta şirketine yapılmış sayılır. Acenteler tarafından düzenlenen poliçeler kapsamındaki tazminat ödemelerinin sigorta şirketlerince doğrudan hak sahibine yapılması esastır. Sigorta şirketlerince tazminat ödemesi kapsamında acenteye ödeme yapılması durumunda, yapılan ödeme hak sahibi tarafından tahsil edilmedikçe ödenmiş sayılmaz.

(3) Sigorta şirketleri sigorta poliçelerine aracılık eden acentenin unvanı, Levha kayıt numarası veya 13 üncü maddedeki kurum ve kuruluşlar için kayıt numarasının poliçelerde yer alması için gerekli düzenlemeleri yapar. Sigorta şirketleri ve acenteler, teknik personel olmayan kişilerin tahsis edilen kullanıcı adı ve şifreleri kullanmamaları için gerekli tedbirleri alır.

(4) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Acente ile sigorta şirketi arasındaki komisyon ve diğer menfaatler hakkında, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayanlara yapılacak bilgilendirmeye ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlıkça belirlenir.

(5) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Acenteler, bilgi işlem altyapılarını Müsteşarlıkça belirlenecek usul ve esaslara uygun hale getirir.

Hesap planı ve hesap mutabakatı

MADDE 18 – (Değişik:RG-11/10/2014-29142)

(1) Sigorta şirketleri ve acentelerin hesap ve kayıt düzenlerini üçer aylık dönemler itibariyle mutabakat çalışmasına uygun olacak şekilde oluşturmaları ve en geç ilgili dönemi takiben bir ay içinde mutabakat sağlamaları gereklidir.

(2) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Acenteler, aracılık ettikleri prim tutarları ve tahakkuk eden komisyonu çalıştıkları şirketler bazında takip eder. Sigorta şirketleri, acenteler ile akdettikleri sözleşmenin uygulanmasını etkileyen hususlara ilişkin olarak acentelik sözleşmesinde belirlenen dönemler halinde acenteye bilgi verir.

(3) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Acenteler hesaplarını ve mali tablolarını ilgili mevzuat çerçevesinde tutar.

İlan, reklâm, afiş ve pano

MADDE 19 – (1) Acentelerin ve şubelerinin antet, afiş, reklam ve tabelalarında acente unvanına yer verilir.

(2) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Acente unvanı ile Levha kayıt numarasını içeren bir plaka acentelik faaliyeti gösterilen mekânların girişinde ve gözle görünür şekilde asılır.

(3) 13 üncü maddedeki kurum ve kuruluşlar acentelik faaliyeti gösterilen birimlerinde, adına acentelik yaptıkları sigorta şirketlerinin unvanları müşterilerince görülebilecek bir yerde yazılı olarak yer alır.

(4) (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1) Acenteler sözleşme yaptırmak isteyenlere Müsteşarlıkça belirlenecek esaslara göre aracılık ettikleri sigorta şirketlerini ve bu şirketlerce kendilerine tanınan yetkileri bildirir, varsa internet sitelerinde yayımlar.

Sürekli eğitim

MADDE 20 – (1) (Değişik:RG-16/1/2016-29595)(1) Teknik personel, mesleki yeterliliklerinin, bilgi ve becerilerinin devamlılığını sağlamak amacıyla usul ve esasları Müsteşarlığın uygun görüşü alınmak şartıyla İcra Komitesi tarafından belirlenecek ve SEGEM tarafından verilecek eğitime katılır.

(2) (Mülga:RG-16/1/2016-29595)(1)

(3) Eğitimi süresi içinde tamamlamamış olan teknik personelin faaliyeti bu eğitim tamamlanıncaya kadar durdurulur. Faaliyeti durdurulan teknik personele ilişkin bilgiler TOBB ve TSB’ye iletilir.

Teknik personel kimliği

MADDE 21 – (Mülga:RG-16/1/2016-29595)(1)

Bilgi kayıtları ve kayıtlara erişim

MADDE 22 – (1) TOBB nezdinde tutulan Levhaya ilişkin bilgiler, bilgilere erişim tanınacak yetkili kullanıcılar ve kullanıcıların erişebilecekleri kayıtların içeriği ile erişim şekli TOBB’un görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir. Elektronik ortamda TOBB’a veya odalara bildirim yapılmasına ilişkin usuller TOBB tarafından belirlenir.

(2) Müsteşarlık talimatları ile İcra Komitesince gerekli görülen karar ve duyuruların acentelere iletilmesi için TOBB tarafından gerekli işlemler yapılır.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Faaliyetin Sona Ermesine İlişkin Hükümler

 

Acentelik faaliyetinin sona erdirilmesi ve acentelik yetkilerinin kaldırılması

MADDE 23 – (1) Acentelerin kendi talepleriyle faaliyetlerine son vermek istemeleri durumunda faaliyetin sonlandırılmasına ilişkin kararın alındığı tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde Levha bilgilerine işlenmek üzere TOBB’a bildirilir.

(2) Sigorta şirketlerince acentelik yetkilerinin tamamının veya bir kısmının kaldırılması veya acentelik sözleşmelerinin feshedilmesi halleri en geç beş iş günü içinde Levha bilgilerine işlenmek üzere TOBB’a bildirilir.

(3) Gerekli işlemlerin tamamlanmasını takiben, faaliyeti sona eren acentenin Levha kaydı silinir. Levha kaydı silinen acenteler listesinde, Levha kaydının silinme gerekçesine yer verilir.

(4) Mahkeme kararıyla kesinleşmiş prim borcunun ödenmemesi nedeniyle şirketlerince acentelik yetkileri kaldırılanlar Müsteşarlığa bildirilir ve acentelik faaliyetleri bu borçları ödeninceye kadar Müsteşarlıkça geçici olarak durdurulur. Bu husus Levhaya işlenmek üzere TOBB’a bildirilir.

(5) Levha kaydı silinen ya da acentelik yetkileri geçici veya sürekli olarak kaldırılan acentelerin mevcut portföylerine ilişkin devam eden işlemler bakımından sigortalıların, hak sahiplerinin ve acentelerin menfaatlerinin korunması için ilgili sigorta şirketlerince gerekli tedbirler alınır.

Uygunluk belgesinin iptali

MADDE 24 – (1) Müsteşarlıkça yapılan izleme, inceleme veya denetim sonucunda, Kanunun 32 nci maddesi hükümlerine uygun hareket etmediği tespit edilen acentelerin faaliyetleri Müsteşarlıkça yapılacak uyarıya rağmen durumlarını düzeltmemeleri halinde altı aya kadar geçici olarak durdurulabilir. Faaliyetleri geçici olarak durdurulanlar, durumları Levhaya kaydedilmek üzere Müsteşarlıkça TOBB’a, ayrıca çalıştıkları şirketlerce de bu acenteler aracılığıyla poliçe düzenlenmesinin durdurulmasını teminen TSB’ye bildirilir.

(2) Müsteşarlıkça yapılan izleme, inceleme veya denetim sonucunda mali durumlarının bağlı bulundukları sigorta şirketi üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceği anlaşılan acenteler için gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Müsteşarlıkça ilgili sigorta şirketlerine bildirimde bulunulur. Alınan tedbirlere rağmen durumlarında bir iyileşme olmayan acentelerin faaliyetleri Müsteşarlıkça altı aya kadar geçici olarak durdurulabilir.

(3) Acentelerin birinci fıkraya istinaden faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması sonrasında faaliyete başlangıcı takip eden bir yıl içinde aynı fiili tekrar etmeleri halinde uygunluk belgeleri Müsteşarlıkça iptal edilir.

(4) Gerek bu madde hükümlerine göre Müsteşarlıkça uygunluk belgesinin iptal edilmesi ve gerekse İcra Komitesince alınan kararlar çerçevesinde hakkında meslekten çıkarılmasına karar verilenler İcra Komitesi tarafından Levhadan silinir. Bu hususa ilişkin bilgiler TOBB’da ayrı bir liste halinde tutulur ve elektronik ortamda TSB’ye iletilir.

(5) Bu maddede acenteler için öngörülen tedbirler, teknik personel için de uygulanır. Teknik personelin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması, işlem yapma yetkisinin iptali şeklindedir.

(6) Bu maddede belirtilen tüm hususlar ilgili acentenin Levha kayıtlarına işlenir.

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

 

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 25 – (1) 14/4/2008 tarihli ve 26847 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigorta Acenteleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Yönetmelik hükümlerine uyum

GEÇİCİ MADDE 1 – (Değişik:RG-11/10/2014-29142)

(1) Bu Yönetmeliğin finansal kiralama ve finansman şirketleri, acentelik sözleşmesi, teknik personel, yardımcı teknik personel ve müdürle ilgili hükümlerine 30/4/2015 tarihine kadar, diğer hükümlerine 22/10/2014 tarihine kadar uyum sağlanır.

Şubelere ilişkin hükümlere uyum

GEÇİCİ MADDE 2 –(Ek:RG-30/12/2014-29221 mükerrer)

 (1) Şube açmak suretiyle teşkilatlanmış acenteler ve mesafeli satış yapan acentelerin 1/5/2015 tarihine kadar durumlarını Yönetmeliğin şube ve mesafeli satışa ilişkin hükümlerine uygun hale getirmeleri gerekmektedir.

Özkaynak şartına ilişkin geçiş hükmü

GEÇİCİ MADDE 3 –(Ek:RG-30/12/2014-29221 mükerrer)

 (1) Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen oran Yönetmeliğin yayımlandığı yıl için %2, takip eden yıl için %3 olarak uygulanır.

Asgari kuruluş sermayesine ilişkin geçiş hükmü

GEÇİCİ MADDE 4 – (Ek:RG-30/12/2014-29221 mükerrer)

(1) Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile getirilen asgari kuruluş sermayesi, bu Yönetmeliğin yayımı tarihi itibariyle mevcut kurulu acenteler hakkında uygulanmaz.

 İcra Komitesinin görevlerine ilişkin geçiş hükmü

GEÇİCİ MADDE 5 – (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1)

(1) Bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde İcra Komitesi tarafından hazırlanan genel düzenleyici işlemler, bu Yönetmeliğin yayımından itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girer.

Sözleşmelerin uyarlanması

GEÇİCİ MADDE 6 – (Ek:RG-16/1/2016-29595)(1)

(1) Mevcut acentelik sözleşmeleri, bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren 6 ay içinde Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilir.

Yürürlük

MADDE 26 – (1) Bu Yönetmeliğin 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası 1/1/2015 tarihinde, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 27 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

 ______________

(1)     Bu değişiklik yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girer.

EK-1
  EK-2-EK-3
   EK-4
 EK-5,EK-6,EK-7,EK-8
  EK-9

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi Sayısı
22/4/2014 28980
Yönetmelikte Değişiklik Yapan Yönetmeliklerin Yayımlandığı Resmî Gazetelerin
Tarihi Sayısı
1. 11/10/2014 29142
2.  30/12/2014                    29221 mükerrer
3. 16/1/2016 29595
4.
[cq_vc_accordion accordionstyle=”style2″ contentcolor=”#333333″ titlehovercolor=”#ffffff” titlehoverbg=”#00aced” withborder=”withBorder” extraborder=”yes”][cq_vc_accordion_item accordiontitle=”Kara ve Deniz Sigortaları”]

Deniz sigortaları, denizde olası rizikolara karşı gerek gemileri gerekse yükleri teminat altına alır. Deniz yoluyla yapılan taşımalarda deniz araçlarına (gemi, deniz otobüsü vs.), bu araçlarda taşman yüklere yönelik tehlikeler, deniz sigortası kapsamına girer. Dolayısıyla, geminin karaya oturması sonucu hasar görmesi, fırtına nedeniyle batması, geminin su alması ve yüklerin ıslanması, karaya oturan geminin tekrar yüzdürülebilmesi için zorunlu olarak yükünün denize atılması, savaş dolayısıyla gemiye ve yüklere el konulması gibi rizikolara karşı yapılan sigortalar deniz sigortası olarak adlandırılır. Buna karşılık, deniz yoluyla yapılan yolcu taşımalarında insanlara yönelik tehlikelere ilişkin sigortalar, deniz sigortası hükümlerine tâbi değildir.

Kara sigortalan ise deniz sigortası dışındaki tüm tehlikeleri içine alan sigorta türüdür. Hayat sigortasından yangın sigortasına, kredi sigortasından hırsızlık sigortasına, kasko sigortasından iş kaybı sigortasına kadar tüm sigorta çeşitleri kara sigortalan arasında yer alır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda kara ve deniz sigortası aynmından vazgeçilmiş olup, deniz sigortalarına ilişkin hükümler kaldınlmıştır. Bu durumun nedeni, yeni Kanunun gerekçesinde şu şekilde ifade edilmiştir: “Kaynakları değişik olan deniz ve kara sigortalarında, farklı sistemlerin bir araya getirilmiş olması 6762 sayılı Kanunda anlaşılması güç bazı farklılıkların doğmasına neden olmuştur. Çoğu kez 6762 sayılı Kanunda aynı nitelikteki hükümler deniz rizikolarına karşı sigortalarla mal sigortalarında farklı düzenlemeler getirmiş, aynı nitelikte hükümlerin birinde emredici diğerinde yedek hukuk kurallarına bağlanmıştır. Diğer taraftan, deniz rizikolarına karşı sigortalar uluslararası kurallar çerçevesinde yürütüldüğünden Kanunun konuya ilişkin hükümlerinin bir

kısmı günümüzde ölü hüküm haline gelmiştir. Bu sebeple deniz sigortalarına ilişkin hükümler Kanundan çıkarılmıştır”.

[/cq_vc_accordion_item][cq_vc_accordion_item accordiontitle=”Zarar Sigortaları”]

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu, eski kanundaki sistematiği değiştirerek, sigorta türlerini “zarar sigortaları” ve “can sigortaları” olmak üzere iki gruba ayırmıştır. Buna göre, mal sigortası ile sorumluluk sigortalan, zarar sigortaları üst başlığı altında düzenlenmişken, can sigortaları, hayat sigortası, sağlık (hastalık) sigortası ve ferdi kaza sigortasından oluşmaktadır. şeklindeki rizikolar teminat altına alınır. Bireysel emeklilik sistemi ise, hayat ve hayat dışı gruplarının dışında üçüncü bir branş olarak kabul edilir. Ancak sigorta şirketlerinin sadece bireysel emeklilik ruhsatı almaları mümkün olduğu gibi, “hayat ve emeklilik” şeklinde faaliyette bulunmalarına da izin verilmektedir.


Buna göre,

Zarar Sigortaları :

  • Mal sigortası
  • Sorumluluk sigortaları,

Can sigortaları :

  • Hayat sigortası
  • Sağlık (hastalık) sigortası
  • Ferdi kaza sigortası

Bireysel emeklilik sistemi ise, hayat ve hayat dışı gruplarının dışında üçüncü bir branş olarak kabul edilir.

Sigorta türlerine ilişkin olarak eski Türk Ticaret Kanunu’nda da benimsenen klasik sınıflandırma, sigorta konusu menfaatin türüne göre yapılan mal sigortası ve can sigortası ayrımıdır. Buna göre, konusunu malvarlığı değerlerinin oluşturduğu sigortalar, “mal sigortası”, insan hayatına yönelik rizikoları teminat altına alan sigortalar ise “can sigortası” adıyla alınır. Son zamanlarda bu iki gruba “sorumluluk sigortası” adıyla bir üçüncü grup daha eklenmiştir. Kişilerin yaptıkları işlerden dolayı üçüncü kişilere verebilecekleri zararlar nedeniyle ödemekle yükümlü olacakları tazminatların güvence altına alındığı sigortalar, mal ve can sigortalarından ayrılmış ve sorumluluk sigortası başlığı altında üçüncü bir grup oluşturmuştur

Can sigortaları, insanları ölüm, sakat kalma, hastalanma, yaşlanma, kaza geçirme gibi tehlikelere karşı güvence altına alan teminatlardır. Can sigortaları, ferdî kaza sigortası, hastalık sigortası, emeklilik sigortası, grup hayat sigortası ve hayat sigortasından oluşur. Ferdî kaza sigortası, bir kişinin günün herhangi bir saatinde kendi iradesi dışında anî, haricî bir etkiyle önceden bilinmeyen bir nedene dayanarak kaza sonucunda ölmesini, sürekli tam sakat kalmasını, günlük kazancını kaybetmesini ve tedavi masraflarını güvence altına alan bir can sigortası türüdür. Buna karşılık, hastalık sigortası, kişileri hastalanma rizikosuna karşı sigorta güvencesi altına alır ve tedavi masraflarının sigortacı tarafından karşılanmasına imkân verir. Hayat sigortası ise kişilerin ölüm, maluliyet veya belirli bir süre sonra hayatta kalması gibi çeşitli rizikolara karşı güvence sağlar.

Mal sigortalan, bir kişi veya kuruluşun malvarlığını tehdit eden rizikoların sonuçlarına karşı yapılır. Bu sigortanın amacı, sigorta ettirenin uğradığı zaran tazmin etmektir. Bu nedenle, mal sigortalarına “zarar veya tazminat sigortaları” da denir. Mal sigortalarınm konusunu, değeri para ile ölçülebilen ve önceden belirlenebilen her türlü mal, hak ve alacaklar oluşturur. Uygulamada görülen mal sigortası türleri, yangm, deprem, su baskını, yer kayması, terör, sabotaj, grev, lokavt, araç çarpması, nakliyat, kaza, hırsızlık, cam kınlması, inşaat, haşere, don, montaj gibi rizikolan kapsamaktadır.

Mal ve Can Sigortalarının Karşılaştırılması:

Mal sigortaları ile can sigortalan birbirinden tamamen farklı ilkelere dayanır . Mal sigortalarında temel kural, sigorta (konusu malın) bedelinin sigorta değerine eşit olmasıdır. Diğer bir deyişle, mal sigortalarında sigorta konusu malın gerçek değeri dikkate alınarak ve bu değer üzerinden sigorta teminatı sağlanır. Örneğin, bir evin değeri 250. bin TL iken 300 bin TL veya 50 bin TL üzerinden sigortalanması mümkün değildir. Sigorta bedelinin sigorta değerinin üstünde veya altında olması hâllerinde aşkın sigorta veya eksik sigorta hükümleri uygulanarak tazminattan indirim yapılır.

Aynı şekilde, eşitlik ilkesinden dolayı, mal sigortalarında, müşterek sigorta, kısmî sigorta ve çifte sigorta gibi durumlarla da karşılaşılabilir.

Can sigortalarında ise sigortanın konusunu insanlar oluşturduğundan sigorta bedelinin sigorta değerini aşamayacağına ilişkin kural uygulanmaz.

Bu nedenle, aşkın sigorta, eksik sigorta, müşterek sigorta, kısmî sigorta ve çifte sigorta kuralları can sigortalarında geçerli değildir.

Can sigortalarında, sigortalının birden fazla sigorta şirketi ile anlaşarak aynı anda her bir sigorta teminatından yararlanabileceği gibi, sigorta değerini düşük veya yüksek olarak belirleme yetkisine de sahiptir.

Mal sigortalarında sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sahip olduğu dava haklarını elde eder ve zararın tazmin edilmesi amacıyla rizikonun gerçekleşmesine neden olan kişilere karşı dava (rücu davası) açar. Örneğin, yangın sigortası yapılan bir işyeri bir kişinin kundaklaması sonucunda yanmışsa sigortacı, meydana gelen hasarı sigortalıya ödedikten sonra yangına neden olan kişiye karşı dava açma yetkisini elde eder. Başka bir deyişle, sigortacı, sigorta ettirenin halefi olur. Buna karşılık, can sigortalarında halefıyet ilkesi uygulanmaz. Tazminatın ödenmiş olması, sigorta ettirenin üçüncü kişilere başvuru hakkını sona erdirmez.

Mal ve can sigortalarında geçerli olan ilkeler şu şekilde özetlenebilir:

  • Mal sigortalarında sigorta teminatının konusunu para ile ölçülebilen şeyler oluştururken, Can sigortalarında sigorta konusu olan insanın kendisidir.
  • Mal sigortalarında sigorta bedeli ile sigorta değeri birbirine eşit olmak zorundadır. Sigortalının uğradığı gerçek zararlar sigortacı tarafından karşılanır.

Buna karşılık, can sigortalarında teminatın konusunu insan oluşturduğundan sigorta değerinin ölçülmesi mümkün değildir. Sigortacı, uğranılan zarardan ziyade maktu bir tazminat öder.

  • Mal sigortalarında tazminatı ödeyen sigortacı, sigortalının haklarını elde eder. Can sigortalarında ise, sigortalının haklan kendisinde kalır.
  • Mal sigortalarında çifte sigorta yapılmışsa sigorta değerinin üstünde tazminat alınamaz. Can sigortalarında birden fazla sigorta yapılması ve birden fazla tazminat alınması mümkündür.

Sorumluluk Sigortaları: Eski Ticaret Kanununda yer alan mal sigortaları ve can sigortaları ayırımı sorumluluk sigortalarının ortaya çıkması ve gelişmesiyle birlikte yeni kanunda üçlü bir ayrıma dönüşmüştür . Geleneksel toplumdan sanayi toplumuna geçiş süreci içinde, bazı meslek sahiplerinin başkalarına verebilecekleri zararların türleri artmakta, kapsamları genişlemekte, zararlar giderek onarılmaz hâle gelmektedir. İşte sorumluluk sigortalan, sigorta ettirenin üçüncü kişilere verdiği bu zararlara karşı malvarlığında meydana gelebilecek eksilmeleri karşılamayı, aynı zamanda zarar görenlerin mağdur olmasını engellemeyi amaçlayan bir sigorta türüdür

Sorumluluk sigortalarını mal ve can sigortalarından ayıran özellikleri şu şekilde özetlemek mümkündür:

  • Mal ve can sigortalarında belirli bir bedel olduğu halde, sorumluluk sigortalarında sigorta bedeli olarak sigortacının azami sorumluluğu saptanmakta ve bu bedel bir tahmine dayanmaktadır.
  • Can ve mal sigortalarında, rizikolar bir teminat kapsamı içinde çoğu kez sayılarak belirlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında zarara neden olan eylem veya işlemleri önceden belirlemek mümkün olmadığı için, sorumluluğu doğuran hal ve hareketlerin kural olarak teminat kapsamında olduğu kabul edilmekte ve teminat dışı hâller belirlenmek suretiyle teminata bir sımr çizilmektedir.
  • Sorumluluk sigortalan, sigortalının kasten sebebiyet verdiği zararlan teminat dışı bırakırken, ağır kusurlu hâllerde ve bazen kusursuz hâllerde dahi teminat verilebilmektedir.
  • Sorumluluk sigortalarında, zarar görenlerin maruz kaldığı zararların hesaplanmasında, mal sigortalarında yer alan eksik veya aşkın sigorta uygulamasına yer verilmemekte; gerçek zararın eksiksiz ödenmesi ana prensip olmaktadır.
  • Mal sigortalarında, sigortacının ödediği tazminat miktarı kadar, verilen teminatta azalma meydana gelirken, sorumluluk sigortalarında ise, sigortacının sorumluluk limiti sigorta süresi içindeki her olay için ayrı ayn geçerli kalmaktadır.

[/cq_vc_accordion_item][/cq_vc_accordion]

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Gecikmeden Dolayı Sürprim Uygulaması, Primlerin Taksitlendirilmesi ve Riskli Sigortalılar Havuzu Konusu Poliçelerin Vadelerinin Uzatılmasına İlişkin Sektör Duyurusu (2020/7)

Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği 21.04.2020 tarihinde yayımladığı tavsiye kararı ile; Riskli Sigortalılar Havuzu kapsamına girmeyen araçların Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Zorunlu Trafik) Sigortalarında ve Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortalarında, uygulama yöntemi şirketlerin inisiyatifinde olmak üzere; öncelikle, yenilenen poliçe primlerinde indirim ve/veya gerekli durumlarda teminat sürelerinin uzatılması ile şirketlerin gerekli göreceği diğer kolaylaştırıcı uygulamaları tavsiye etmiştir.

Söz konusu tavsiye kararı çerçevesinde, sigorta şirketleri tarafından vadesi dolan zorunlu trafik sigortası poliçesi geçerlilik sürelerinin ilave prim alınmaksızın en az 1 ay süre ile uzatıldığı ve zorunlu trafik sigortası primlerinin taksitler halinde tahsil edilirken taksit sayısının arttırıldığı bilinmektedir.

Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91 inci maddesinin ikinci fıkrası,

“Zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin primler peşin ödenir. Ancak, Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlık primlerin taksitler halinde tahsil edilmesine ilişkin düzenleme yapmaya yetkilidir.”

hükmünü amirdir.

Bu çerçevede, koronavirüs salgınına ilişkin hayata geçirilen tedbirler kapsamında zorunlu trafik sigortası yaptırılması, yenilenmesi ve primlerin ödenebilmesi gibi durumlar göz önünde bulundurularak,

1. (Değişik: 1/5/2020-2020/8) 23.03.2020 tarihli ve 2020/4 sayılı COVID 19 Salgınına İlişkin Alınan Tedbirler Hakkında Sektör Duyurusunun 5 inci maddesiyle getirilen uygulamaların, koronavirüs salgını sebebiyle sokağa çıkma yasağı uygulanan motorlu araç işletenleri için, bu durumu belgelemeleri ya da bu konuda yapılmış bir düzenleme olması şartıyla, 31.05.2020 tarihine kadar devam ettirilmesine,

2. Tavsiye kararı doğrultusunda hareket eden sigorta şirketlerinin ilave prim alınmaksızın sigorta süresinin uzatılması uygulamalarını en erken 31.05.2020 tarihine kadar devam ettirmelerine,

3. Sigorta ettirenin talebi halinde primlerin taksitler halinde tahsil edilmesi durumunda, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, en az 6 taksit yapılması ve taksitlendirmenin Mayıs ayında tahsilat yapılmayacak şekilde düzenlenmesine,

4. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Sigorta primlerinin tespiti esasları” başlıklı 4 üncü maddesinin altıncı fıkrasının, “Müsteşarlık, riski yüksek olan sigortalılar bakımından sigorta şirketleri arasında prim ve hasar paylaşımı için özel kurallar getirebilir. Busigortalıların primi Müsteşarlıkça tespit edilir.” hükmüne dayanılarak, Riskli Sigortalılar Havuzu kapsamındaki poliçelere uygulanmak üzere, poliçe bitiş tarihi 30.04.2020 ila 31.05.2020 arasında olan poliçelerin geçerlilik sürelerinin ilave prim alınmaksızın 1 ay süre ile uzatılmasına

karar verilmiştir.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.

Gizlilik ve Çerezler: Bu sitede çerez kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek bunların kullanımını kabul edersiniz. Çerezlerin nasıl kontrol edileceği dahil, daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın: Çerez Politikası Tamam Gözat