İşçi Ek İş Veya Ticaret Yapabilir mi ? -

İşçi Ek İş Veya Ticaret Yapabilir mi ?

0 94

Devlet memurlarının ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunamayacağı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesinde açıkça belirtilmiştir.

Söz konusu maddede;

“Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç) Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamaz. Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri ile özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır”.

hükümlerine yer verilmiş, hatta aynı maddede; eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurların bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlü oldukları dahi belirtilmiştir.

Peki İşçiler İçin Durum Nasıl ? Herhangi Bir İşyerinde Çalışan İşçi Ek İş veya Ticaret Yapabilir mi ? Aynı Anda Başka İşte de Çalışabilir mi ?

İşçiler açısından gerek 4857 sayılı İş Kanununda gerekse Borçlar Kanunun veya ilgili mevzuatta bu konuda herhangi bir yasaklama veya kısıtlamaya yer verilmemiştir. Dolayısıyla herhangi bir işyerinde çalışan işçi, işverenle / işyeriyle aksine bir anlaşma yapmamışsa ek iş veya ticaret yapabilir, aynı zamanda başka işte veya işyerinde / işyerlerinde çalışabilir. Burada işçinin dikkat etmesi gereken husus, çalıştığı işyerinde veya işyerlerindeki işlerini aksatmaması, vaktinde işine gitmesi, mesaisinin aksatmamasıdır.

Sosyal güvenlik mevzuatına göre de işçinin aynı anda birden fazla işyerinde sigortalı olarak çalışmasına engel bir durum olmadığı gibi, hatta işçinin çalıştığı her işyerinden çalışma süresi ve aldığı ücretle orantılı olarak sigortasının yapılması zorunludur.

Yargıtay’ın Konuya Bakışı

Temyiz nedeniyle Yargıtay’a intikal eden örnek bir olayda; işyerinde boya teknikeri olarak çalışan işçisinin mesaiden sonra başka bir işyerinde de çalıştığını tespit eden işveren, müşteri çalabileceği endişesiyle doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işçisinin iş akdini haklı olarak feshettiğini iddia etmiş, iş mahkemesi de işverenin haklı bulmuştur. Davanın Yargıtay’a intikali üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi konuya ilişkin olarak verdiği 15.06.2015 tarihli kararında aynen;

“4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.

—————-

Davalının, mesai sonrasında başka bir işyerinde çalışmasını yasaklayan bir hüküm iş sözleşmesinde ya da hukuk sistemimizde bulunmamaktadır. İşverence, işçisinin mesai sonrası yaptığı iş nedeniyle zarara uğradığı veya işyerinde düzenin bozulduğu ya da işçinin performansının düştüğü hususları iddia ve ispat edilmemiştir. Sadece işyerinden müşteri çalacağı endişesi ile iş akdinin sona erdirildiği beyan edilmiştir. Bu durum karşısında, davacının davranışının 4857 Sayılı İş Yasasının 25/II maddesinde düzenlenen “ahlak ve doğrulukla bağdaşmayan davranış” olarak yorumlanması mümkün değildir. Davalı işçinin iş akdinin haklı nedenle feshedildiği ispatlanamadığına göre, davacı işverenin açtığı istirdat davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne hükmedilmesi hatalı olup karar bozulmalıdır.”

açıklamalarına yer vermiştir. (7. Hukuk Dairesi – 2015/4567 E., 2015/12025 K.)

Söz konusu Yargıtay kararını değerlendirecek olursak; hukuk sistemimizde işçinin mesai sonrasında başka bir işyerinde çalışmasını yasaklayan bir hüküm bulunmadığı gibi, eğer iş sözleşmesinde de yasaklayıcı bir hüküm yoksa, işçisinin mesai sonrası yaptığı iş işverenin herhangi bir zararına neden olmuyorsa, işyerinde düzen bozulmuyorsa, işçinin performansı düşmüyorsa, işçi mesai sonrası başka işyerinde, işlerde çalışabilir. İşveren de bunu gerekçe göstererek işçinin iş akdini feshedemez.

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gizlilik ve Çerezler: Bu sitede çerez kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek bunların kullanımını kabul edersiniz. Çerezlerin nasıl kontrol edileceği dahil, daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın: Çerez Politikası Tamam Gözat