Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık
Gümrük-Ceza-Özel Hukuk

HMK Kapsamında Davaya Müdahale

14

HMK Kapsamında Davaya Müdahale

Davaya müdahale, açılmış olan bir davaya, dava sonucunda hukuki durumu veya bir hakkı etkilenecek olan üçüncü kişinin katılmasıdır.
İki kişi arasında görülmekte olan bir dava devam ederken üçüncü bir kişinin dava konusu üzerinde hak sahibi olduğu iddiası ile davalıları derdest davanın davacı ve davalısı olmak üzere aynı mahkemede yeni bir dava açmasına denilmektedir.
Yürürlükte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nda (HMK) iki türlü müdahale tanımlanmaktadır.
Asli müdahale ve feri müdahale…

 

 

 

 

 

 

 

Yürürlükten kalkmış olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile esasen davaya fer’i müdahale düzenlenmiş ancak asli müdahale kurumu açıkça düzenlenmemiş idi.

Asli müdahale her ne kadar geçmişten günümüze uygulama alanı bulmuş ve ve da ifade edilmiş bir dava türü olsa da ilk defa HMK ile usul hükümlerinde düzenlenerek açık yasal dayanağını bulmuş oldu.

HMK’ nın ilgili düzenlemesi “” başlığını taşımaktadır. Bu başlık altındaki altında 65. madde ile asli müdahale,  66. madde ile de fer’i müdahale düzenlenmiştir.

HMK m. 65’ e göre; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen , hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir”. Hükümden de anlaşıldığı üzere asli müdahale ayrı bir dava olarak ilk davanın görüldüğü mahkemede açılmaktadır. Bu yolla davalar birleştirilerek her iki yargılamadan birlikte yürütülebilmektedir.

Aslî müdahale davasında davacı, görülmekte olan ilk davanın konusu üzerinde kısmen veya tamamen hak iddiasında bulunan kişi; davalı ise ilk davanın davacısı ve davalısı olup bunlar arasında şeklî mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur. Görüldüğü üzere asli müdahalede davanın iki tarafı vardır. Bu sebeple asli müdahale esasen üçlü bir ilişkiden ziyade iki taraflı bir dava ilişkisini meydana getirmektedir.

Asli müdahalenin amacı; derdest bir davanın konusu üzerinde hak sahibi olduğunu iddia eden üçüncü kişinin fer ’i müdahale ile sağlayamayacağı yargılamada kendi adına hüküm kurulamaması durumunu iyileştirerek, gerçeğin ortaya çıkarılması, davaların birlikte yürütülmesi sayesinde çelişkili karar verilmesinin önüne geçilmesi ve usul ekonomisine katkı sağlamaktır. Ayrıca HMK 65/ 2’ de  “Asli müdahale davası ile asıl birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” şeklinde hüküm kurularak hâkimin davaların birleştirilmesi hususundaki takdir yetkisi de kısıtlanmıştır. Bu bağlamda hâkim, ilk davayı aslî müdahale davası bakımından bekletici sorun yapabilir.

    Asli müdahale yalnızca çekişmeli yargıda değil çekişmesiz işlerde de mümkündür

Davaya Asli Müdahale

;

“Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.

Asli müdahale davası ile birlikte yürütülür ve karara bağlanır”

şeklindedir. Görüldüğü üzere, asli müdahale, asıl davadan ayrı bir dava olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Asli müdahale, açılmış bir davanın konusu üzerinde, davanın her iki tarafından (davacı ve davalı) da  bağımsız, tarafların iddialarına karşıt bir hakkın sahibi olduğunu iddia eden üçüncü kişinin davaya katılmasıdır. Burada, müdahil üçüncü kişi, hem davacının, hem de davalının iddialarına itiraz ederek, kendisinin asıl hak sahibi olduğu iddiasıyla davanın taraflarına karşı ayrı bir dava yöneltmektedir.

Dava, asıl davanın görüldüğü mahkemede asıl davanın davacısı ile davalısına karşı açılacak ve uyarınca müdahilin açtığı dava ile asıl dava birlikte yürütülüp karara bağlanacaktır.

“Asli müdahale, bir davada, bir kimsenin kendi hakkını korumak için fer’i müdahalede olduğu gibi taraflara bağlı olmaksızın iddiada bulunması demektir.”

“Bir kimsenin hukuki yararı ile davanın taraflarının hukuki yararı çatışırsa, o kişi açılmış davaya asli müdahil olarak katılabilir”

“Bir kimse açılmış bir davada taraflar ile yarar çatışması halinde bulunduğunu ileri sürdüğü takdirde o davaya asli müdahil olarak katılabilir. Böylece müdahil bir anlamda o davanın taraflarını karşısına alarak davacı durumuna gelmiş olur.”

“Bilindiği gibi uygulamada davaya iki türlü müdahale söz konusudur. Birisi fer’i müdahale olup, bu tür müdahalede katılanın bağımsız hak talebi olmayıp müdahale ettiği tarafla birlikte hareket etmesidir. Örneğin birlikte olduğu taraf kararı temyiz etmediği taktirde kendisi tek başına temyiz talebinde bulunamaz.

Asli müdahalede ise, davaya müdahale eden kişi görülmekte olan bir davada o, davanın taraflarının hak sahibi olmayıp, onlardan ayrı ve bağımsız olarak kendisinin hak sahibi olduğunu iddia etmektedir……… Yine müdahil davacı N.’in açtığı davada sair davanın taraflarının zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte davalı olarak bulunması gerekirken birisinin davacı birisinin davalı olarak yazılması da düzeltilmesi gereken bir husustur.”

Davaya Asli Müdahalenin Sonuçları

Davaya asli müdahale durumunda, yargılama sonunda asli dava ve müdahale davası konusunda iki ayrı karar verilecek ve bu karar hem asıl davanın tarafları, hem de asli müdahil için bağlayıcı hukuki sonuçlar doğuracaktır.

Asli müdahil, davanın tarafı olduğundan, yargılama sonucunda verilen hükmü temyiz edebilir.

“Bir kimse kendi yararına bir hakkın tespiti için mevcut bir davaya müdahil olarak katılabilir.Bu takdirde müdahil davanın tarafı gibi hareket etmek hakkını haiz olup,hükümde kendisini ilzam edici şekilde tesis olunur.Asli müdahil hükmü temyiz edilebilir.”(HGK  25.11.1972)

Davaya Fer’i Müdahale

HMK 66. Maddesi;

“Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.”

şeklindedir.

Görüldüğü gibi feri müdahalede, müdahil üçüncü kişi, davanın taraflarından birinin (ya davacı ya da davalı) yanında davaya katılır. Kendisinin açtığı ayrı bir davası; tarafların ikisinden de bağımsız bir hak iddiası yoktur. Yanında davaya katıldığı asıl tarafın yardımcısı durumundadır.

Fer’i müdahilin, müdahale talebi kabul edilirse, davaya ancak müdahil olduğu noktadan itibaren takip edebilir

“Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir.” (HMK m.68)

Müdahalenin kabulünden itibaren, dosyadaki tüm işlemler fer’i müdahile de tebliğ edilir.

Yargılama sonunda verilen hüküm ise ancak davanın asıl taraflarına yöneliktir; feri müdahil hakkında bağımsız bir hüküm kurulamaz. Fer’i müdahil, davanın asıl tarafları ile arasındaki rücu ilişkisinde, asıl davada yanlış karar verildiğini ileri süremez. Ancak, fer’i müdahil, yanında davaya katıldığı tarafın, davayı kendisine geç ihbar ettiği, savunma imkanlarını engellediğini veya bu tarafın ağır kusuru ile davayı hatalı yürüttüğünü iddia edebilir. Bu durum da rücu eden tarafın asıl davadaki kusuru, rücu davasında dikkate alınabilir.

Davaya Fer’i Müdahalenin Sonuçları

Feri müdahil davanın bağımsız bir tarafı olmadığı için dava sonunda verilen hükmü tek başına temyiz edemez, karar düzeltme isteyemez ve hükmü icraya koyamaz. Ancak, müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, davaya yanında katılmak istediği tarafın aleyhine olarak verilmiş asıl kararla birlikte temyiz edebilir.

“Fer’i müdahil, müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, asıl hüküm verildikten sonra lehine müdahale etmek istediği taraf aleyhine verilmiş olan hükme karşı temyiz yoluna başvurarak, temyiz edebilir ve hükmün, müdahale talebinin haksız olarak reddedilmiş olması nedeniyle bozulmasını isteyebilir.”(Yargıtay HGK 2012/1-330 E, 2012/558 K)

Fer’i müdahalenin, yargılama giderleri bakımından doğuracağı sonuç

HMK 328.  Maddesiyle düzenlenmiştir.

Fer’î müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’îmüdahale giderinden sorumlu tutulur, aksi hâlde bu giderler diğer tarafa yükletilir.”

şeklindeki düzenlemeye göre davada yanında yer aldığı tarafın davayı kaybetmesi halinde müdahil, müdahale masrafı dışındaki yargılama giderlerinden ve karşı taraf vekâlet ücretinden sorumlu tutulamaz.

“Kural olarak, bir davanın sonucunda verilen hüküm, sadece, o davanın tarafları açısından kesin hüküm ifade etmektedir. Bununla birlikte, dava sonucunda verilecek hükmün, üçüncü kişinin hukuki durumunu dolaylı biçimde etkilemesi söz konusu ise, üçüncü kişinin; taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı sıfatıyla davaya katılabilmesine olanak tanınmıştır. Pozitif hukukumuzda, bu katılmaya; “müdahale”; taraf sıfatına sahip olmayan üçüncü kişiye de; “müdahil” denilmektedir ………….

Buna göre, anılan Kanun’un 53. maddesinde; hakkı veya borcu bir davanın neticesine bağlı olan üçüncü şahsın iki taraftan birine iltihak için davaya müdahale edebileceği belirtilmiş ve 57. maddesinde de; müdahilin iltihak ettiği tarafla birlikte hareket edeceği, fakat hükmün iltihak olunan tarafa muzaf olarak verileceği kurala bağlanmıştır.

Belirtilen hükümlere göre; derdest bir davanın her aşamasında o davaya katılmada hukuki yararı bulunduğunu iddia edebilen ve bu iddiası yargı yerince kabul edilerek davaya katılan üçüncü kişinin, yanında katıldığı tarafın yardımcısı olduğu, taraf sıfatı bulunmadığı için de kendisine yönelik biçimde hüküm oluşturulamayacağı açıktır. Müdahile yönelik biçimde hüküm oluşturulamama durumu ise, müdahil açısından bir takım önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

Bu hukuki sonuçlara, müdahilin tek başına hükmün icrasını isteyememesi, temyiz, karar düzeltme ve yargılamanın yenilenmesi gibi kanun yollarına başvuramaması örnek olarak verilebilir. Bununla birlikte; anılan Kanun’un 420. maddesinde belirtilen ve davaya müdahale eden kimsenin yanında katıldığı tarafın haksız çıkması (mahkûm olması) durumunda yalnız müdahale masrafıyla mahkûm edileceği, aksi halde, bu masrafın diğer tarafa yükletileceği biçiminde ifadelendirilen kuralın, müdahile yönelik biçimde hüküm oluşturulamama durumunun bir istisnası olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Şöyle ki; “müdahale gideri” ile “yargılama gideri” kavramları birbirinden tamamen farklı kavramlardır. Müdahale masrafının kural olarak; müdahil tarafından peşin olarak yatırılan başvurma harcı ve davaya katıldığı andan itibaren katlanmak zorunda kaldığı diğer giderler toplamından oluştuğu kabul edilmektedir……..

Buna göre, müdahale gideri kavramı içinde yer almayan ve sadece davanın tarafları açısından geçerli olan avukatlık ücreti ile ilgili olarak müdahile yönelik hüküm tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.” (Danıştay 2. Daire 2006/470 E,  2008/1391 K, 21.3.2008 T)

Davaya Asli ve Fer’i Müdahale Arasındaki Fark

Gerek kanun düzenlemesi gerekse de yerleşmiş Yargıtay kararları dikkate alındığında asli müdahale ile feri müdahale arasındaki esas farkın, müdahilin davanın konusu üzerindeki hakkının ve hukuki yararının niteliği olduğu görülüyor. Müdahilin hukuki yararı, davanın taraflarından birisinin menfaatiyle uyum gösteriyorsa, müdahil bu tarafın yanında feri müdahil olarak davaya katılacak; davanın konusu üzerinde taraflardan her ikisinin menfaati ile çatışan bir hukuki yararı varsa asli müdahil olarak davasını, asıl davanın her iki tarafına (davacı ve davalıya) da yöneltecektir. Asli müdahilin davacı olduğu davasında, ilk davanın tarafları, birlikte davalı durumuna gelecektir.

Örneğin, davacı A’ nın, davalı B üzerine kayıtlı bir gayrı menkulün kendi adına tescili ile ilgili açtığı bir davada; üçüncü kişi C, dava konusu gayrı menkulün davacı ve davalıya değil, kendisine ait olduğu iddiasında bulunursa, davaya asli müdahil olacaktır. C’ nin A ile arasında kira kontratı olduğundan bahisle davacı A’ nın yanında davaya katılması durumda ise C feri müdahil olacaktır. Asli müdahalede, asli müdahilin davası ayrı bir dava niteliğinde olduğundan, feri müdahaledekinden farklı olarak yargılama sonunda asli müdahille ilgili bağımsız bir hüküm kurulabilirken, feri müdahil hakkında asıl davadan bağımsız bir hüküm kurulamayacaktır.

“Hukukumuza içtihat yoluyla giren asli müdahalede ise; iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde dava devam ederken, üçüncü bir kişi, taraflardan bağımsız olarak bu dava konusu olan şey veya hak üzerinde bir hak sahibi olduğunu iddia ederek asli müdahale talebinde bulunur. Asli müdahale davası ilk davadan bağımsız olduğundan ayrı harç ödenir. Aslı müdahilin harç ödemesi ile asli müdahale tamamlanmış olur. Mahkemenin asli müdahale talebin kabulüne karar vermesine gerek yoktur. Asli müdahale ( davası ) bağımsız ( ayrı ) bir dava olduğundan bununla dava açılmasının bütün sonuçları doğar. Mahkeme asli müdahale davası hakkında ayrı bir hüküm verir ve asli müdahil verilen hükmü taraflar temyiz etmese bile onlardan bağımsız olarak yalnız başına temyiz edebilir. Görüldüğü gibi, fer’i müdahale ve asli müdahale kurumlarının davadaki konumu ve sonuçları farklıdır.” (Yargıtay HGK 2003/9-32 E, 2003/96 K, 26.02.2003 T)

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Büyükyılmaz Hukuk&Danışmanlık

Başarı ayrıntılarda gizlidir

İlkeli-Güçlü-Yetkin
  • Önemli Not!

    Web sitesinin içinde yer alan tüm bilgi ve materyaller sadece bilgilendirme amaçlı olup, bunların tamamına veya bir kısmına dayanılarak yapılan işlemlere, eylemlere ve bunların sonuçlarına ilişkin hiçbir sorumluluk kabul edilmez.!

HİZMET TALEBİ

Adınız/Firmanız

Email

Telefon

Alan

Konu

Müsait Olduğunuz Vakit

Talebiniz alındıktan sonra en geç 48 saat içerisinde size dönüş yapılacaktır.

Büyükyılmaz

Yorum

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookieleri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede Cookie kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız. Kabul et Gözat

%d blogcu bunu beğendi: