Anonim Şirketler Hakkında -

Anonim Şirketler Hakkında

0 27

Anonim Şirket Nedir?

Anonim şirket; sermaye şirketi olmanın bütün özelliklerini üzerinde barındıran, büyük hedeflerin gerçekleşmesi amacıyla kurulan, tüm ekonomik faaliyetlerde yer alabilen kurullar ile çoğunluk esasıyla yönetilen, hisse senedi, tahvil gibi menkul kıymet çıkarabilen bir şirket türüdür. Türk Ticaret Kanunu’na göre; bir unvana sahip, esas sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından ötürü yalnız mal varlığı ile ortaklarının sorumluluğu, taahhüt etmiş oldukları sermaye payı ile sınırlı bulunan şirketlere anonim şirket denir. Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesine göre, pay sahiplerinin şirkete karşı sorumlulukları yalnızca taahhüt etmiş oldukları sermaye paylarıdır. Anonim şirketi ilkeleri;

  • Çoğunluk ilkesi,
  • Mal varlığının korunması ilkesi,
  • Teknik kadrolarca dışarıdan yönetme ilkesi,
  • Kuruluş,
  • İşleyiş,
  • Devletin ilgilenme yetkisi,
  • Sona erme ilkesi gibi ilkeler ile yönetilir.

Anonim şirket kurmak isteyen kişi ya da ortakların kanun tarafından belirtilen birtakım kurallara uymaları gerekir. Sınırları kanunlar tarafından çizilen anonim şirketin özellikleri şunlardır:

  • Anonim şirketler, kanunca uygulanmasında bir sakınca görülmeyen tüm iktisadi ve ticari konuların gerçekleşmesini amaç edinmek üzere kurulabilir. Bunun için, ana sözleşmede şirketin kurulma amacına ilişkin konunun açıkça belirtilmesi gerekir.
  • Anonim şirket, tüzel kişinin bir tacir olması sebebiyle bir ticaret unvanı altında kurulmalı ve bu unvanı ticaret sicilinde tescil ettirmelidir.
  • Anonim şirket bir sermaye şirketi olduğu için, ticaret unvanı da işin konusu ile ilgili olmalıdır. Anonim şirketi ibaresinin kısaltılmış hali A.Ş.’dir.
  • Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim şirketin kurulabilmesi için bir ya da birden fazla kurucuya sahip olması yeterlidir. Bu şekilde kanun, tek kişinin anonim şirket kurabilmesine olanak tanımıştır.

Anonim Şirket Olağan Genel Kurulu Ne Zaman Toplanır?

Anonim şirket genel kurulları ile ilgili olarak TTK / 409-1:

“Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.” hükmünü içermektedir.

Anonim şirketlerde genel kurul toplantıları her faaliyet döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içerisinde yapılmalıdır. Genellikle şirketler tarafından faaliyet dönemi olarak takvim yılı tercih edilir. Bu durumda, anonim şirketlerin olağan genel kurullarını mart ayı sonuna kadar yapmaları gerekmektedir.

Olağanüstü genel kurul toplantıları ise, şirket için toplantının yapılmasını gerektiren durumların ortaya çıktığı zamanlarda yapılır.

Genel Kurula Çağrı

1.Çağrıya Yetkili Olanlar

Türk Ticaret Kanunu’nun 410. maddesi uyarınca anonim şirketlerde olağan ve olağanüstü genel kurul çağrısını şirketin yönetim kurulu yapar. Görev süresi sona eren yönetim kurulu da genel kurul çağrısı yapabilir. 

Tasfiye halinde olan şirketlerde tasfiye memurları, görevleri ile ilgili konular için genel kurulu toplantıya çağırabilirler.

Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir.

2.Çağrı Usulü (TTK m. 414):

Genel kurul toplantısına çağrı, internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketler için internet sitelerinde ve her halde Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan ilan ile yapılır.  

Pay defterinde yazılı pay sahipleri ile önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.

Genel kurulun toplantıya çağrısı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır.

Çağrısı yapılan ilk toplantıda nisabın temin edilememesi halinde, genel kurul aynı usulle yeniden toplantıya çağrılır. İlk toplantının ilan metnine, nisabın sağlanamaması halinde yapılacak ikinci toplantının çağrısına dair konulan hükümler geçersizdir.

3.Çağrısız Toplantı (TTK m. 416)

Bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, çağrı usulüne uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabilir ve toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler.

Genel Kurul Hazırlık Çalışmaları

1.Yıllık Faaliyet Raporunun Hazırlanması

Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de işaret edilir. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır. (TTK m. 516/1)

2.Finansal Tabloların Düzenlenmesi

Tacirlerin çıkarmak zorunda oldukları “Açılış Bilançosu”  ve “Yıl Sonu Finansal Tabloları” TTK’ nun 68. ve 514. maddelerinde düzenlenmiştir.

Toplantıda Hazır Bulundurulacak Belgeler:

a)Şirketin esas sözleşmesi,

b)Pay defteri,

c)Toplantıya çağrının yapıldığını gösteren gazete ve diğer belgeler,

d)Yönetim kurulu tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporu,

e)Denetçi raporu,

f)Finansal tablolar,

g)Genel Kurul gündemi,

h)Gündemde esas sözleşme değişikliği varsa, izne tabi şirketlerde Bakanlık izin yazısı ve eki değişiklik tasarısı, diğer şirketlerde ise yönetim kurulunca hazırlanmış değişiklik tasarısı,

i)Hazır bulunanlar listesi,

j)Genel kurul erteleme üzerine toplantıya çağrılmışsa bir önceki toplantıya ilişkin toplantı tutanağı.

Toplantı Gündemi

Gündem, toplantıya çağıran tarafından belirlenir. Olağan genel kurullarda TTK’nun 409. Maddesi uyarınca, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır ve karar alınır.

Örnek Olağan Genel Kurul Gündemi:

1.Açılış ve Toplantı Başkanlığının oluşturulması.

2.Yönetim Kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi.

3.Denetçi Raporunun okunması.

4.[…] yılı Finansal tablolarının okunması, görüşülmesi ve onaylanması

5.Yönetim Kurulu üyelerinin ibrası

6.Kârın kullanım şeklinin, dağıtılacak kâr ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi.

7.Yönetim Kurulu üye sayısının ve görev süresinin belirlenmesi ve üyelerinin seçimi

8.Yönetim Kurulu Üyelerinin ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi hakların belirlenmesi,

9.Yönetim Kurulu üyelerine T.T.K’ nun 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi.

10.Dilekler ve kapanış.

Toplantıya Katılma ve Oy Hakkı

Genel kurul toplantısına, yönetim kurulu tarafından düzenlenen hazır bulunanlar listesinde (“Hazirun Cetveli”) adı bulunan pay sahipleri katılabilir.

Pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.

Senede bağlanmamış paylardan, nama yazılı pay senetlerinden ve ilmühaberlerden doğan pay sahipliği hakları, pay defterinde kayıtlı bulunan pay sahibi veya pay sahibince, yazılı olarak yetkilendirilmiş kişi tarafından kullanılır.

Anonim şirketlerde pay sahipleri, oy haklarını genel kurulda, paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak kullanır. (TTK m. 434/1)

Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir tutar öngörülmemişse her yirmi beş Türk Lirası bir oy hakkı verir.

Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haizdir. Birden fazla paya sahip olanlara tanınacak oy sayısı esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir. (TTK m. 434/2)

Anonim Şirketlerde Hükümet Komiserinin (Bakanlık Temsilcisi) Genel Kurula Katılımı

Türk Ticaret Kanunu 407/3. Maddesi uyarınca, 333. maddede anılan anonim şirket genel kurul toplantılarında bakanlık temsilcisi(hükümet komiseri) bulunması zorunludur.

TTK m. 333 kapsamı dışında yer alan şirketler için ise Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 32/a maddesi uyarınca aşağıdaki toplantılarda da bakanlık temsilcisinin bulunması zorunludur:

  • -Kuruluş ve esas sermaye değişikliği bakanlık iznine tabi olan şirketlerin bütün genel kurul toplantılarında,
  • -Genel kurullarında elektronik ortamda katılım sistemini uygulayan şirketlerin genel kurul toplantılarında,
  • -Yurt dışında yapılacak bütün genel kurul toplantılarında,
  • -Yurt dışında yapılacak bütün imtiyazlı pay sahipleri özel kurul toplantılarında,
  • -Gündeminde, sermayenin artırılması veya azaltılması bulunan genel kurul toplantılarında,
  • -Gündeminde, kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi veya kayıtlı sermaye sisteminden çıkılması, kayıtlı sermaye sistemi tavanının artırılmasına ilişkin konular bulunan genel kurul toplantılarında,
  • -Gündeminde, faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği bulunan genel kurul toplantılarında,
  • -Gündeminde, birleşme, bölünme veya tür değişikliği konuları bulunan genel kurul toplantılarında, Bakanlık temsilcinin katılımı zorunludur.

Ayrıca, genel kurulu toplantıya çağıranların talep etmeleri ve bu taleplerin görevlendirme makamınca uygun görülmesi halinde Bakanlık temsilcisi görevlendirilir.

Toplantının Yönetimi ve Genel Kurul Toplantı Tutanağı

Şirket ana sözleşmesinde aksine herhangi bir düzenleme yoksa toplantıyı genel kurul tarafından seçilen bir başkan yönetir. Başkan pay sahibi olmak zorunda değildir. Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı da seçilebilir. (TTK m. 419/1)

Toplantı tutanağı, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibarî değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir. (TTK m. 422/1)

Yönetim kurulu, tutanağı ticaret sicili müdürlüğüne vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür. (TTK m. 422/2)

Toplantının Ertelenmesi (TTK m. 420/1)

Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414. maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.

Toplantı ve Karar Nisabı

Genel Kurul Gündem Maddesi

1. Toplantı Nisabı

2. Toplantı Nisabı

Karar Nisabı

Bilanço Zararlarının Kapatılması İçin Yükümlülük Ve İkincil Yükümlülük Koyan Kararlar veya Kooperatife dönüşme

Bütün Pay Sahipleri

Bütün Pay Sahipleri

Oybirliği

Şirketin Merkezinin Yurt Dışına Taşınmasına İlişkin Kararlar

Bütün Pay Sahipleri

Bütün Pay Sahipleri

Oybirliği

Şirketin İşletme Konusunun Tamamen Değiştirilmesi

3/4

3/4

Sermayenin 3/4

İmtiyazlı Pay Oluşturulması

3/4

3/4

Sermayenin 3/4

Nama Yazılı Payların Devrinin Sınırlandırılması

3/4

3/4

Sermayenin 3/4

Şirketin Tasfiyesine Karar Verme (TTK m. 529)

3/4

3/4

Sermayenin ¾

Birleşme ve Bölünme (TTK m. 151 ve 173)

Borsa şirketleri hariç, sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, Genel Kurul’da mevcut bulunan oyların ¾’ü

Tür Değiştirme (TTK m. 89)

Borsa şirketleri hariç, sermayenin 2/3’ünü  karşılaması şartıyla Genel Kurulda mevcut oyların 2/3’ü ile.

Diğer Ana sözleşme Değişiklikleri

½

1/3

Toplantıda Hazır Bulunan Oyların Çoğunluğu

Kararların Sonuçları

Genel kurul tarafından verilen kararlar toplantıda hazır bulunmayan veya olumsuz oy veren pay sahipleri hakkında da geçerlidir.

Bilançonun tasdikine ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Bununla beraber, bilançoda bazı hususlar hiç veya gereği gibi belirtilmemişse veya bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine engel olacak bazı hususları içeriyorsa ve bu hususta bilinçli hareket edilmişse onama ibra etkisini doğurmaz.

Toplantının İptalini Gerektiren Durumlar (TTK Mad: 445)

TTK’nun 446. maddesinde belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. 

Anonim Şirketlerde ve Yapı Kooperatiflerinde Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Bu yazımızda şirketlerde ve kooperatiflerde avukat bulundurma zorunluluğu, bu zorunluluğun yasal dayanağı, sözleşmeli avukatlara 2020 yılı için ödenecek ücret ve zorunluluğa uymayanlara uygulanacak idari para cezası ele alınmıştır.

Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunun hukuki dayanağı Avukatlık Kanunu’nun 35/3. Maddesidir.

08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren madde “Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 272’nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı (250.000 TL) veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır. Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir.” hükmünü içermektedir.

Buna göre Türk Ticaret Kanunu’nun 332. Maddesinde öngörülen esas sermaye miktarının 5 katı yani 50.000,00 TL asgari sermayenin 5 katı olan 250.000,00 TL veya daha fazla sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatiflerinin sözleşmeli avukat bulundurması zorunludur.

Sermaye artırımı yoluyla sermayesini 250.000,00 TL ve bu tutarın üzerine çıkarmış anonim şirketler bakımından da avukat bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır.

SÖZLEŞMELİ AVUKAT BULUNDURMAMANIN YAPTIRIMI NEDİR?

Avukatlık Kanunu’nun 35. Maddesi uyarınca avukat bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen kuruluşlara “Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.’’ hükmünü içermektedir.

Avukat bulundurması zorunlu olduğu halde avukat bulundurmayan şirketlere 2020 yılı için avukat bulundurmadıkları her bir ay için verilecek ceza;

2.943 TL (2020 yılı için brüt asgari ücret)  x 2 = 5.886 TL / ay’dır.

BULUNDURULMASI ZORUNLU SÖZLEŞMELİ AVUKAT ÜCRETİ

2020 yılı için geçerli olacak TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca sözleşmeli avukatlık ücreti;

Anonim Şirketler       : 2.835,00 TL

Yapı Kooperatifleri    : 1.890,00 TL

olarak belirlenmiştir.

Anonim Şirketlerde Rüçhan Hakkı

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu anonim şirketler için öngördüğü rüçhan hakkı ile paydaşlara sermaye artırımına payları oranında katılma hakkı vermiştir. Böylelikle paydaşların ortaklıktaki sermaye oranlarının korunması amaçlanmıştır. Kısacası, sermayenin artırılması sonucu çıkarılacak yeni paylardan ortaklık sermayesindeki paylarıyla orantılı olarak alma hususunda hâlihazır pay sahiplerine tanınan öncelik hakkına rüçhan hakkı denir.

Buna göre esas sermaye artırımının iç kaynaklardan yapılması durumunda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler. Esas sermaye artırımının dış kaynaklardan yapılması halinde ise her pay sahibi, yeni çıkarılan payları mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına sahiptir.

1.Rüçhan Hakkının Kullanılması

TTK uyarınca, rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin esaslar yönetim kurulu tarafından belirlenir. Buna göre rüçhan hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirleyecek olan yönetim kurulunun bu kararda pay sahiplerine başvuru için on beş günden az olmamak kaydıyla bir süre verir. Bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edilmesi ve eğer varsa anonim şirketinin internet sitesinde yayımlaması gerekmektedir. Kararda öngörülen rüçhan hakkının kullanım tarihi kararın ilanından önceki bir tarih olamaz.

Pay sahipleri hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın rüçhan hakkına sahiptir. Ancak borsaya kote nama yazılı payların devrinde devralan; şirket tarafından tanınıncaya kadar paylardan doğan genel kurula katılma, oy hakkını ve oy haklarına bağlı diğer haklarını kullanamaz. Fakat diğer tüm pay sahipliği haklarının ve özellikle rüçhan hakkının kullanılmasında, iktisap eden herhangi bir sınırlamaya tabi değildir.

TTK, rüçhan hakkının devredilebileceğini açık bir şekilde öngörmektedir. Ayrıca yeni pay alma hakkının belirlenmesinde payların itibari değerinin esas alınacağı da kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir.

2.Pay Sahibinin Rüçhan Hakkının Kanunen Korunmasına Dair İlkeler

Ticaret Kanunu’na göre pay sahibini koruyan ve yeni pay alma hakkını güçlendiren dört temel ilke bulunmaktadır.

a.Rüçhan hakkı esas sözleşme ile sınırlandırılamaz ve kaldırılamaz. Yeni sisteme hakim olan düşünce bu hakkın kaldırılmamasının, hatta sınırlandırılamamasının gerekli olduğu bu yola ancak istisnai olarak gidilebilmesidir. İstisnanın uygulanması söz konusu ise, genel kurul somut olayın özelliklerine göre kararını vermelidir. Esas sözleşmede yer alacak ve hakkı kaldırmaya ya da sınırlandırmaya olanak veren genel bir hüküm bu temel düşünce ile çelişirdi.

b.Bu hak ancak haklı sebeplerin varlığında kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir. Haklı sebepler sınırlı sayı (numerus clausus) değildir. Şirketin finansal menfaatleri, ödeme dar boğazından kurtulma, teknoloji alınması gibi sebepler de haklı niteliğe girer.

c.Yeni pay almanın kaldırılması veya sınırlandırılması, pay sahibi olsun olmasın (haklılık temeli olmadan) bazı kişilerin yararlandırılmasının ve bazı pay sahiplerinin kayba uğratılması amacı ile kullanılamaz. Söz konusu kuralla bazı pay sahiplerinin aleyhine yapılan grup içi yapısal değişikliklerin ve pay oranlarının sulandırılmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Bu hüküm ayrıca, eşit işlem, hakların sakınılarak kullanılması, çoğunluk gücünün haklılıkla sınırlandırılmış bulunduğu ilkelerine açıkça vurgu yapmaktadır.

d.Ağırlaştırılmış nisap ise önleyici niteliği ile bir azlık hakkı oluşturmaktadır.

3.Rüçhan Hakkının Sınırlandırılması

Temel kural rüçhan hakkının sınırlandırılamayacağıdır. Ancak kanunun öngördüğü bazı durumlarda rüçhan hakkı sınırlandırılabilmektedir. Buna göre rüçhan hakkı ancak haklı sebeplerin varlığı halinde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilmekte veya kaldırılabilmektedir.

Ayrıca rüçhan hakkı sınırlandırılırken eşit işlem ilkesine aykırı davranılması, kısıtlama veya yasak aracılığıyla bazı kişilerin yararlandırılması veya bazı kişilerin kayba uğratılması ve rüçhan hakkının bağlam hükümleri ile kısıtlanması yasaklanmaktadır. Ayrıca yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini bir rapor ile açıklamakla yükümlüdür. Hazırlanacak olan bu rapor tescil ve ilan edilmelidir.

Rüçhan hakkının sınırlandırılması için gerekli şartlar aşağıdadır:

3.1.Ağırlaştırılmış Nisap

Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile rüçhan hakkı ile ilgili olan kararları için paydaşların hakkını korumak amacıyla yüzde altmışlık ağırlaştırılmış nisap öngörülmüştür. Bu oran esas sözleşme ile düşürülemez.

3.2.Haklı Sebebin Varlığı

Rüçhan hakkının sınırlandırılmasının bir diğer şartı olarak haklı sebeplerin varlığı öngörülmektedir. Haklı sebep olmaksızın rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kısıtlanması mümkün değildir.

Kanun tarafından halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebepler için örnek olarak sayılmaktadır.

Rüçhan hakkının halka arz nedeniyle sınırlandırılması halinde bu sınırlandırmanın halka arz edilecek olan paylar ile sınırlı olması gerekmektedir.

İlgili anonim şirketin başka bir işletmeyi, başka bir işletmenin kısımlarını veya iştiraklerini devralması için sermaye artırımının yapılmasının gerekmesi ve bu artırım neticesinde ortaya çıkacak payların devralınan işletme sahiplerine tahsis edilmesi gerekmesi halinde, sadece bu gereklilik oranında, rüçhan hakkının sınırlandırılması mümkün olabilir.

Ancak bu sayılan örnekler tahdidi nitelikte olmamakla birlikte somut olayın bu örnekler ile benzer olması da gerekmez. Şirketin finansal menfaatleri, ödeme darboğazından kurtulma, teknoloji alınması gibi sebepler de haklı sebep niteliğindedir.

Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda; sermaye artırımı yapılan ve artırılan sermayenin tamamının şirketin pay sahiplerinden birine olan borcundan karşılandığı olayda; borcun önlenmesi bakımından dahi olsa sadece anılan pay sahibine rüçhan hakkı kullandırılmasının, diğer pay sahiplerinin sermaye artırımına önlediğine ve bunun eşit işlem ilkesine aykırı olduğuna hükmedilmiştir.

3.3.Yararlandırmama veya Kayba Uğratmama

Haklı sebep olmaksızın rüçhan hakkının kaldırılması veya sınırlandırılması, pay sahibi olsun ya da olmasın bazı kişilerin yararlandırılması ve bazı pay sahiplerinin kayba uğratılması amacı ile kullanılamaz.

3.4.Bağlam Hükümleri ile Kısıtlama Getirme Yasağı

TTK uyarınca rüçhan hakkı tanınmış olan pay sahiplerinin bu haklarını kullanmaları, nama yazılı payların devredilmelerinin esas sözleşmeyle sınırlandırılmış olduğu ileri sürülmek suretiyle kısıtlanamaz. Böylelikle TTK, pay sahibinin rüçhan hakkı kaynaklı menfaatini, şirketin hisse senetlerinin (payların) devrine getirmesi ile amaçladığı menfaatten üstün tutmaktadır.

Bu yasak ile sadece paydaşların rüçhan haklarını korunmaktadır; pay sahibi olmayıp devraldığı rüçhan haklarını kullanan kişiler yararlanamaz.

Kısacası, rüçhan hakkının sınırlanmasına veya kaldırılmasına dair kararın geçerli olabilmesi için kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralına, eşitlik ilkesine ve hakların başkalarına zarar vermeyecek veya en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesi ile hiç kimsenin haklı görülmeyecek şekilde yararlandırılmaması veya kayba uğratılmaması ilkesine aykırı olmaması gerekir.

4.Kayıtlı Sermaye Sistemine Tabi Olan Şirketlerde Rüçhan Hakkı

Kayıtlı sermaye sistemlerinde sermaye artırımı yapılırken Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen ve yukarıda açıklamış olduğumuz ilkelere genel kurul karar nisabına ilişkin şart dışında uyulmak zorunludur.

TTK’daki hükümleri yanında kayıtlı sermaye sisteminde yapılacak olan sermaye artırımları Halka Açık Olmayan Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’de de ayrıntılı olarak düzenlenmektedir. Buna göre, sermaye artırımı sırasında yönetim kurulu kararı ile pay sahiplerinin yeni çıkarılacak paylara ilişkin rüçhan haklarının sınırlandırılabilmesi için esas sözleşme ile yönetim kuruluna bu yetkinin verilmiş olması gerekmektedir. Yönetim kurulunun; yeni çıkarılacak paylara ilişkin rüçhan hakkını kısıtlama yetkisi pay sahipleri arasında eşitsizliğe yol açmamalıdır.

Ayrıca kayıtlı sermaye sistemine geçmek isteyen şirketler izin başvurusunda bulunurken; esas sözleşme ile yönetim kuruluna rüçhan hakkını sınırlama yetkisi verilmesi halinde bu yetkinin verilmesinin gerekçelerini içeren bir beyan sunmalıdır.

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Açılacak Sorumluluk Davalarında Zamanaşımı

I. İKİ ve BEŞ YILLIK ZAMANAŞIMI:

Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 560. maddesi uyarınca “sorumlu olanlara” karşı açılacak tazminat davası, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran eylemin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Maddede yer alan “sorumlular” dan kast edilen, “kurucular, yönetim kurulu üyeleri, diğer yöneticiler ve tasfiye memurları” ile “Hukuki Sorumluluk” başlığını taşıyan Kanun’un 549, 550, 551 ve 552. maddelerinde düzenlenen özel sorumluluk hallerinin sorumlularıdır.

Türk Borçlar Kanunu’nun (“BK”) 147. Maddesinin 4. bendi ise, “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.” beş yıllık zamanaşımına tâbidir.” hükmünü içermektedir.

Borçlar Kanunu’nun m. 147/4. hükmü ile TTK’nun 560. Maddesi, sadece müdürler, temsilciler ve denetçiler açısından birbiri ile örtüşmektedir.

Dolayısıyla;

  • Anonim Şirketin müdürleri, temsilcileri veya denetçileri aleyhine TTK’nun 549 ve devamı hükümlerine göre açılacak sorumluluk davaları 560. Maddede belirtilen 2 ve 5 yıllık özel zamanaşımı süresine tabidir.
  • Anonim Şirket ortaklarının birbirlerine karşı açacakları veya şirketle aralarındaki davalar ise BK’nun 147. Maddesinin 4. Fıkrasında belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
  • Anonim Şirket’in Yönetim Kurulu Üyeleri’nin (şirketin diğer yöneticilerinin ve denetçilerinin) şirkete karşı açacakları tazminat davaları ise BK’nun 147. Maddesinin 4. Fıkrasında belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

II. ZAMANAŞIMININ BAŞLANGICI:

1. Şirketin Dava Hakkı Açısından;

Yönetim Kurulu üyelerine karşı aslî dava hakkı sahibi şirkettir. Bu durumda, iki yıllık zamanaşımı süresi, şirketin dava açmaya yetkili organının sorumluyu ve zararı öğrenmesinden itibaren başlar.

Şirketin dava açmaya yetkili organı ise, Yasal Temsilcisi yani Yönetim Kurulu’dur. Dolayısıyla, iki yıllık zamanaşımı süresi Yönetim Kurulu’nun sorumluyu ve zararı öğrenmesinden itibaren başlar.

Çok üyeli yönetim kurullarında, halen üye sıfatını taşıyan bir veya birkaç üye hakkında sorumluluk davası açılması gereken hallerde ise, dava açılmasına karar verme yetkisi, Yönetim Kurulu’nun diğer üyelerine aittir.

Yönetim Kurulu’nda görev alan tüm üyelerin veya tek üyeli yönetim kurulunun tek üyesinin sorumlu tutulması halinde ise, şirketin ortakları ve/veya alacaklıları olmak üzere her ilgili şirketin bu konudaki menfaatlerini korumak üzere mahkemeden Medeni Kanun’un 426. maddesinin 3. Fıkrası uyarınca “temsil kayyımı” atanmasını talep edebilir. Bu gibi hallerde iki yıllık zamanaşımı süresi dava açmakla görevli yeni seçilen yönetim kurulunun veya atanan kayyımın göreve başladığı ve sorumlu ile zararı öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

2. Ortakların ve Alacaklıların Dava Hakkı Açısından;

Ortakların, Yönetim Kurulu üyelerine karşı dolaylı zararları için şirkete verilmek üzere ya da doğrudan zararları için tazminatı kendilerine verilmek üzere açacakları sorumluluk davalarında iki yıllık zamanaşımı süresi zararı ve sorumluları öğrendikleri tarihten itibaren başlar.

Alacaklıların, Yönetim Kurul’u üyelerine karşı sorumluluk davası açmaları ise şirketin iflas etmesi ön koşuluna bağlıdır.

TTK’nun 556. Maddesi uyarınca, iflas halinde şirketin zararı kural olarak iflas idaresi tarafından talep olunur. Ancak, iflas idaresi sorumluluk davası açmadığı takdirde bu davayı alacaklılar ve ortaklar da açabilirler. İşte bu halde, şirketin menkul ve gayrimenkullerinden elde edilen hasılat önce dava açan alacaklının alacağının ödenmesine tahsis edilir, bakiye kalması halinde ise şirkete verilir.

Yukarıda izah edildiği şekilde, dava açma hakkına sahip olan alacaklıların davalarına ilişkin zamanaşımı süresi de alacaklıların sorumluyu ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren başlar.

  • Zamanaşımının başlama tarihini (sorumlunun ve zararın fiilen öğrenildiği tarih) ispat yükümlülüğü ise davacıya aittir.

III. BEŞ YILLIK ZAMANAŞIMI:

Sorumluların veya zararın öğrenilmemesi ve bu sebeple iki yıllık zamanaşımı süresinin sona ermesi halinde beş yıllık azamî bir zamanaşımı süresi mevcuttur.

5 yıllık zamanaşımı süresi, zarar verici fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Beş yıllık zamanaşımı süresi, Yönetim Kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması için öngörülen azami zamanaşımı süresidir. Dolayısıyla, zarar verici fiilin meydana gelmesinden itibaren 5 yıllık sürenin sona ermesinden sonra Yönetim Kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılamaz.

IV. REKABET YASAĞININ İHLÂLİNDEN DOĞAN SORUMLULUKTA

ZAMANAŞIMI:

TTK’nun 396. Maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyelerinden biri, Genel Kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan Yönetim Kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.

Rekabet yasağını ihlâl eden Yönetim Kurulu üyelerine karşı seçimlik talep haklarını kullanma yetkisi, diğer Yönetim Kurulu üyelerine aittir.

396. maddenin 3. Fıkrası ise zamanaşımı ile ilgili olup, “Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini; diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her halde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmünü içermektedir.

Dolayısıyla, rekabet yasağının ihlâli halinde, davanın, ihlâlden doğan hakları kullanmakla yetkili diğer Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluk nedenini öğrenmesinden itibaren üç ay ve her halde sorumluluk yaratan olgunun gerçekleşmesinden itibaren bir yılık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekmektedir.

Anonim Şirket Genel Kurul Toplantıları Usul ve Esasları

Anonim şirket genel kurulları ile ilgili olarak TTK / 409-1:

“Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.” hükmünü içermektedir.

Anonim şirketlerde genel kurul toplantıları her faaliyet döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içerisinde yapılmalıdır. Genellikle şirketler tarafından faaliyet dönemi olarak takvim yılı tercih edilir. Bu durumda, anonim şirketlerin olağan genel kurullarını mart ayı sonuna kadar yapmaları gerekmektedir.

Olağanüstü genel kurul toplantıları ise, şirket için toplantının yapılmasını gerektiren durumların ortaya çıktığı zamanlarda yapılır.

Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali

Genel kurul kararının iptali davası azınlığın ve münferit pay sahiplerinin, çoğunluk tarafından ihlal edilmesi halinde başvurulabilecek en etkili yollardan bir tanesidir. Dava sonucunda alınacak iptal kararı ile ortaklar tek başına çoğunluğa karşı koyabilme hakkına sahip olmaktadır. Bu nedenle anonim şirketlerde iptal davası, azınlık tarafından sıklıkla başvurulan bir yol olmakla birlikte bu dava yönetim kurulu ve koşulların varlığı halinde her bir yönetim kurulu üyesi tarafından da açılabilmektedir.

Bu yazımızda iptal davasının şartları ve usuli kuralları incelenmiştir.

Genel Kurul Kararı İptal Davası Şartları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 445. Maddesinde,  kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabileceği belirtilmektedir.

İptal davası açma hakkı, emredici düzenlemedir. Bu nedenle, esas sözleşme ile veya şirket içi düzenlemeler ile dava açma hakkının sınırlandırılması veya engellenmesi mümkün değildir. Ayrıca genel kurul kararlarının iptalinin talep edilmesi, sermaye borcunun ödenmesi şartına da bağlanamaz.  

Genel Kurul Kararı İptal Davası Açabilecek Kişiler

TTK’nun 446. maddesi uyarınca; kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde pay sahipleriyönetim kurulu ve her bir yönetim kurulu üyesi tarafından genel kurul kararının iptali davası açılabilir:

Pay Sahipleri

TTK’nun 446. Maddesi uyarınca, pay sahiplerinin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilmeleri için bazı koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Buna göre,

a)Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,

b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın;
I.Çağrının usulüne göre yapılmadığını,

II.Gündemin gereği gibi ilan edilmediğini,

III.Genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını,

IV.Genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini, ileri süren pay sahipleri, genel kurul kararlarının iptali davası açabilir.

Bu aykırılıkların varlığının ispatlamasına ek olarak ilgili aykırılığın iptali istenen kararın alınmasını etkilediğinin de ispat edilmesi gerekmektedir.

Anonim Şirket Genel Kurul Kurul Toplantısına Katılmayan veya Katıldığı Halde Muhalefet Şerhini Tutanağa Geçmeyen Ortağın Başvuracağı Yöntem

İptal davası açabilecek kişiler arasında sayılmasına rağmen toplantıda hazır bulunmayan veya hazır bulunduğu halde karara olumsuz oy vererek bu muhalefetini tutanağa geçirtmeyen, ortak, Yönetim Kurulu veya Yönetim Kurulu üyeleri istisnai olarak Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca Genel Kurul Kararlarının kesin hükümsüzlük nedeniyle batıl olduğunun tespitini şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açacakları bir tespit davasıyla isteme imkanına sahiptir.

Genel Kurul kararları aleyhinde ilgili kişilerin, kararların “yokluğunun tespiti”, “mutlak butlan ile batıl olduğunun tespiti” ve “iptal” talepli davalar açılabileceği, yok hükmünde ve batıl olan kararlarla ilgili olarak Kanunun iptal davası için aradığı koşulların aranmayacağı hususunda doktrin ve içtihat birliği bulunmaktadır.

Bununla birlikte toplantıya katılarak olumlu oy kullanan kişilerin iptal talebinde bulunması daha ağır koşullara ve özellikle iyi niyet kurallarına tabiidir.

Yönetim Kurulu

Yönetim kurulu herhangi bir kayıtla bağlı kalmaksızın genel kurul kararlarının iptalini talep edebilir. Ancak yönetim kurulu birden fazla üyeden oluşuyorsa organ olarak iptal davası açılabilmesi için yönetim kurulu kararı alınmalıdır.

Yönetim Kurulu Üyeleri

Anonim şirkette birden fazla yönetim kurulu üyesi bulunuyor ve genel kurul kararının yerine getirilmesi, herhangi bir üyenin sorumluluğunu doğuracaksa bu yönetim kurulu üyesi de tek başına genel kurul kararına karşı iptal davasını açabilir.

Genel Kurul Karar İptal Davasında Süre

İptal davasının, iptal edilmesi talep edilen genel kurul kararının alınmasından itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme 

Dava, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi nezdinde açılır.  

Yetki kuralı, kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır.

Genel Kurul Davalarında Usuli Kurallar:

Yönetim kurulunun, iptal davası açıldığını ve davanın duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan etme ve varsa şirketin internet sitesine koyma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Genel kurul kararları, iptal edilinceye kadar geçerliliğini korur. Mahkeme tarafından yönetim kurulunun görüşü de alınarak iptal konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilebilir.

Genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılması halinde şirket, bu davanın açılması nedeni ile uğrayabileceği muhtemel zararlara karşı davacının teminat göstermesini talep edebilir. Mahkeme teminat yatırılıp yatırılmayacağı ve teminatın nitelik ve miktarı konusunda takdir yetkisine sahiptir. Ancak teminatın nitelik ve miktarının tayininde davacının dava hakkını kullanmasına ve dolayısıyla yargı denetiminin gerçekleşmesine engel olmayacak bir biçimde takdir hakkının kullanılması gerekmektedir.

Genel Kurul Kararının İptalinin Hüküm ve Sonuçları

Genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra tüm pay sahipleri bakımından hüküm ifade eder. İptal kararının kesinleşmesiyle birlikte dava konusu genel kurul kararı, geçmişe etkili olarak alınma tarihinden itibaren ortadan kalkar.

Kötüniyetle İptal Davası Açılması

Genel kurul kararlarına karşı kötü niyetli iptal davası açılması halinde davacı, bu nedenle ortaklığın uğrayacağı zararlardan sorumlu olur. Bu düzenleme ile iptal davası açma hakkının kötüye kullanılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.

Anonim Şirketin Kuruluş Aşamaları Nelerdir?

Anonim şirketi kurmak isteyenlerin takip etmesi gereken adımlar;

  • Öncelikle anonim şirketi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın izniyle kurulur.
  • Şirketin kuruluşundan itibaren 30 gün içinde, şirketin bulunduğu ofisin yer ticaret siciline tescili gerçekleştirilir.
  • Ardından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde bu işlemin ilan edilmesi gerekir.

Anonim şirket kurulurken, şirketin ana sözleşmesinde aşağıdaki bilgiler yer almalıdır:

  • Anonim şirketin açık unvanı,
  • Şirketin varsa ortaklarının bilgileri ve hisse tutarları,
  • Şirketin merkez adresi,
  • Şirketin genel müdürü,
  • Şirkete ait sermayenin %25’i peşin ödenmişse geriye kalan %75’inin ne zaman ödeneceği,
  • Sermaye konusu gibi bilgiler önem kazanır.
Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu sitede size daha iyi bir deneyim sunabilmek adına, bu sayfayı ziyaretinizle ilgili bilgileri toplamak amaçlı çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımı politikamız için Çerez Politikası Tamam Gözat