Cari Hesap Sözleşmesi -

Cari Hesap Sözleşmesi

0 56

En basit tanımıyla cari hesap; iki taraf arasındaki borç, alacak ve neticede bakiye kalemlerin tutulduğu hesap dokümanıdır.

Cari hesap sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda 89 ila 101’inci maddeler ile 6108 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 134 ila 143’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Cari hesabın özünde takas rejimi vardır. Cari hesabın en önemli fonksiyonu, taraflar arasındaki münferit nakdi ödemeleri ve takasları önlemektir.

Özellikle cari hesap sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmaya bağlanmış olması ve tarafların birbirlerinden hem alacaklı hem de borçlu olması zorunluluğu ile cari hesap işlemlerinin tek hesapta muhasebeleştirilmesi yaklaşımı uygulamada sorunlara neden olduğu gibi ticari hayatta uygulanma şansının çok sınırlı kalacağı açıktır. İşletmelerin çok büyük bir çoğunluğu tarafından kullanılmakta olan uygulamaya yerleşmiş ticari teamülleri dikkate almayan cari hesap hükümlerinin uygulanabilmesi mümkün değildir.

Muhasebeciler tarafından uygulanmakta olan mevcut cari hesap işleyişinin taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye bağlanması ve bu işleyişin TTK’na uyumlu cari hesap sözleşmesi olarak kabul edilmesi hem hukukçular hem de muhasebeciler açısından uygulamada karşılaşılan sorunların ortadan kaldırılmasını sağlayacaktır.

Cari hesap, taraflar arasında süregelen borç alacak ilişkisinde her seferinde ortaya çıkacak para alışverişinden doğan gereksiz birçok işlem ve formalitenin önüne geçilmesini ve ticari hayatın kolaylaştırılmasını sağlamaktadır.

Cari hesap sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 89. madde 1. fıkrasında “İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir.” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu sözleşmenin geçerlilik şartı ise yazılı olarak yapılmasıdır. Bir başka deyişle, yazılı olmadıkça ve her iki tarafça da imzalanmadıkça cari hesap sözleşmeleri geçerli bir sözleşme hükmünde olmayacaktır.

Cari hesaptaki alacakların bağımsız olarak talep edilmesi hukuken mümkün değildir. Burada talep ve dava edilebilecek kalem bakiye tutar olmakla birlikte, bu kalemin istem konusu edilebilmesi için de sözleşmenin devam etmiyor olması lazım gelmektedir. Bu yönden, sözleşmenin devamı bakiyenin tahsili bakımından engel teşkil etmektedir. Zira tarafların alacaklı ve borçlu sıfatları sözleşme süresi sonunda hesabın kesilmesiyle birlikte ortaya çıkacaktır.

Diğer yandan, sözleşmenin taraflarının mutlaka tacir olmasına lüzum bulunmamaktadır. Pekala, tacir olmayan kişiler tarafından da cari hesap sözleşmesinin yapılması ve imza altına alınması mümkündür. Ancak cari hesap sözleşmesinin tacir olmayan kişi veya kişiler arasında yapılması, cari hesap sözleşmesinin her iki taraf açısından da “ticari iş” olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesinde iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin “cari hesap sözleşmesi” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu maddedeki tanıma göre; cari hesap sözleşmesi ile taraflar her seferinde para alışverişinde bulunmaktan, gereksiz işlem yaparak zahmete girmekten kurtularak formaliteleri ortadan kaldırmakta ve karşılıklı borçlarını bu şekilde tahsil etmektedir.

Yazılı yapılmadığı sürece geçerli olmayan bu sözleşmenin tarafları tacir olmak zorunda değildir!

Önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu “açık hesap ilişkisi”dir ve bu durumda taraflar tek taraflı veya karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yapmaktadırlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/19-903, K. 2018/974, T. 25.04.2018 kararında taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştir.

Kural olarak, taraflar arasında muaccel alacaklar cari hesaba geçirilir. Sözleşmeyle muaccel olmayan alacakların da hesaba geçirilmesi kararlaştırılabilir. Bu sözleşmenin konusu para alacakları olduğu gibi takasa uygun diğer alacaklar da olabilir. Takas edilemeyen alacaklar, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez!

Cari Hesap Sözleşmesinin İşleyişi Nasıldır?

Cari hesap sözleşmesinin işleyişinden bahsetmek gerekirse; üç aşamalı bir işleyişin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. İlk olarak alacakların hesaba geçirilmesi, sonrasında bu alacakların takası ve en nihayetinde ise bedelin tespiti ve kabulü aşaması gelmektedir. Bu aşamalardan kısaca bahsetmek gerekirse:

1. Hesaba Geçirme

Taraflar bu sözleşme ile karşılıklı olarak alacaklarını hesaba yazmayı kabul ederler. Bu hesaba yazılmanın en önemli sonucu ise; hesaba yazılan alacakların artık ayrıca talep ve dava edilmesi imkanının ortadan kalkması ve bu alacaklar hakkında artık zamanaşımının işlemeyecek olmasıdır.

2. Takas

Cari hesap sözleşmesi ile taraflar, hesaba geçirilen alacakların hesap devresi sonunda takas edilmesini kabul ederler. Bu kapsamda, cari hesaba geçirilmiş alacaklar, daha az olan tutarında sona erer.

3. Bakiyenin Tespiti ve Kabulü

Hesap devreleri sonunda, karşılıklı olarak alacakların takas edilmesi sonucunda bakiye tespit edilmiş olur. Bu tespit işleminin hukuki sonuç doğurabilmesi ise kabul edilmesi şartına bağlıdır.

Ticaret Kanunu’nun 94. maddesine göre; tespit edilen bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır.

Cari Hesabın Sona Ermesi

Cari hesap sözleşmesinin hangi hallerde sona ereceği de yine Kanun’da düzenlenmiştir. Buna göre;

Belirli süreli cari hesap sözleşmelerinde, kararlaştırılan sürenin sona ermesi ile cari hesap sözleşmesi de sona erer.

Belirsiz süreli cari hesap sözleşmelerinde ise taraflardan birinin fesih ihbarında bulunması ile sözleşme sona erer.

Taraflardan birinin iflas etmesi halinde de yine sözleşme sona erer.

Ayrıca; sözleşme süreli olup da taraflardan biri bu süre içinde ölür veya kısıtlanırsa her iki taraf ve kanuni temsilcileriyle halefleri on gün önceden haber vermek şartıyla cari hesap sözleşmesini feshedebilir.

Cari Hesapta Zamanaşımı

Ticaret Kanunu’nun 101. maddesine göre; Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara ya da faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere veya tekrarlanan kayıtlara ilişkin bulunan davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrarlar.

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gizlilik ve Çerezler: Bu sitede çerez kullanılmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek bunların kullanımını kabul edersiniz. Çerezlerin nasıl kontrol edileceği dahil, daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın: Çerez Politikası Tamam Gözat