Nama ifaya izin - Büyükyılmaz Gümrük | Ceza | Hukuk&Danışmanlık

Nama ifaya izin

0 41

6098 sayılı TBK‘ nın 113. Maddesine göre;

Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkasına tarafında ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır.

Genel olarak temerrüt; ifası imkânsız olmayan bir borcun muaccel olmasına ve talep edilmesine rağmen borçlunun borcu ifa etmemesi sonucu ortaya çıkan hukuki bir durumdur.

Borçlunun temerrüde düşmesi için öncelikle borcun muaccel hale gelmiş olması, yani alacaklının alacağını talep hakkına sahip olması gerekir.

Borcun henüz vadesi gelmemişse, borcun doğumu veya muacceliyeti geciktirici(taliki) şarta bağlanmışsa ve bu şart henüz gerçekleşmemişse borçlu temerrüde düşmez.

Borcun ifası imkânsız olmamalıdır. İmkansızlıkta esas alınan ölçüt objektif ölçüttür. Borcun ifasının imkânsız olmaması şartı, sözleşmenin bağıtlanmasından sonra aranır. Zira sözleşme bağıtlanmazdan önceki imkansızlıklar Türk Borçlar Kanunu’nun 27’nci maddesi uyarınca sözleşmeyi hükümsüz hale getirir . Temerrüt için diğer bir gereklilik alacaklının borçluya ihtarda bulunmuş olmasıdır.

Alacaklının ifaya olan menfaatinin tam olarak gerçekleşmesi, ayıpsız ifa ile mümkün olur. Ayıplı ifa halinde, alacaklının bazı seçimlik haklara başvurması mümkün olacaktır. Ayıbın giderilmesini talep hakkı, işbu seçimlik haklardan sadece biridir.

Öte yandan Arsa payı karşılığı kat yapım sözleşmesi gibi sözleşmelerde; arsası olan geçek ya da tüzel kişi ile yüklenici arasında kurulan, arsa sahibinin arsayı yükleniciye devretmeyi, yüklenicinin de arsa karşılığında arsaya inşa edilecek olan binadan belirli sayıda bağımsız bölümleri arsa sahibine vermeyi taahhüt ettiği bir sözleşmedir. Arsa sahibi bu sözleşme ile nakit bir bedel ödemeden arsasını değerlendirmekte ve arsasına inşa edilen binada bağımsız bölümlere sahip olmakta; yüklenici ise arsa için nakit bir bedel ödemeksizin sadece inşaatın finansmanını sağlayarak geri kalan bağımsız bölümlere sahip olmaktadır.

Ancak en sık yaşanan sorunlardan bir tanesi, genellikle bu sözleşmeden doğan borçların ifasında yüklenicilerin temerrüde düşmesidir.

Yüklenici inşaata hiç başlamamakta, inşaatı yarım bırakmakta yahut ayıplı olarak teslim etmektedir. İşte bu gibi hallerde Türk Borçlar Kanunu genel hükümlere göre arsa sahibi; aynen ifa, gecikme tazminatı, gecikme cezası, ifa yerine tazminat ve sözleşmeden dönerek olumsuz zararın tazmini talebiyle yükleniciye başvurulabilmektedir.

Edim, borçlar hukukunda borcun konusunu oluşturan şeylere verilen genel bir ismi ifade etmektedir.

Bir borç ilişkisinde borcun edimini birçok şey oluşturabilir.

Yapma borcu olarak isimlendirdiğimiz borç çeşidi de, borcun borçlusunun bir şeyi yapma, yerine getirme borcu altına girdiği borç ilişkilerini ifade eder. Yani, borçlunun edimi ifa etmesi için sözleşmede kararlaştırılan bir şeyi “yapması” gerekmektedir. Yani burada edim bir şeyi yapmaktan ibarettir.

6098 sayılı TBK da yapma borcunun borçlusunun borcunu ifa etmemesi durumunda ortaya çıkacak hukuki sonuçları hükme bağlamıştır. Borcun konusu bir yapmadan ibaretse ve işin borçludan başka bir kimse tarafından da yapılması mümkünse – ki eğer borcun borçludan başkası tarafından ifası mümkün değilse ve borçlu borcunu ifa etmemişse bu durumda imkânsızlık durumu söz konusu olur ve bu durum söz konusu hükmün uygulama alanına girmemektedir.

Genel olarak inşaat sözleşmelerinde karşımıza çıkan nama ifaya izin ile ilgili HSYK’ nın 23-26 Mayıs tarihleri arasında düzenlediği Hukuki Müzakere Toplantılarında da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi tarafından açılacak davalar arasında “nama ifaya izin” davası da sayılmış, bu dava ile ilgili şunlar belirtilmiştir:

  • ⇒ Nama ifaya izin davası, yüklenici tarafından eksik bırakılan işlerin yüklenici nam ve hesabına yaptırılmasına izin verilmesi amacıyla açılır. Bu davayı arsa sahibi hem kendine isabet eden bağımsız bölümlerdeki eksik işler, hem de ortak alanlardaki eksik işler için açabilir. Yükleniciye ait bağımsız bölümlerdeki eksik işler için arsa sahibi bu davayı açamaz.
  • ⇒ Yükleniciden daire satın alan 3. kişiler kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadıkları için bu davayı açamazlar. Ancak yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişiler yazılı temlikname ile sözleşmeden doğan hakları da devir almışlarsa satın aldıkları dairedeki ve ortak yerlerdeki eksik işler için nama ifaya izin davasını açabilirler.
  • ⇒ Nama ifaya izin davalarında ifasına izin verilen işlerin hangileri olduğu, metrajları ve yaklaşık maliyet bedelleri bilirkişi raporuyla saptanmalı ve hüküm fıkrasına aynen aktarılmalıdır.
  • ⇒ Talep varsa ifasına izin istenen işlerin belirlenen maliyet bedelinin davalı yükleniciden tahsili ile avans olarak davacıya verilmesine de karar verilmelidir.
  • ⇒ Ayrıca talep varsa avansın karşılanması için yükleniciye ait yeterli sayıdaki bağımsız bölümün satışına da izin verilmelidir.
  • ⇒ Yeterli sayıdaki bağımsız bölüm, ifasına izin istenen eksik işlerin bedeliyle satışına izin istenen dairelerin bedeli karşılaştırılarak belirlenmelidir. Satışına izin istenen dairelerin değeri ile ifasına izin istenen eksik işlerin bedeli arasında uygunluk bulunmalıdır. Çok az bir eksik iş için değeri çok yüksek olan dairenin satışına karar verilmemelidir.
  • ⇒ Satışına izin verilen daire için asgari satış bedeli belirlenmeli, belirlenen miktarın altında satışlara izin verilmemelidir.

Tüm bu anlatılanları toparlamak gerekirse TBK m.113′ e göre bir yapma borcunun borçlusu, bu borcunu yerine getirmediği takdirde alacaklı direk olarak borçlunun yerine geçip ifada bulunma konusunda yetkili kılınmamıştır. Alacaklı bu hükme dayanarak mahkemeden kendisine veya bir üçüncü kişiye bu konuda izin verilmesini isteyebilecektir. Bu izin, borcun ifa edileceği yerdeki mahkemeden talep edilebilir. HMK’ da sulh hukuk mahkemelerinin görevleri arasında TBK m.113′ e dayanan izin verilmesi sayılmadığından, alacaklıya bu izni vermede görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri’dir.

Son olarak, TBK m.113/1 alacaklıya yalnızca masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkasına tarafında ifasına izin verilmesini mahkemeden isteme yetkisi vermez. Bununla beraber alacaklı borçludan, borçlunun borca aykırı davranışı sebebiyle her türlü giderimi de isteyebilecektir. Ancak buradaki giderim, sözleşme alacaklı tarafından feshedilmediği için ifaya ilişkin menfaatle ilgili olan müspet zararı kapsamaktadır.

Yargıtayın bir kararında “…Nama ifaya izinle, taraflar arasındaki sözleşme gereğince yükleniciye isabet edilen bağımsız bölüm satılarak, yüklenicinin eksik bıraktığı iş ve işlemlerin tamamlanması amaçlandığından, davacı arsa sahibinin verilecek kararla eline geçecek para, yükleniciye isabet edecek bağımsız bölümün satılması ile elde edeceğinden ve bu para da avans mahiyetinde olduğundan, bağımsız bölümün hüküm tarihine yakın tarihteki rayiç değeri saptanarak, o değerden aşağı olmamak kaydı ile satılıp, elde edilecek paranın arsa sahibince eksik iş ve işlemlerde kullanması, kalanının yükleniciye iade edilmesi yönünde hüküm tesisi gerekirken…” hükmüne varılmıştır. Karar irdelendiğinde de görüleceği gibi söz konusu uyuşmazlık da bir inşat sözleşmesine ilişkin olup, yapma borcunun borçlusunun borcunu ifa etmemesi durumunda TBK m.113’ ün uygulanmasının bir örneğini görebilmekteyiz.

Yine Yargıtay’ın başka bir kararında da: “taraflar, nama ifaya izin halinde daire satışından elde edilecek bedeli eksik işlerin giderilmesinde sarf etmeyi amaçlamışlardır. Hal böyle olunca mahkemece, yükleniciye ait bir daire tapusunun davacı üzerinde bırakılması doğru olmamıştır. Bu durumda yerinde keşif yapılarak yükleniciye ait bir bağımsız bölüm değerinin ne olduğu hesaplattırılmalı, davacı arsa sahibine bu bağımsız bölümün satış yetkisi tanınarak bedeli eksik işlerin giderilmesinde kullanılmak üzere avans niteliğinde davacıya bırakılmalı, davacının ayrıca talep ettiği ve hüküm altına alınan eksik işlere ilişkin istemi ise reddolunmalıdır.” denilmiştir.

Yapmama borçları, borcun konusunu bir davranıştan kaçınmak şeklinde oluşturan bir borç çeşididir. Yani, borçlu alacaklısına bir davranışta bulunmamayı taahhüt etmektedir. Örneğin, rekabet yasağında veya …… durum böyledir. TBK m.113/2 de yapmama borçlarında ortaya çıkan borca aykırı davranışı hükme bağlamıştır. TBK m.113/2’ye göre :”Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışını doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür.”

Borçlu, yapmama borcuna aykırı davranmışsa alacaklının aynen ifa talebinde bulunması yine mümkündür. Alacaklının açtığı aynen ifa davasının sonucunda verilecek olan karar neticesinde icra dairesi, bir işin yapılmamasına dair olan ilamı borçluya bir icra emri ile tebliğ eder. Borçlunun bu emre aykırı davranışının yaptırımı, yapmama borcunun ifası için zor kullanmak değildir.9 Ancak Prof. Dr. Ahmet Kılıçoğlu bu düşünceye katılmamaktadır. Kılıçoğlu’na göre edimini bir davranıştan kaçınma oluşturan bir borç ilişkisindeki borçlu, edimini ifa etmediği takdirde alacaklı tarafından yalnızca zarar talep edilebilecektir. Yani, yapmama borçlarına aykırılığa yasada aynen ifa yaptırımı bağlanmamıştır ve aynen ifa yerine tazminat sorumluluğu kabul edilmiştir.10Ancak nu görüşün kabulü halinde şüphesiz ki yine yapmama borçlarına ilişkin olan 113/3 işlerliğini yitirecektir. Ayrıca 113/2 yalnızca bir giderim borcunu hükme bağlamıştır fakat ne var ki zaten bir genel kural olan 112. Madde de edim türleri arasında bir fark gözetmeksizin tüm borca aykırı davranışlarda uygulanacağından yapmama borçlarına aykırılığın tek yaptırımının alacaklının zararını tazmin olarak kabul etmek pek yerinde görünmemektedir.

Maddenin yine yapmama borçlarına ilişkin son maddesine göre de; TBK m.113/3: “ Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir.” Bu hüküm ise adeta yapma borçlarına aykırılığa ilişkin olarak düzenlenmiş ilk fıkranın yapmama borçlarına uyarlanmış halidir. Fıkranın hükmüne göre, yapmama borcunun borçlusu eğer bu borcuna aykırı davranışta bulunmuşsa alacaklı, borca aykırı bu durumun ortadan kaldırılmasını veya masrafları borçlu üzerinde bırakılmak üzere kendisin bu konuda yetkili kılınmasını mahkemeden isteyebilecektir. Bu durumu bir örnekle açıklayacak olursak; bir kişi komşusu ile kendi sahip olduğu arsa üzerinde 4 kattan daha yüksek bir yapı inşa etmeyeceğini taahhüt ettiği bir sözleşme yaptığında ve sonrasında ise bu sözleşmeye aykırı olarak burada 5 katlı bir yapı inşa ettiğinde, bu yapıyı inşa ederek bir yapmama borcuna aykırı davranmış olacaktır. İşte bu durumda yapmama borcunun alacaklısı durumunda olan sözleşmenin karşı tarafındaki komşu, mahkemeden bu yapının taahhüde uygun hale getirilmesi konusunda, masrafları borçluya ait olmak üzere izin isteyebilecektir.

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gizlilik ve Çerezler: Bu sitede çerez kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek bunların kullanımını kabul edersiniz. Çerezlerin nasıl kontrol edileceği dahil, daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın: Çerez Politikası Tamam Gözat