Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Açısından Dava Şartı Arabuluculuk -

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Açısından Dava Şartı Arabuluculuk

0 70

19 Aralık 2018 tarihli 30630 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunla konusu bir miktar para alacağı ve tazminat olan ticari davalarda, arabuluculuğa başvurmak dava şartı kabul edildi. Bu düzenleme 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girdi.

a)7155 sayılı Kanunla öngörülen düzenleme TTK m. 4 ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalar için öngörüldü. Her ne kadar ticari davalar için öngörülmüş bir düzenleme gibi görünse de fikrî mülkiyet mevzuatından kaynaklı davalar da bu kapsamda yer almaktadır.

Zira 6602 Sayılı TTK m.4/1 hükmüne göre, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta ve 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun  yayın sözleşmesinden (BK. 487 ilâ 501) doğan hukuk davaları ticari dava sayılmaktadır.  Ancak herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

Yayıncı ve yapımcı gibi kişiler, ticari işletmeyi ilgilendiren işlerle iştigal ettikleri için onların açacakları ya da onlara açılacak fikir ve sanat eserleri kanununa dayalı para alacağı ve tazminat alacakları için dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur.

Tüm bu nedenlerle TTK 4/1 hükmü kapsamına; 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununda (SMK), 22.04.2004 tarihli ve 5147 sayılı Entegre devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanunda ve bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi koşuluyla 05.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda (FSEK) öngörülen davalarda girmektedir.

Sonuç olarak her hangi bir tereddütte yer bırakmamak adına özel kanun olarak FSEK’te de özel bir düzenleme yapılması suretiyle yeknesaklık sağlanmalıdır.

b)Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan arabuluculuk, fikri mülkiyet hukuku açısından özellikle de telif hukuku açısından elverişli bir yöntemdir.

c)FSEK m. 81 kapsamında bandrol mükellefiyeti, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun kapsamı dışındadır. Re’sen suç olarak düzenlenen bu madde ve ceza hükümleri arabuluculuğa uygun değildir. Arabuluculuk, bandrolsüzlük, usulsüz bandrol ve sahte bandrol gibi ihlallerde tatbik edilmeyecek ve cezaların caydırıcılığı etkin olarak devam edecektir. İhtiyari arabuluculukta da bu kural geçerlidir. Bu nedenle arabuluculuk korsanla mücadeleyi zayıflatacak bir yöntem değildir.

d)Telif haklarına ilişkin ihtilaflarda arabuluculuğun dava şartı olarak öngörülmesi, aşağıdaki nedenlerle faydalı olacağı kanaatindeyim:

  • Dava boyunca tarafların yapmak zorunda kalacakları tüm masraflardan (posta gideri, bilirkişi, keşif vb. masraflar, yol giderleriniz gibi) ve yargılama nedeniyle adliyeye ayırmak zorunda kalacakları zamandan tasarruf etmelerini sağlar.
  • Uyuşmazlıkların çözümü mahkemeye göre daha kısa sürer.
  • Taraflar arabulucularını kendileri seçebilir.
  • Sonuç, tarafların kontrolündedir.
  • Tarafların kendi gereksinimlerine göre kendi çözümlerini bulmalarına olanak sağlar. Tarafların anlaştıkları yöntem ve çözümler esnektir.
  • Mevcut hukuki durumu değil, tarafların menfaatlerinin korunarak, kazan-kazan anlayışı ile uzlaşı kültürü çerçevesinde tarafların birlikte kazandığı, tarafların sosyal ve ekonomik ilişkilerinin devam ettiği yöntemdir.
  • Yazar- yayıncı, yayıncı- yayıncı, icracı sanatçı- yapımcı vb. arasındaki ihtilaflarda ve uyuşmazlıklarda gizlilik ilkelerini esas alarak ticari itibarlarının zarar görmesini önler.
  • Taraflar süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak ve bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttir.
  • Taraflar arabuluculuk sürecinin sonunda bir anlaşmaya varırlarsa bu anlaşmanın, icra edilebilirliğine ilişkin bir şerh verilmesi suretiyle ilâm niteliğinde belge elde ederler.
  • Anlaşma belgesinin resmi işlemlerde kullanılması durumunda sadece maktu verginin ödenecek olması, telif hukuku gibi yüksek meblağlı uyuşmazlıklarda çok ciddi vergi kolaylığı sağlar.
  • Yargının yükü hafifler.
  • Meslek Birliklerinin uzman arabulucuları eliyle üyeleri arasındaki uyuşmazlıklarda çözüm üretebilmeleri sağlanır.

01 Ocak 2019 tarihinden itibaren alacak ve tazminat talepli ticari davalarda arabulucuya başvurulması artık zorunlu hale geldi. Fikri mülkiyet hukukundan kaynaklı hangi davaların bu kapsamda olduğu merak edilmektedir.

İhtiyari Arabuluculuk

Aslında alternatif bir çözüm yolu olarak beş yıl önce uygulanmaya konulan arabuluculuk sistemine, fikri mülkiyet davalarında da ihtiyari olarak başvuru yapılabiliyordu. Hatta ihtisas mahkemelerinde açılan davalarda arabuluculuğa başvurulması teşvik edilmekteydi. Ancak gözlemlediğimiz kadarıyla bu davalarda arabuluculuk yöntemi istenilen seviyede başarılı olmadı.

Dava Şartı Arabuluculuk

Arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olarak kabul edilmesi ilk defa İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde sayılan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda kabul edilerek 2018 yılı başında uygulamaya konuldu. Bu davalardaki uyuşmazlıkların çözümlenmesinde elde edilen başarı esas alınarak bu kez ticari davalarda da arabuluculuğa başvurulması 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle zorunlu hale getirildi.

Ticari Davalarda Dava Şartı Olarak Arabuluculuk

Düzenlemede ticari uyuşmazlıklar tek tek sayılmak yerine Türk Ticaret Kanununun (TTK) 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında arabulucuya başvurulması dava şartı kabul edildi. Buna göre hangi ticari davalardan önce arabuluculuğa zorunlu başvuru yapılması gerektiğini belirlemek için aşağıdaki iki koşul birlikte aranır.

I.  Alacak/Tazminat: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi

II. Ticari Dava: TTK 4. maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan olma

Alacak/Tazminat: Alacak ve tazminat miktarıyla ilgili yasada herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Örneğin belirsiz ve kısmi alacak davaları da dahil harca esas değeri 1 TL olan bir ticari davadan önce de arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.

Ticari Dava: Bir uyuşmazlığın TTK 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği mutlak ticari dava sayılmakta olup tarafların tacir olup olmaması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi başkaca koşullar aranmaz. Her iki tarafın da  ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları da nispi ticari dava olarak kabul edilmektedir. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşuluyla havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar da ticari dava olarak nitelendirilmektedir.

Fikri Mülkiyet Hukukundan Kaynaklı Ticari Davalar

TTK 4/1(d) bendinde açıkça taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaksızın fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır.

Madde gerekçesinde TRIPS ile WIPO terminolojisine ve dünya literatüründeki gelişmeye uygun olarak “fikrî mülkiyet hukukuna” ibaresine yer verildiği; ayrıca bu alanın dallarının adını sayma yöntemi terk edilerek, hükmün kapsamının genişletildiğinden bahsedilmektedir. Yine bu kavramın TRIPS ile WIPO’nun terminolojisine uygun olarak inter alia fikir ve sanat eserlerine, markalara, patentlere, faydalı modellere, endüstriyel tasarımlara, coğrafî işaretlere, bitki çeşitleri ve ıslahçı haklarına, entegre devre topografyalarına, açıklanmamış bilgilere ilişkin mevzuatı ifade ettiği belirtilmiştir. Açıklanmamış bilgiler hariç fikrî mülkiyet kapsamına giren bütün konular Türk hukukunda düzenlendiği için, söz konusu bentte, sayma yöntemi yerine dalları ifade eden kavramın kullanılmasının gerekliliği açıklanmıştır.

TTK 4/1(d) Kapsamındaki Ticari Davaları Aşağıdaki Şekilde Sayabiliriz.

a)Sınai Mülkiyet Kanunu Kapsamındaki Davalar

b)Entegre Devre Topoğrafyalarının Korunması Hakkında Kanun Kapsamındaki Davalar

c)Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun Kapsamındaki Davalar

d)Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamındaki Davalar

TTK 4/1-son paragrafında fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar ancak bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi koşuluyla ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Bu davalarda uyuşmazlık konusunun taraflardan en az birinin ticari işletmesiyle ilgili olması aranmaktadır. Aksi durumda arabuluculuğa başvuru zorunlu değildir. Örneğin herhangi bir işletmesi olmayan bir yazarın eserini izinsiz kullanan bir akademisyene karşı açacağı dava ticari dava sayılmayacağından zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmez. Ancak aynı yazarın romanını izinsiz işleyen bir televizyon kuruluşuna karşı açacağı dava öncesinde arabuluculuğa başvurmak zorunludur.

e)Türk Borçlar Kanunu’nda Yayın Sözleşmesine Dair Hukuk Davaları (TTK 4/c) (fikri mülkiyet hukukundan kaynaklı ticari davalar kapsamında sayabiliriz)

Fikri Mülkiyet Hukukundan Kaynaklı Ticari Davalara Örnekler

Arabuluculuğun dava şartı olarak kabul edildiği yukarıda başlıklar halinde saydığımız ticari davalardan en sık karşılaştığımız dava türlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Marka, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı, tasarım, patent ve faydalı model gibi sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle açılan alacak ve tazminat talepli davalar
  • Marka, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı, tasarım, patent ve faydalı model hükümsüzlüğü ve iptali kararından önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin iadesine ilişkin davalar
  • Marka, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı patent, patent ve faydalı model hakkı sahibinin ağır ihmali veya kötü niyetli olarak hareket etmesi nedeniyle zarar görenlerin açacağı tazminat davaları
  • Çalışanların meydana getirdiği buluş ve tasarımlara ilişkin bedel davaları
  • Patent başvurusunun gizli tutulduğu süre için Devlete karşı açılan tazminat davaları
  • Tasarım ve patent hakkının devrinden veya lisans vermeden doğan sorumluluk nedeniyle açılacak tazminat davaları
  • Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda ön alım hakkının kullanılmasına ilişkin davalar.

Bu davalarda tarafların tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. Bu nedenle herhangi bir ticari işletmesi ve tacir sıfatı olmayan örneğin bir patent sahibi de bu davaları açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorundadır.

Bu kapsamda yer alan ancak alacak ve tazminat talebi içermediği için arabuluculuğa başvurulması zorunlu olmayan ticari davalardan en sık karşılaştıklarımız şunlardır:

  • Marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model gibi sınai mülkiyet hakkına tecavüzün tespiti davaları
  • Marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model gibi sınai mülkiyet hakkının hükümsüzlüğü ve iptali davaları
  • Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi kararlarına karşı açılan iptal davaları
  • Marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model gibi sınai mülkiyet hakkına tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin menfi tespit davaları
  • Delil tespiti ve tedbir davaları

Taraflardan en az birinin ticari işletmesini ilgilendirmesi koşuluyla fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan ve arabuluculuğun dava şartı kabul edildiği ticari davalardan en sık karşılaştıklarımız şunlardır:

  • İlim ve edebiyat, güzel sanat, musiki, sinema eserleri gibi FSEK kapsamında sayılan eserlerden doğan telif hakkına dayalı alacak ve tazminat talepli davalar

Yine bu kapsamda yer alan ancak alacak ve tazminat talebi içermediği için fikir ve sanat eserlerine ilişkin eser sahipliğinin veya telif hakkına tecavüzün tespiti gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvurulması zorunlu değildir.

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gizlilik ve Çerezler: Bu sitede çerez kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek bunların kullanımını kabul edersiniz. Çerezlerin nasıl kontrol edileceği dahil, daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın: Çerez Politikası Tamam Gözat